O kara gün...

09:06

 


Bêrîtan Elyakut/JINHA


AMED - Kürtlerin hafızasında 15 Şubat 1999'un ayrı bir anlamı var. "O kara gün" diye başlayan konuşmalarda, "İnanmak istemedim", "Günlerce yemek yemedim", "Birden hayatta her şeyimi kaybettim sandım" gibi cümleler kuruluyor. Siyasi yönü "uluslararası bir komplo" olarak öne çıkan 15 Şubat'ın Kürt halkında yarattığı travma ise her yıl o gün yeniden tazeleniyor.


15 Şubat 1999 tarihinde PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın uluslararası komplo sonucu Türkiye'ye getirilişinin yıldönümünde o günleri hatırlayanlar, yaşadıkları ruh halini anlatmakta güçlük çekiyor. "O kara gün" diye başlayan konuşmalarda, "İnanmak istemedim", "Günlerce yemek yemedim", "Birden hayatta her şeyimi kaybettim sandım" gibi cümleler kuruluyor. Siyasi yönü "uluslararası bir komplo" olarak öne çıkan 15 Şubat'ın Kürt halkında yarattığı travma ise her yıl o gün yeniden tazeleniyor. "O günden söz etmeye bile tahammülüm yok" diyen Nevriye Kaçan, acılarının ve tepkilerinin ilk gün ki gibi devam ettiğini söyledi. Nevriye, "15 Şubat sabahı uyandığımda televizyonu açtım ve son dakika olarak Önder Apo'nun tutuklandığı geçiyordu. O an dünyam alt üst oldu ve çocuklarımı çağırdım. Haberleri gösterdim son dakika geçiyor dedim ancak çocuklarım yalan haber olduğunu söyledi. Akşama kadar elimiz kolumuz bağlanmıştı ve hayat bizler için durmuş gibiydi, hiçbir şey yapamıyorduk" dedi.


'7'den 70'e herkes sokaklara çıktı'


Tüm Diyarbakır halkının evine kapandığını ve kimsenin sokaklarda olmadığını belirten Nevriye, tüm halkın televizyonun başında oturup haberlerin doğru olup olmadığını beklediğini dile getirdi. İlerleyen saatlerde görüntülerin verildiğini ve PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın tutuklandığının doğrulandığının altını çizen Nevriye, görüntülerin verilmesiyle birlikte 7'den 70'e herkesin büyük bir öfke patlamasıyla sokaklara çıktığını ifade etti. "Sanki dünyada her şeyimizi kaybetmiştik" diyen Nevriye, "Herkes Önder Apo'nun tutuklanması karşısında bir şeyler yapması gerektiğini düşündüğünden ve komploya dur diyebilmek için alanlardaydı. Tüm dünya yapılanın bir komplo olduğunu ve sessiz kalınmaması gerektiğini haykırıyordu" dedi.


'Önderliksiz bir dünyayı kabul etmeyeceğiz'


15 Şubat 1999 tarihinde birçok insanın gözlerinin önünde bedenini ateşe verdiğini söyleyen Nevriye, "Bizler açlık grevlerine girerek karalar giyindik. Devlet Önder Apo'nun tutuklanmasını az görüp çocuklarımızı, eşlerimizi yanımızda öldüresiye işkence ederek cezaevlerine götürdü. Yaşatılan tüm işkenceye rağmen önderliğimizin dört duvar arasına tıkılmasını kabul etmedik ve eylemlerimize devam ettik" şeklinde konuştu. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın tutuklanmasının ardından bile ayaklanan halkın durulması noktasında adım attığına dikkat çeken Nevriye, devletin 16 yıldır, Öcalan'ın Kürt halkı için ne kadar önemli olduğunun farkına varmadığını dile getirdi. 1999 yılının Kürt halkı için kara bir yıl olarak kaldığına değinen Nevriye, "Anlatmak istediğimiz tek şey önderliksiz bir dünyayı kabul etmeyeceğimizdi ve tüm dünya da buna tanık oldu" diye konuştu.


'Hayal dediğim PKK hayal değildi artık'


15 Şubat tanıklarından bir diğeri olan Mülkiye Sevik ise, 1999 yılında yaşananları şöyle anlatıyor, "PKK'nin ilk yılarında Serok'a kızgındım. Çünkü çocuklarımız bir bir dağa gidiyordu ve bizlerde 'bir hayal uğruna çocuklarımız gidiyor' diyorduk. Ancak ilerleyen süreçte hele ki Serok'un yakalanmasını duyduğum an dünyam başıma yıkıldı. Hayal dediğim PKK öyle bir yere yerleşmişti ki bende içimden bir ses sürekli hayal olmadığının ve Serok'a yapılan komploya sessiz kalmaman gerektiğini söylüyordu" diye aktarıyor. Mülkiye, ilk eylemsellik olarak açlık grevine girdiklerini, siyahlar giyerek Dağkapı Meydanında kendini zincirlediğini ifade etti.


'Kürt halkının ayaklanması devlette korku yarattı'


Mülkiye, Türkiye ve Amerika'nın el birliğiyle PKK Lideri Abdullah Öcalan'ı tutukladığını ve PKK'yi bu şekilde bitirebileceklerini düşündüklerini ancak başaramadıklarını belirtti. Mülkiye, Kürt halkının ayaklanmasının devlette büyük bir korku yarattığını dile getirerek, "Dönemin başbakanı Bülent Ecevit bile neden böylesi bir şeyin yapıldığını bilmiyordu. Bizler açlık grevine girdik ve Dağkapı meydanında kendimizi zincire vurduk. Devlet bunu hazmedemeyip bizlere işkence yaparak oradan kaldırdı ve cezaevlerine attı" dedi.


'Kürt halkı artık tutsaklığı kabul etmeyecek'


4-5 gün boyunca yemek yiyemediklerini ifade eden Mülkiye, "Kürt halkı o kadar umutlu ve mücadeleciydi ki Önderliğine sahip çıktı. Kürt halkının ayaklanmasıyla tüm dünya önder aponun öneminin farkına vardı ve komplo tam istedikleri amaca ulaşmadı. Bizler direnişimizle bugünlere geldik. Önder Apo dört duvar arasında bile çözüm sürecini sürdürmekten vazgeçmedi" ifadelerini kullandı.


(fk)