Merdiven altı kadınlar...

09:02

 


Mizgin Tabu/JINHA


İSTANBUL - İLO verilerine göre kadınların yüzde 80'inin güvencesiz çalışma koşullarına mahkum edildiği Türkiye'de merdiven altı diye tabir edilen tekstil atölyelerinde sömürü derinleşiyor. Hastalandıklarından işten atılan, yaşayabilmek için patronun verdiği ücrete razı olmak zorunda kalan, iş kazalarında kendi yöntemleriyle tedavi olmaktan başka seçenek bırakılmayan çoğunluğu Kürdistan'dan zorunlu göç mağduru kadınlar, ekonomide parlak rakamlar sunanların aksine yarının hesabını zor yapıyor.


Türkiye'de milyonlarca işçi güvencesiz ve esnek koşullarda, hiçbir iş güvenliği önlemi alınmadan emek sömürüsüne maruz kalıyor. Söz konusu kadınlar olduğunda ise daha ağır bir tablo ortaya çıkıyor. İLO'nun verilerine göre dünyada kadınların yüzde 70'e yakını güvencesiz işlerde çalışıyor. Türkiye için ise bu veri yüzde 80'leri buluyor. Metropol kentlerde kadınların en çok güvencesiz çalıştırıldığı alanların başında 'merdiven altı' diye tabir edilen tekstil atölyeleri geliyor. Mahallelerin merdiven altı atölyelerinde gün doğumundan gün batımına kadar ağır koşullarda çalışan çoğunluğunun kadınların ve kız çocuklarının oluşturduğu işçiler, sigortasız çalıştıkları için hiçbir güvenceden yararlanamıyor. Beyoğlu İlçesi'ne bağlı Hacı Ahmet Mahallesi'ndeki bir tekstil atölyesinde çalışan 17 yaşındaki Gamze Öztürk, ekonomik nedenlerden dolayı Mardin'in Kızıltepe İlçesi'nden İstanbul'a göç ettiklerini söyleyerek İstanbul'da da geçinebilmek için okulunu yarıda bırakıp tekstilde çalışmak zorunda kaldığını belirtti. 


'Kürt çocuklarına eğitim değil, ölüm reva görülüyor'


Tekstil dışında güvenceli bir işte çalışma olanağının olmadığının altını çizen Gamze, günün erken saatlerinden akşamın geç saatlerine kadar ayakta çalıştığını ifade ederek "Ben burada ortacılık yapıyorum. Bütün gün ayakta çalışıyorum. Sürekli makas kullandığım için parmaklarım nasır tutu bazen parmaklarımın ağrısından makası kullanamıyorum. Parmaklarım acımasın diye yara bandı ve bir bez parçasını parmağıma bağlayarak günün akşam olmasını bekliyorum" dedi. Eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldığı için liseyi dışarıdan okuduğuna işaret eden Gamze, "Benim yaşıtlarım okuldalar, ben de okumayı isterdim ama ailemin maddi durumu iyi olmadığı için ve devlette aileme güvenceli iş olanakları sağlamadığı için çalışmak zorundayım" vurgusu yaptı.  Devletin eşit ve adil olmadığını genç yaşta anladığını dile getiren Gamze, "Onlar kendi çocuklarını en iyi koşullarda eğitim almalarını sağlıyorlar. Kürt çocuklarına ise eğitimi değil sömürüyü ve ölümü reva görüyor"  diye konuştu.


'Kürtler dışarıya kapalı yaşadığında kendini güvende hissediyor'


Gamze, İstanbul'da ekonomik sıkıntıların dışında Kürt olmalarından kaynaklı da zorluk çektiklerini belirterek "Kürtçe konuşurken etrafımdaki bakışlar değişiyor. İnsanlar küçümseyerek bakıyor. Bu yüzden Kürtler, İstanbul'a göç ettiğinde dışarıya kapalı bir şekilde yaşıyor. Kendi kurdukları mahallelerden dışarı çıkmıyor. Buradaki herkes birbirinin akrabası ya da köylüsü. Kürtler, ancak böyle kendilerini güvende hissediyor" sözlerine yer verdi.


'Sağlık güvencemiz olmadan çalışıyoruz'


Tekstil dışında çalışacak farklı mesleklerinin olmadığını ve tek geçim kaynaklarının tekstil olduğunu söyleyen Gülizar Ablay ise, "Elimizde bir mesleğimiz olmadığı için mecburen tekstil işine girdik. Çalışma saatleri çok fazla ve haftada bir gün izin yapıyoruz. Buradan kazandığımız hiç bir şekilde bize yetmiyor kiralar çok yüksek kazandığımızla ancak günü kurtarıyoruz" ifadesini kullandı. Bir evde 9 kişi yaşadıklarını ve aldıkları paranın İstanbul koşullarında yetmediğinin altını çizen Gülizar, "Sürekli yarının hesabını yapıyoruz. Sigortasız maaşımızı daha yüksek verdikleri için sağlık güvencemiz olmadan çalışıyoruz. Geç saatlere kadar çalıştığımız için, bütün günümüz burada geçiyor iş çıkışında farklı bir sosyal aktivite içerisinde yer alamıyoruz" dedi.


'İnsanlarımız burada perişan haldeler'


Rojava'da süren savaştan dolayı Türkiye'nin metropollerine göç etmek zorunda kalan Pervin Hasan'da tekstil atölyesinde çalışarak ayakta kalmaya çalıştıklarını dile getirdi. Pervin, "Savaştan kaçıp buraya geldik. Babam ve kardeşlerim Rojava'da kaldı. Buradaki yaşam şartları çok zor. Kirada oturuyoruz kiramız çok pahalı. Rojava'ya geri dönmek istiyoruz. İnsanlarımız burada perişan haldeler, çoğu sokakta yatıyor. Bütün Kürtler birbirine sahip çıkarsa ancak bu şekilde kurtuluruz" dedi. Pervin, "Bir an önce geri dönmek ve çocuklarımızın kendi anadillerinde olacak bir eğitim sistemin olmasını istiyoruz" diye anlattı.


(fk)