'Paket cinsiyet eşitsizliğini ve ataerkil yapıyı güçlendirecek'

09:02

 


JINHA


HABER MERKEZİ - Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından 8 Ocak'ta açıklanan 'Aile ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Eylem Planı'nı değerlendiren Yrd. Doç. Dr. Nadide Karkıner, bu paket için, esnek üretim koşullarında kadınların emek güçlerinin değil, yaşamlarının ve aile içerisindeki konumlarının ataerkil bir biçimde yeniden kurgulanması olduğunu belirtti.


Anadolu Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nadide Karkıner, 8 Ocak'ta hükümetin açıkladığı "Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Programı Eylem Planı"nı ve bu planın kadınların yaşamlarını etkileyecek olan olumsuzlukları Evrensel gazetesinde kaleme aldı. Nadide, Gezi eylemlerinde katledilen Ali İsmail Korkmaz ve Berkin Elvan'a da değinerek, "21 Ocak 2015 günü Ali İsmail Korkmaz'ın katillerinin aldığı cezalar bu gencecik insanın katliamı onaylamış oldu. Yaşasalardı Ali İsmail Korkmaz ve Berkin Elvan da bu 'Dinamik Nüfus' içinde olacaktı. Devlet, gözden çıkaracağı gençlerin sayısını arttırmak için önlemler almaya devam ediyor. Doğan birinci çocuk için 300 lira, ikinci çocuk için 400 lira ve sonraki çocuklar için 600 lira yardım verecek. Ali İsmail sanırım Korkmaz ailesinin en küçük çocuğuydu" dedi.


'Kadın, aile ve evde konumlandırılıyor'


Bir sosyolog olarak bu eylem planında hangi ailelerden bahsedildiğini anlamaya çalıştığını söyleyen Nadide, "Aile ideolojisi çerçevesinde hazırlanmış olan bu metinde kadının esas işi ev hizmetlerini yapmak, çocuk bakmak olarak ifade edilirken, kadın ancak aile ve evi merkez alan bir hayat içerisine konumlandırılıyor. Ancak çocukları belli bir yaşa geldikten sonra ücretli bir iş bularak kısmi olarak çalışma olanağına sahip olacak kadının ev dışında çalışması gerekli değil, aksine bu eylem planı 'duygusal emek' üzerine temelleniyor, yani kadının ev içinde harcadığı emeği 'annelik içgüdüsü ve merhamet duygularıyla yoğrulmuş maddi karşılığı olmayan bir emek biçimi' olarak ele alınıyor. Bu fedakarlık öyle kutsal ki maddi karşılığını aramak aile kurumuna karşı en büyük ihanet sayılabilir" diyor.


'Kim bu paletteki kadınlar ve çocuklar'


Nadide yazısında "metinde bahsedilen aileler, kadınlar ve çocuklar kim?" derken aklına gelen aileler, çocuklar ve kadınlar için Melih Cevdet Anday'ın şu dizelerini hatırlatıyor:


"Sevdiğim çiçek adları gibi


Sevdiğim sokak adları gibi


Bütün sevdiklerimin adları gibi


Adınız geliyor aklıma."


Nadide devam ediyor: "Köydeki Filiz geliyor, Azime geliyor, Gülfidan geliyor, Elmas geliyor, Bahar geliyor, Hanife geliyor, Ayşe geliyor, Fatma, Şükriye geliyor. Gittim konuştum, yine gidiyoruz yine konuşuyoruz, 'görünmeyen' emekleri nasıl görünür olur, düzenli bir işte ücretli çalışmaları nasıl olanaklı hale gelir onları tartışıyorsun. Çünkü onlar düzenli, sigortalı, ücretli işler istiyorlar. Oysa düşük ücretli mevsimlik işlerde çalışmak için bütün yıl çabalar dururlar" diyor. 


'Onlar o işte hiç çalışmamış gibi görünürler'


Kadınların sarf ettikleri emekten bahseden Nadide şunları dile getiriyor: "Sonra sıcak iyice bastırıncaya kadar güneşin altında didinir dururlar. Arkeolojik kazıda çalışırlar, sebze meyve toplarlar, kıra giderler, kekik toplarlar, Şeker Bayramı gelir, Ramazan ayında çikolata fabrikasında işe girerler, konservede çalışırlar. Bu işlerin hepsi geçicidir. Bitince bir dahaki iş çıkıncaya kadar evde iş, güç, kaynata, kaynana çocuklar uğraşır dururlar. İşten döner dönmez hemen yemek hazırlığına girişirler. Bu köyde kadınlar hangi işte çalışırlarsa çalışsınlar gece yarısı uyanmak zorundalar. Onlar tam zamanlı işlerde çalışmak isterler ama bunun için sigorta, düzenli maaş gerekir. Ürettikleri ürünler, temizledikleri sebzeler kavanozlar içerisinde büyük marketlerin raflarında yerini alırken, onlar o işte hiç çalışmamış gibi görünürler" şeklinde belirtiyor.


'Kadınların emekleri görünmez kılınıyor'


Kadınların emeklerinin görünmez kılındığının altını çizen Nadide, bu görünmezliğin 2014 - 2018 Onuncu Kalkınma Planı'nda resmileştiğini belirterek, "İşte bu görünmezlik. Kırsal ve kentsel alanlarda kadın emeğinin alta sıralanmış konumunu değiştirmek yerine var olan durumu sabitleme, kadın emeğini değersizleştirme işlemini yalnızca düşük eğitim görmüş kadınlara değil, nitelikli iş gücüne sahip kadınlar içinde yaygınlaştırma planı ortaya konuyor. Eğitimli ve nitelikli kadınların konumları da başka çıkar yol bulamayıp kısmi zamanlı işlerde düşük ücretle çalışmak zorunda olan kadınların konumuna indirgeniyor" diye ifade ediyor. Aile ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Planlaması'nda belirtilen 'kısmi zamanlı çalışmaya' da değinen Nadide, "Son 20 yılda Türkiye'de kadının iş gücüne katılımı düşmeye devam ederken, geçici ve güvencesiz işlerde çalışan kadınların sayısında önemli bir artış yaşanıyor. Tam da bu noktada adı geçen eylem planı 'Kısmi zamanlı çalışmayı' kadının emek piyasasına katılımının en doğal biçimi olarak ortaya koyuyor" diyor.


Kültürel aşınmaya çare: Kadınlar eve dönsün


Programda geçen kültürel değerlerdeki aşınma, bireyselleşmenin artması, aile eğitimindeki eksiklikler ve yeni iletişim teknolojilerinin artmasının boşanmalarda artışa, tek ebeveynli ailelerin oranında yükselmeye ve aile kurumunun zayıflamasına neden olarak gösterildiğini ifade eden Nadide,  bunlara çözüm olarak da kadınların eve dönmesi olarak bakıldığını kaydediyor. Nadide bu konuya ilişkin, "Zira doğurganlık hızının yenilenme oranının üzerine çıkarılabilmesi için kadınların çalışmadan evde oturup çocuk doğurması gerekir. Kadın, ücretli emek ve ev-içi emek kıskacından kurtulma mücadelesi içerisindeyken ailenin güçlendirilmesinin temeli kadının ev merkezli yaşantıya dönmesi olarak gösteriliyor. Kadınları ev kadınlarına dönüştürme, dinamik nüfus artışı için aileyi düzenlenme ve disiplin altına alma çabası kadınların sınırsız sömürüsünü olanaklı hale getirecek. Bir yandan çocuk işçiliğinin önlenmesi hedeflenirken kadınların aşırı sömürüsünü getiren bu ortamda çocukların ekonomik refah içerisinde olması, şiddetten uzak olması olanaklı değil" şeklinde belirtiyor.


'Paket cinsiyet eşitsizliğini ve ataerkil yapıyı güçlendirecektir'


Bu eylem planının esnek üretim koşullarında kadınların emek güçlerinin değil, yaşamlarının ve aile içerisindeki konumlarının ataerkil bir biçimde yeniden kurgulanması olduğunu ifade eden Nadide şöyle devam ediyor: "Emek piyasası içerisinde eşit ve özgür olarak var olma savaşı veren işçi ve köylü kadınlara da hanenin yolu gözükmekte midir acaba? Kısmi zamanlı işlerde çalışmak her kadın için olanaklı hale gelecek mi? Geçici işçiliğe ihtiyacın olduğu bölgelerde gecekondu ve köylerde yaşayan kadınların bulduğu geçici işler bu çerçevede devam edecek gibi görünüyor. Düzenli işlerde çalışıp ailesini ve çocuklarını ihmal ettiği düşünülen kadınlarla ilgili bir uyumlaştırmada ne tür işlerde çalışacakları ile ilgili bir açıklama yok. Bu programın hedefleri toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel alanlardaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ve ataerkil yapıyı güçlendirecektir. Kadınları ise yıllardır verilen mücadelelere rağmen güçlenemedikleri emek piyasasından silip süpürecektir."


'Kadınlar kayıt dışı istihdama hapsediliyor'


Planlamanın, kadınları kayıt dışı istihdama ve kısmi zamanlı çalışmaya hapsetme eylem planı olarak ele alınabileceğini belirten Nadide, "Bu uygulamaların temelinde feministlerin yıllardır mücadele ettikleri 'duygusal emek' efsanesine geri dönüş var: Bu efsaneye göre kadınların 'annelik içgüdüsü, merhamet' gibi duygularla harcamak zorunda oldukları bu emeğin karşılığı yoktur. Amaç, maddi karşılığı olmayan bu emek aracılığı ile 'iş ve aile yaşamının uyumlaştırılması'dır" diyor. Kadınların tüketim alışkanlıklarını yeniden üretim düzeyinde değerlendirerek dışarıdan deterjan almak yerine soda ve sabun rendesini karıştırmak, evde konserve yapmak vs. gibi tavsiyelerde bulunmanın, kadının ev içi emeğinin yükünü arttırmaktan başka bir işe yaramayacağını belirten Nadide, "Çalıştığım köydeki kadınlar gibi, hiç gitmedikleri marketlerin raflarında satılan konserveleri yapmak için sabaha karşı yollara düşerler ama evde kendi konservelerini kendileri yaparlar. Yine ekmeklerini kendileri yoğurur ve köyün ortak fırınlarında odun ateşinde pişirirler" diye kaydediyor.


'Kadının annelik görevinin aksatılmaması hedefleniyor'


Kadının ücretli emeği dendiğinde akla emek piyasasına daha az katılma, erkeklerden farklı sektörlerde yoğunlaşma, aynı işyerinde düşük statülü işlerde çalışma ve son olarak da kısmi zamanlı işlerde çalışmanın geldiğini ifade eden Nadide, "Kadının annelik görevini ve ev içi emeğini aksatmaması için kısmi zamanlı işlere yönlendirilmesi daha önce erkeklerden farklı olsa da belli sektörlerde yoğunlaşan ve düşük statülü işlerde çalışan kadınların yerlerini, onlardan daha düşük ücrete ve statüye razı olan erkeklere bırakmalarına yol açacak" diyor.


Nadide, kısmi zamanlı işlere odaklanmanın, kadınların evden çıkmadan dantel örme, kazak örme gibi evde yapabilecekleri işlere yönelmesine neden olacağının da altını çizmekte. 


(şg/mg)