'Çocuk yaşta evliliklerde radikal kararlar alınmalı'
09:06
Rozerin Tekin/JINHA
AMED - Türkiye'de çocuk yaşta evliliğe maruz kalan çocukların yaşadığı travmayı anlatan Prof. Dr. Ahmet Yalınkaya, çocuk yaşta evliliklere ilişkin kesin ve radikal kararlar alınması gerektiğinin altını çizerek, "18 yaşından önce doğuma izin verilmemelidir. Gebeliklere 20 yaş sınırı konulmalıdır. Daha gelişmesi büyümesi devam eden bir çocuğun gebe kalması ve çocuk doğurması bir travmadır ve bu konuda kesin kararlar alınmalıdır" dedi.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ergenliği (adölesan) kişinin 10 ve 19 yaş aralığı olarak tanımlıyor. Dünyada her yıl, 18 yaş altında olan 16 milyon kadın doğum yapmakta ve 2 buçuk milyon ergen kadının gebeliğinin güvenli olmayan düşüklerle sonuçlanmaktadır. Günümüzde bu yaş grubunda olup gebe kalan gençlerin sayısı günden güne artmakta. Bu yaştaki çocuğun anatomik ve fizyolojik gelişmesi henüz tamamlanmamıştır. Bu yaştaki gebelerin sağlık ve eğitim düzeyi çoğunlukla düşüktür. Gençler doğum kontrol metotlarını bilmemekte hatta gebe kalmaya teşvik edilmekte ve erken yaşta gebe kalmaktadırlar. Bu nedenlerle küçük anne adaylarında gebelik ve doğum komplikasyonları sık görülmektedir. Küçük yaşta gebelik, yüksek riskli gebeliklere de neden olmaktadır. Ülkemizde cinsel eğitimlerin olmaması da en büyük sorunlar arasındadır.
'Daha çocukluğunu yaşamadan anne adayı oluyorlar'
Dicle Üniversitesi Kadın Hastalıkları Doğum Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ahmet Yalınkaya, erken yaş gebeliğinin 20 yaşından önce olan gebeliklere adölasan denildiğini söyledi. Ahmet, "Dünya Sağlık Örgütü'nün verdiği rakamlar her yıl 16 milyona kadar erken yaş gebeliği olmaktadır. Tüm gebeliklerde yüzde 10 ve 12'ye kadarını bu gebelikler oluşturuyor. Bunların getirdiği bazı sorunlar var. Daha yeni menarş olmuş bir kız çocuğu erken adelösan döneminde gebe kalıyor. Daha çocukluğunu yaşamadan anne adayı oluyor. Anatomik olarak, fizyolojik olarak, biyolojik olarak daha gelişimini büyümesini tamamlamamış bir çocuğun anne olması beraberinde bir takım sorunlar getiriyor" dedi.
'Çocuk yaşta gebelik apayrı bir yük'
Çocuk yaşta evliliklerde gebelik süresince ve gebelikten sonra doğum döneminde bir takım kompilasyonların ortaya çıktığını belirten Ahmet şunları belirtti: "Erken doğumlar daha fazla gözüküyor. Doğum sırasında daha çok kompilasyonlar oluşuyor. Daha anatomisi doğuma müsait olmadığı için doğumla ilgili sorunlar yaşayabiliyorlar. Çocuk olduğu için daha çok çekiniyor, korkuyor, derdini kimseye anlatamıyor, kendini daha rahat ifade edemiyor. Çünkü daha o aşamada değildir. Örnek verecek olursak rahimin doğumda ters dönmesi bugüne kadar iki kişide gördüm onlardan biri 15, diğeri de 17 yaşındaydı. Çocuk yaşta gebelik apayrı bir yük bindiriyor ve buna bağlı sorunlar yaşıyorlar."
'Babası yaşında biriyle birlikte oluyor'
Çocuk yaşta gebelikler sonucu hayatını kaybedenlerin olduğunu ifade eden Ahmet, "Ailede istem dışı ilişkilerden tut başka ilişkilere kadar bunlar gerçekleşiyor. Bunu yapan erkekler bundan muaf tutuluyor, kızsa öldürülüyor. Maalesef bunlarla da karşılaşılabiliyor. Evlendirilen çocuklar genellikle eşleri onlardan çok büyük oluyor çoğu zaman. Buda büyük bir sorun. Belki babası yaşında biriyle birlikte oluyor. Bunlar aslında çok sakıncalı çocuk psikolojisi, çocuk gelişimi için bir travma yaratabiliyor. Kaderine razı olmaktan başkada bir çaresi kalmıyor. Daha toplumsal, sosyal gelişimini tamamlamadan böyle bir duruma maruz kalınca artık bir şey yapamıyor" sözlerini ifade etti.
'Ömür boyu psikolojik travma yaratıyor'
14 ve 15 yaşındaki çocukların ensestli ilişkiler ya da farklı nedenlerle oluşan cinsel ilişkiye maruz kaldığı zaman gebe kalabildiğini söyleyen Ahmet, "Gebe olduğundan bile haberdar değildir. Ya da korktuğundan, çekindiğinden bunları dile getiremiyor. Dünyada 2 buçuk milyon insan bu yüzden kötü koşullardan düşük yaptırılıyor. Bütün dünyada bu vardır ve bunun önüne geçilmelidir. Nasıl oluyor, eğer ortaya çıkarsa aile kızı kesin öldürür, korkusu ve kaidesi vardır. Olmuş bir olay ve bunu en sağlıklı bir şekilde, bunu yasal çerçeve oturtarak kolaylık sağlanmalıdır" dedi. Bu durumun kişide ömür boyu psikolojik travma yarattığını söyleyen Ahmet, "Eğer düşük yaptırılacaksa güvenli koşullarda kişinin hak ve özgürlüklerini kısıtlamadan ve gerekirse gizlilik çerçevesinde bunlar yapılmalıdır. Aileden gizlide olacaksa bunlar güvenli koşullarda yapılmalıdır. Çünkü güvenli olmayan koşullarda bazen bu insanlar canını kaybedebiliyor. Uygun olmayan koşullarda bazen tıbbi müdahalelere maruz kalabiliyorlar. Ve buda kişinin daha büyümeden çocukluğunu bitirmeden maalesef hayatının sonu demektir. Bu açıdan dikkat edilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
'Radikal kararlar alınmalı'
18 yaş altı gebeliklerin olmaması için nelerin yapılması gerektiğini aktaran Ahmet, sözlerine şöyle devam etti: "18 yaşından önce evlilikler yasak olsa da hala yapılıyor. Bu evliliklere mani olunmalıdır. Yani katı kural haline getirilmelidir. Çocuk yaşta gebeliklere de mani olunmalıdır. İdeal gebelik yaşları 25 ve 30 yaş arasıdır. Bunu genişletirsek biraz daha 20 ve 35 yaş arasıdır. Gebelik yaşı ne kadar aşağı çekilirse, 20 yaşın altı anne için hem tıbbi sorunlar yaratıyor, hem sosyal sorunlar, psikolojik sorunlar ve birçok sorun yaratabiliyor. Çocuk yaşta evliliklere kesin ve radikal kararlar alınmalıdır. Yine 18 yaşından önce doğuma izin verilmemelidir. Gebeliklere 20 yaş sınırı konursa daha iyi olur. Çocukluk gelişimi fiziksel olarak, biyolojik olarak kişinin bedensel gelişimi 20 ila 24 yaşına kadar devam etmekte. Daha gelişmesi büyümesi devam eden bir insanı başka bir olaya maruz bırakıyorsunuz. Yeni bir canlı yaratmaya maruz bırakılıyor. Bu bir travmadır ve bu konuda kesin kararlar alınmalıdır."
'Ülkemizde eğitim yok'
Türkiye'de aileleri bilinçlendirme konusunda eğitimlerin olmadığına işaret eden Ahmet, "Aileler bu konuda eğitilmelidir. Bizim ülkemizde cinsel eğitimler diye bir şey yok. Ne okullarımızda, ne toplumumuzda, nede ailelerimizde eğitim yok. Çocuk kendi başına kalıyor. Başına ne gelirse ne yapacağını bilmiyor. Gebe kalınca ne yapacağını bilmiyor. Bütün kadınlar doğumdan sonra yaklaşık yüzde 10 paspartum depresyonu yaşıyorlar. Ve bu depresyon kişiyi o kadar yalnızlığa itiyor ki, biz bunun farkında değiliz. Bizde cinsel eğitim, çocuk gelişimi, gebelikle ilgili eğitim, çocuk yaştaki gebeliklerin sakıncalarını, risklerini hiç kimse bilmiyor. Bunlar hepsi toplumsal sorunlar. Ve bunlar zaman zaman acı sonuçlarla devam edebiliyor" dedi.
'Eşinin davranışlarını tecavüz olarak algılıyor'
Dicle Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Remzi Oto ise, Türkiye'de üç evlilikten birinin çocuk yaşta gerçekleştiğine dikkat çekti. Evlendirilen bu çocukların mevsimlik işçi olarak çalıştırıldığını, cinsel ve ekonomik anlamda hizmet eden bireyler haline dönüştürüldüğünü söyleyen Remzi, "Çocuk yaşta evlenenler için hayat dramları psikolojik, psikiyatrik, sosyal ve yasal sorunların getirdiği sorunlar var. Çocuk yaşta evlilikler çocuk istismarıdır. Çocuk henüz evliliği algılayamadığı için eşinin davranışlarını tecavüz olarak algılıyor. Ve sürekli tecavüze maruz kalmış bir çocukta psikolojik sorunların çıkması daha yüksek olur. Erken gebeliklerinin de açabileceği psikolojik sıkıntılar vardır. İçinde bulunduğu yaş dönemi itibariyle birçok hormonal ve psikolojik değişimi bir arada yaşamaktadır. Daha kendini tanımaz, kendi kimliğiyle ilgili bocalamalar yaşarken anne kimliğini alacak olması başlı başına bir travmadır. Bu duruma bağlı olarak anne adayının ciddi duygulanım problemleri yaşaması, travmatize olması ve bu durumun eşlerin ilişkilerine yansıması çok olasıdır. Ayrıca henüz çocuk yaşta biri tarafından dünyaya getirilip büyütülecek olan çocuğun da psikolojik sağlığının boyutlarından şüphe edilmelidir" şeklinde konuştu.
(mg)

