Kadınlar 'Sizin aklınızla bu iş gitmez' diyor

09:01

 


Eylem Daş/JINHA


İSTANBUL - Özgecan Aslan'ın katledilmesinin ardından medya ve iktidarın gündeme soktuğu "idam" tartışmaları, "pembe otobüs" çözümlerini "algı operasyonu" olarak değerlendiren kadınlar, "Ceza sistemini değiştirmekle kadın kırımının önüne geçemezsiniz. Topluma yerleşen zihniyetin değişmesi gerekiyor. Kadınları düşünerek bir şey yapmıyorlar, politik çıkarlarını düşünerek kendilerine durumdan vazife çıkarıyorlar. Onların akılları ile bu iş gitmez bu iş feministlerin kadın şiddetine karşı mücadele etmesi, geliştirmesi gerekir" dedi.


Özgecan Aslan'ın Mersin'de katledilmesinin ardından ortaya çıkan tartışmalara kadınlar tepki gösteriyor. İdam ve benzeri tartışmaları 'erk iktidarın ve medyanın yaptığı algı operasyonu' olarak yorumlayan kadınlar cinayetlerin münferit vakalarmış gibi gösterilmeye çalışlıdığını belirtiyor. Ev işçisi Ayten Kargın, idam cezası gibi suni gündemlerle iktidarın ve medyanın toplumu oyaladığına dikkat çekerek toplumun kadına bakış açısının düzeltilmesi ve yerleşen zihniyetin değişmesi gerektiğini vurguladı. Yıllardır ev işçiliği yaptığını dile getiren Ayten, yakın çevresinde kadına olan bakışı değiştiremediğine dikkat çekerek 14 yaşındaki torununu korktuğu için dershaneye gönderemediğinin altını çizdi.


'Kadının bedenine, kimliğine işleyen korkuyu idam etmek lazım'


Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun "Kadına uzanan elleri kırarız" sözleri ve medyada yaygınlaşan "İdam cezası geri gelsin" söylemlerini onaylamadığının altını çizen Ayten, "Kadının bedenine, kimliğine, içine işleyen korkuyu idam etmek lazım, bu ülkede annesinin diz kapağından tahrik olduğunu söyleyen adamlar konuştukça bu cinayetlerin sonu gelmez" vurgusu yaptı. Ayten, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, kadınlara "3 çocuk doğurun" söyleminin baskıcı ve kadını eve hapseden söylemler olduğuna işaret ederek kadınları özgürleştirmeyen politikaların sonucunda kadın kıyımlarının devam ettiğini belirtti.


'Medyada algı operasyonları yapılıyor'


Barış İçin Kadın Girişimi aktivisti Nimet Tanrıkulu ise Özgecan Aslan katliamının kadını eve hapseden zihniyetin sonucu olduğunu ve ilk katliam da olmadığını ifade ederek farklı kimliklerde kadınların katliamına onay veren politikaların bu katliamların önünü açtığını söyledi. Nimet, idamla ya da diğer söylemlerle kadın cinayetlerinin sadece üstünün örtüleceğine işaret ederek "Ceza sistemini değiştirmekle kadın kırımının önüne geçemezsiniz. Topluma yerleşen zihniyetin değişmesi gerekiyor" dedi. Medyada "algı operasyonu" yapıldığının altını çizen Nimet, medyanın kadın katliamlarının önünü açan dilden vazgeçmesi gerektiğini, kadınlara dönük siyasi yaklaşımı mahkum eden dili oturtması gerektiğini belirterek "Kadınını yok sayan politikaların terk edilmesi ile birlikte kadın cinayetlerini önleme konusunda ancak bu şeklide yol kat edilebilir" dedi.


'Korku filminin içinde yaşar gibi yaşamak istemiyoruz'


İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakütesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Serpil Çakır ise erkek koruması değil, devlet koruması ve yasa koruması istediklerine dikkat çekerek dolmuş, otobüs, taksi gibi kamusal araçların denetlenmesinin, yeni kurallar getirilmesinin ve sokaklarda, parklarda daha fazla ışıklandırmanın yapılmasının elzem olduğunu vurguladı. Serpil, "Bize, kadınları toplumdan ayıran pembe otobüs uygulamaları gibi safsatalar ile gelmesinler, kadınları daha çok sokağa çıkartacak yasalar yapıp suçluları cezalandırsınlar" dedi. "Şiddetin tecavüzün bahanesi olamaz, ülkesi, milleti de..." diyen Serpil, Özgecan Aslan cinayetinin ilk kadın katliamı olmadığını, bundan önceki katliamlarda olduğu gibi kınama, beddua gibi tepkiler vermenin yeterli olamayacağını, göz kapatarak, cezalandırmayarak, örtbas edilemeyeceğini, "kadınların korku filminin içinde yaşar gibi yaşamak  istemediklerini" söyledi.


'Kadınlar her gün şiddetin farklı hallerini yaşıyor'


Ses sanatçısı Özlem Gerçek de, "Hepimizin tanık olduğu bir vakadır Özgecan katliamı" sözlerine yer vererek katliamda şiddet kısmının ön plana çıkartıldığına vurgu yaparak bu şiddetin erk iktidarla bağının görülmesi gerektiğine değindi. Bu cinayetin de diğer kadın cinayetleri gibi politik bir cinayet olduğunu ifade eden Özlem, "Her gün benzer şiddet vakalarını, kimlik boyutuyla, cins kimliği boyutuyla, bazen inceltilmiş bazen de kaba şiddet boyutuyla yaşıyoruz. Fakat, Özgecan cinayetinde özel bir durum var. Hâkim sistemin koruduğu adalet, erkek şiddetini meşru gören bir tarihten besleniyor, hukuksal anlamda hiçbir şey yapılmadığını ve meşru görüldüğü için hatta ödüllendirildiği için bu cinayetle beraber ayyuka çıktı" dedi. Özlem, "Şu ana kadar herhangi bir kadına uygulanan şiddete dair sindiren korkutan hiçbir uygulama ile karşılaşmadık, sapıklığı yeniden yeniden üreten bir sistem var, herkes potansiyel bir tehdit, iktidarın her gün güçlendirdiği bu sistemle mücadele edilmeden bu olaylar ne ilk ne de son olacaktır" diyerek kadınların, her zamankinden daha çok örgütlenmesi ve sesini çıkarması gerektiğini belirtti.


'Kadın erkek eşitsizliğini bu topluma pompaladılar'


Petrol İş Sendikası Kadın Dergisi editörü Necla Akgökçe ise, "Esasında bu erkek devletin, Özgecan'ın ölümüne kendi gerici baskıcı politikalarını uygulamasına şaşmadım, bizzat kendileri, kadın cinayetlerine teşvik ettiler, kadınların eve kapanması gerektiğini söylediler, hamile kadın dışarıya  çıkmamalı, çalışmamalı, hem çocuk bakımı hem çalışmak zordur, mini etek giyilmesin tahrik olunuyor dediler, kadın erkek eşitsizliğini bu topluma pompaladılar" vurgusu yaparak iktidarın şimdi idam cezası geri gelsin söylemleri ile suni gündem yaratmalarına şaşırmıyorum" ifadelerini kullandı. 


'İktidarın aklı kadın cinayetlerini önlemeye yetmez'


Özgecan katliamı ile birlikte toplumda infial oluştuğunun altını çizen Necla, "Hiçbir şey yapmayıp bu durumdan etkilenerek kendi politikalarına lanet ediyorlar, idam cezasını getirseler ilk tecavüzcüsünü öldüren kadınları asarlar tıpkı İran'da olduğu gibi. Kadınları düşünerek bir şey yapmıyorlar, politik çıkarlarını düşünerek kendilerine durumdan vazife çıkarıyorlar" diyerek feminist kadınların da tüm bu politikalara karşı mücadele etmeleri gerektiğini kadın dayanışmasına her zamankinden daha çok ihtiyaç olduğunu belirtti. "Kadın örgütleri, meclis olağanüstü toplansın, tedbir geliştirsin, denetim mekanizmaları oluşturulsun dedi, hükümet, yandaş kadın örgütlerini yanlarına alıp mücadele eden kadınları yok saydılar" vurgusu yapan Necla, "Onların akılları ile bu iş gitmez bu iş feministlerin kadın şiddetine karşı mücadele etmesi, geliştirmesi gerekir" diyerek başta iktidarın kendisinin suçlu olduğunu ve yargılanması gerektiğini dile getirdi.


(fk)