Van'da KESK bileşenleri Özgecan için yürüdü

18:37

 


JINHA


WAN - KESK Van Şubeler Platformu, yüzlerce kişinin katılımıyla Özgecan için meşalelerle yürüdü. Yürüyüşün ardından yapılan basın açıklamasında kadına yönelik şiddetin ve kadın katliamlarının önlenmesi konusunda başta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın ilgili kurumların görevlerini yerine getirmeleri gerektiğini vurgularken, kadına yönelik şiddetle mücadele konusuna Türkiye'nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uyulması çağrısında bulundu.


Mersin'in Tarsus ilçesinde katledilen Özgecan için Türkiye ve bölgenin her yerine protesto gösterileri devam ederken, Van'da da KESK Şubeler Platformu tarafından Aydın Perihan İş Merkezi önünden Feqiyê Teyran Parkı'na kadar meşaleli yürüyüş düzenlendi. Yüzlerce kişinin katıldığı yürüyüşe KESK bileşeni sendikalar, Emek Partisi ve çok sayıda yurttaş katıldı. "Îro Özgecan Sibê Kî? Bêdeng Nemîne! Bugün Özgecan Peki Yarın? Sessiz Kalma", "Özgecan'ın Çığlığını Duydunuz mu?" pankartları, çok sayıda döviz ve lolipopun taşındığı meşaleli yürüyüşte sık sık "Jin Jiyan Azadî", "Bijî Berxwedana Jinan", "Kadına kalkan eller kırılsın" sloganları atıldı. Yakalarında Özgecan'ın fotoğrafını taşıyan kitle alkış, slogan, zılgıt ve "polis" eşliğinde Feqiyê Teyran Parkı'na kadar yürüdü.


Sadece Ocak ayında 26 kadın katledildi


Yürüyüşün ardından KESK Van Şubeler Platformu adına basın açıklamasını okuyan Büro Emekçileri Sendikası Yöneticilerinden Dilek Sezer Dağlı, sadece Ocak ayında 26 kadının katledildiğini, 24 kadına zorla fuhuş yaptırıldığını, 36 kadın ve kız çocuğunun yaralandığını, 13 kadın ve kız çocuğuna cinsel tacizde bulunulduğunu hatırlattı. Şiddeti uygulayan erkeklerin konuştukları ortak dilin, "erkek egemenliğinin dili" olduğuna işaret eden Dilek, "Bu dil ölümün, yok etmenin, aşağılamanın dili. Biz kadınlar ise yüzyıllardır eril karanlığa karşı yaşamı savunuyoruz. Özgürlükler ve barış için mücadele ediyoruz" dedi.


'Hayat karartan erkek şiddetine karşı susmuyoruz'


Açıklamasında 13 yaşında 26 kişinin tecavüzüne uğrayan N.Ç ve 14 yaşında 34 kişinin cinsel istismarına uğrayan Ö.Ç'yi hatırlatan Dilek, "N.Ç’ye ilişkin davada 26 kişinin tecavüzüne uğrayan N.Ç hakkında yerel mahkeme 'Kızın rızası vardı' dedi, Yargıtay kararı hukuka uygun buldu. Özgecan’ı, Pippa’yı, Dora’yı öldüren, N.Ç. ve Ö.Ç gibi nice çocuğun hayatını karartan erkek şiddetine karşı susmuyoruz. Katledilen, tecavüze, tacize uğrayan, sırf kadın olduğu için, dayatılan yerine kendi seçtiği kimliği yaşadığı için aşağılanan tüm kadınlar gözümüzde bir" ifadelerine dikkat çekti.


'Kadınları katledenler en ağır cezaya çarptırılmalı'


"Adında 'kadın' olmayan bir bakanlığı kadına ilişkin politikalar yapmakla yetkin gören bir devlet aklıyla devam edildiği, devletin kadından sorumlu bakanı kadın cinayetlerini normalleştirdiği sürece, ülkenin yetkili ağızları, etnisite, dil, inanç ve toplumsal cinsiyet temelinde ayrımcı söylemlerde bulundukları müddetçe bu konuda bir ilerleme kaydetmek mümkün değil" açıklamalarında bulunan Dilek, eril sisteme karşı seslerini yükselteceklerine ve mücadele edeceklerine dikkat çekti. Dilek, kadınların anne, eş, çocuk, ucuz iş gücü olarak görülmesine itiraz ettiklerinin altını çizerken, KESK'li kadınlar olarak tüm kadın katillerinin ve kadına şiddet uygulayanların en ağır cezalara çarptırılmasını istediklerini dile getirdi.


'İdam cezası tuzağı'


"Öfkeyle haykırıldığı gibi 'idam cezası'nın uygulanması talebindeki tuzağa dikkatinizi çekmek istiyoruz" ifadeleriyle konuşmasına devam eden Dilek, "Bunları önlemenin yolu idamı yeniden getirmek değil. İran’da, Afganistan’da ABD’de idam cezası var. Asıl olan kadının kadın kimliğiyle var olabilmesini sağlayacak bir toplumsal yapıya dönüşümü, kadın için kadını gören politikalar yapılması ve toplumsal cinsiyet perspektifinin hayat bulduğu bir adalet sistemi talebini yükseltmektir" vurgusunu yaptı.


'Uluslararası sözleşmelerin gerekleri yerine getirilmeli'


Özgecan Aslan cinayetinin sıradan bir adli vakanın çok ötesinde yıkıcı sonuçları olan toplumsal bir soruna işaret ettiğine değinen Dilek, "Bu farkındalıkla, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurumları kadınların güçlendirilmesi ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için acil harekete geçmeye ve bu süreçte kadın hakları ve kadına yönelik şiddet konularında deneyim sahibi sivil toplum kuruluşlarını dikkate almaya çağırıyoruz" açıklamalarında bulundu. Dilek konuşmasında İstanbul Sözleşmesi olarak anılan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” ve CEDAW başta olmak üzere Türkiye’nin kabul ettiği/onayladığı ilgili uluslararası sözleşme ve belgelerin gereklerinin yerine getirilmesi talebinde bulundu.


Dilek, "Kadınların erkek şiddetiyle ölmesine, yargının erkekten yana tavır almasına tahammülümüz yok" sözleriyle açıklamayı sonlandırdı.


Açıklamanın ardından bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirilirken, sonrasında ise Özgecan ve erkekler tarafından katledilen tüm kadınlar için İlkay Akkaya'nın "Vay Dayê" şarkısı okundu.


(gk/dc)