'Değişen sınırlar değişmeyen bakış acısı'
09:01
Mizgin Tabu/JINHA
İSTANBUL - Galatasaray Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Neşe Özgen, 2000 yılından beri, Suriye, Irak ve İran sınırları üzerine antropolojik ve sosyolojik bir çalışma yürütüyor. Çalışmada sınırların sürekli değiştiğini kaydeden Neşe, "Sınır aslında karşı karşıya duran iki farklı ülkenin teğeli değildir. Birbirinden farklı renklerde parçalardan oluşmuş iki coğrafyanın birleştiği yer değildir. Sınır bir geçişliliktir bir yandan. Ama sınırın ve devletin hükümlerinin neyi alıp neyi bırakacağı kararı son derece değişkendir her zaman'' dedi.
Türkiye Cumhuriyeti, başta Kürt coğrafyası olmak üzere çeşitli coğrafyalarda işlediği katliamlarla adını tarihe yazdırdı. Zilan, Sivas, Dersim, 33 Kurşun, Roboski... Uzayıp giden listenin ardındaki sosyolojik gerçek ise ayrı bir araştırma konusu. Özellikle Özalp'te 33 Kürt köylünün kurşuna dizildiği, 33 Kurşun Katliamı ve 17'si çocuk 34 kişinin TSK'ya ait savaş uçaklarıyla bombalanarak katledildiği Roboski'nin T.C'nin Lozan sonrası çizilen Kürt coğrafyasındaki suni sınırlarda olması dikkat çekici. İşte bu konuyu ele alan Galatasaray Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Neşe Özgen, 2000 yılından beri, Suriye, Irak ve İran sınırları üzerine antropolojik ve sosyolojik bir çalışma yürütüyor. Araştırmasının sonuçlarını JINHA ile paylaşan Neşe, Roboski Katliamı'nın kendisine 33 Kurşun Katliamı'nı hatırlattığını söyledi.
33 Kurşun'un önemi
Neşe, ''Roboski, benim hayatımın hem çok büyük bir üzüntüsü hem de gözümü diktiğim önemli sınır olaylarından birisi oldu'' sözlerine yer verdi. 2000 ile 2003 yılları arasında İran'da Van'ın Özalp İlçesi'nde 33 Kurşun'un geçtiği köylerde antropolojik çalışmalar yaptığının altını çizen Neşe, ''33 Kurşun'dan sonra sınırda vatandaş olmakla devlet arasındaki ilişkinin bundan sonra cereyan eden öykülerle nasıl tekrar tekrar farklılaştığını izledim'' vurgusu yaptı. ''Merak ettiğim şey, vatandaşın devletle nasıl ilişkiye geçtiği ve 33 Kurşun'dan sonra adalet anlayışının tecelli edip etmediğiydi'' diyen Neşe, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez neredeyse bir grup Kürt köylüsünün genelkurmay üzerinden hakkını aradığını ve bir kolordu komutanının idama mahkûm edildiğini kaydetti.
'Siyasi bir mesele olmazsa kaçakçının kanının hesabı sorulmaz'
Roboski Katliamı'nı ilk duyduğunda bunun yeni bir 33 Kurşun olup olmadığını düşündüğünü söyleyen Neşe, Roboski'nin sınır çalışması yaparken ziyaret ettiği köylerden biri olduğunu belirterek yeni iktidarın Kürtleri sınırda katletmesinin bir başka biçimi olup olmadığını sorguladığını ifade etti. ''Sınır üzerinden giden başka bir katliam hikâyesi miydi?'' sorusunu sorduğuna işaret eden Neşe, ''Sınırlarda katliamlar sürekli olur. Eğer, bu olay siyasi bir mesele haline getirilmezse toplu sınır öldürmelerinin hesabının sorulması son derece güçtür, kaçakçının kanının hesabını soran olmaz'' dedi. Neşe, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana çevresindeki bütün ülkelerin, rejimlerinin, coğrafyalarının, ekonomilerinin, vatandaşlık biçimleri ve devlet anlayışlarının değiştiğine dikkat çekti.
'Sınır iki farklı ülkenin teğeli değildir'
Sınırların sürekli değiştiğinin altını çizen Neşe, fakat Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarının da sınırlara bakışının da sürekli değiştiğini dile getirerek ''Sınır aslında karşı karşıya duran iki farklı ülkenin teğeli değildir. Birbirinden farklı renklerde parçalardan oluşmuş iki coğrafyanın birleştiği yer değildir. Sınır bir geçişliliktir bir yandan. Ama sınırın ve devletin hükümlerinin neyi alıp neyi bırakacağı kararı son derece değişkendir her zaman'' dedi. Neşe, sadece karşı ülkeyle ilişkilerine göre değil, aynı zamanda iç bölgedeki dinamikliklerine göre de değişebileceğini belirterek ''Mesela Hopa'daki sınırın dinamikleriyle Dereköy'deki sınırdaki dinamikleri bir birinden farklı olmuştur. Nusaybin'in sınır dinamikleriyle Özalp'in sınır dinamikleri farklı olmuştur. Dolayısıyla, her olayın cereyan ettiği anı o olayın cereyan ettiği dönem ve şartlara göre değerlendirmek gerekiyor'' şeklinde konuştu.
'Hakim yas kültürünü hesap sorma yoluyla aşmak zorundayız'
Rojava'da süren savaşa ve savaş sonrasındaki anmalara değinen Neşe, bu anmaların yas kültürünü süreklileştirmeyi aşma da çok yararlı olacağını düşündüğünü söyleyerek "Aynı şeyi biz Roboski içinde yapmalıyız. İnsanların kendi acılarını ve yaslarını sonsuza kadar tutmalarını onaylayan, teşvik eden ve bütün bu acıları hesap sorma içerisinde yok etmeye çalışan hakim yas kültürünü hesap sorma yoluyla aşmak zorundayız" vurgusu yaptı. Neşe, Türkiye'de hangi acıların hangi şartlarda nasıl yaşandığının idrakine varıcı ve bunu Roboski'nin acısıyla birleştiren, Roboski'nin acısına destek veren, bir yerden hesap sorma kültürünü geliştirmenin elzem olduğunu kaydederek ''Aksi takdirde geçmişte de sol fraksiyonun yaptığı gibi bir katliam uğurlamasıyla ve katliamdan sürekli bir mağdurlaşma hikâyesiyle çıkarak kendi hesap sorma kültürümüzü geliştirememekle karşı karşıya kalırız'' dedi.
(fk/mg)

