'Ulus-devlet, Kürt dilini dört duvar arasına hapsetti'

10:28

 


JINHA


AMED/WAN - UNESCO tarafından kabul edilen 21 Şubat Anadil Günü, Diyarbakır'da çeşitli etkinliklerle kutlanacak. "Ulus-devlet, Kürt dilini sadece dört duvarın arasına hapsetti" diyen Nesrin Navdar, ulus devlet zihniyetinin asimilasyon politikaları ile Kürt dilinin yaşam dili olmasını engellediğini ve ulus-devlet zihniyetinin yıkılmadıkça Kürt dilinin yaşam dili olması önünde engellerinde kalkmayacağını ifade etti.


Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO) tarafından, 21 Şubat 1999'da "Uluslararası Anadil Günü" ilân edildi. Her yıl 21 Şubat Anadil Günü olarak kutlanırken, Türkiye'de halen anadil önündeki ciddi engeller devam ediyor. 21 Şubat Dünya Anadil Günü'nün yaklaşması ile birlikte Kürtler de anadilde eğitim taleplerini bir kez daha dile getirecek. "Bir insanın dili bir kimliğidir. İnsan kimliği ile varlığını kanıtlar. Bizim de kimliğimiz dilimizdir. Kürtçe konuşup Kürtçe yaşamalıyız" diyen eğitimci kadınlar, ailelere, çocukları anadilleriyle yetiştirme çağrısında bulundu.


'Tüm kurumlarımız dil kurumumuza destek vermeli'


Diyarbakır Kürt Enstitüsü öğretmenlerinden Nesrin Navdar, Anadil Günü'nde çeşitli etkinlikler düzenleyeceklerini söyledi. Diyarbakır'da anadil yürüyüşü yapacaklarını kaydeden Nesrin, Sümerpark Resepsiyon Salonu'nda bir etkinlik düzenleyeceklerini ifade eti. Nesrin, "Resepsiyon salonunda yaklaşık 3 aydır çalışmalarını sürdürdüğümüz sözlü çocuk edebiyatı etkinliğini yapacağız. Kürt masallarını katılımcılara resimli olarak anlatacaklarını söyleyen Nesrin, "Bu anlatılanlar da sonradan kitap olacak ve 21 Mayıs'ta çocuklara dağıtacağız" dedi. Nesrin, asimilasyon ve bunun devamında gelişen oto-asimilasyonun 70 yıl sürdüğünü söyledi. 23 senedir bu yasaklamaların kalktığını ifade eden Nesrin, "1925'ten 1992'ye kadar süren yasakta asimilasyon çok kötü bir şekilde yürütüldü. Kürtler artık asimilasyondan oto-asimilasyon boyutuna ulaştıkları bir noktaya vardılar bu 70 yıl içerisinde. Bu da bizim için çok büyük bir tehlikedir" şeklinde konuştu. Bu tehlikenin en kısa zamanda ortadan kalkması gerektiği vurgusu yapan Nesrin, "Bunun için tüm kurumlarımızın dil kurumuna destek vermesi gerekiyor" diye belirtti.


'Ulus-devlet, Kürt dilini dört duvarın arasına hapsetti'


Nesrin TZP Kurdî'nin tek başına bu oto-asimilasyon sisteminin altından kalkamayacaklarını ifade ederek, "Bu hem ekonomik anlamda hem de kişisel anlamda destek isteyen çok önemli bir durum. Bu yüzden tüm kurumlarımızdan destek bekliyoruz" diye konuştu. "Ulus-devlet, Kürt dilini sadece dört duvarın arasına hapsetti" diye konuşan Nesrin, ulus devlet zihniyetinin asimilasyon politikaları ile Kürt dilinin yaşam dili olmasını engellediğini ve ulus-devlet zihniyetinin yıkılmadıkça Kürt dilinin yaşam dili olması önünde engellerinde kalkmayacağını ifade etti.


'İmha ve inkâra rağmen Kürt dili direndi'


KURDÎ-DER Erciş Şube Eş Başkanı Yağmur Koldaş, Türkiye'nin Kürt dili üzerinde imha ve inkâr politikalarının yoğun olarak sürdürüldüğünü kaydederken, "Kürtler anadilleri için Türkiye'de ciddi bir mücadele yürüterek büyük bedeller verdi. Bugün Kürtler asimile olmuş dilleri için önemli çalışmalara yer veriyor. Dilimiz üzerimizdeki derimiz gibidir. Bizler Kürt halkı olarak dilimize sahip çıkmalıyız ve dilimizi zenginleştirmek için mücadele etmeliyiz" şeklinde konuştu. Yağmur, anadil eğitiminde anne ve babalara da önemli görevler düştüğüne dikkat çekerek, "Evde verilen eğitim üniversite ve kurslardaki eğitimden daha önemlidir. Eğitim ille de kalem kâğıt alınarak bir şeyler öğrenmek değildir" ifadelerinde bulundu.


'Kürtçe konuşup Kürtçe yaşamalıyız'


Anadillerinin okulda seçmeli ders yerine zorunlu eğitim haline gelmesi gerektiğini aktaran Yağmur, Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesi noktasında atılacak en önemli adımlardan birisinin okullarda Kürtçe eğitimin verilmesi olduğuna değindi. "Bizler sadece Kürtlerin değil bu ülkede yaşayan herkesin bizi bizim dilimizde tanımalarını ve anlamalarını istiyoruz" diyen Yağmur, "Bir insanın dili kimliğidir. İnsan kimliği ile varlığını kanıtlar. Bizim de kimliğimiz dilimizdir. Kürtçe konuşup Kürtçe yaşamalıyız" dedi.


'Diller kültürlerin aracıdır'


Eğitim Sen Erciş Temsilciliği Sekreteri Zeynep Taşdelen de, 21 Şubat'ın Kürtler ve dillerini konuşamayan halklar tarafından önemine işaret etti. Sözlerinde "Anadil doğruyu, yanlışı, ilk öğrendiğimiz. gülüp ağladığımız, düşünüp rüyalar gördüğümüz ve kişilik gelişimimizde önemli yere sahip tek sözcüdür" ifadelerine değinen Zeynep, her kültürün dili ile var olduğuna vurgu yaparak, dilin geçmişle gelecek arasında kültürlerin devamına yönelik önemli bir araç olduğuna dikkat çekti. Zeynep, "Dil halkların aynasıdır. Anadilini yitirmiş bir insan kimliğini de yitirir" derken, anadilin, kişilerin toplumundan dünyaya açılan bir pencere olduğunu kaydetti. Zeynep, "Bir çocuğa ana dilini yasaklamak ona yapılacak en büyük işkencedir. Çünkü kendini ifade edemeyen çocuk, yaşamında sağlıklı bir iletişim kuramayacağı için sosyal ve psikolojik anlamda çöküntü yaşar" sözlerine dikkat çekerken, "Anadilini yitirmiş bir insan öz kimliğini ve öz kültürünü yitirmiştir. Velililerimizin, çocuklarımızın çok dilliğini evde, yuvada ve okulda desteklemek için gerekli çalışmaları yapmalarını istiyoruz" diye belirtti.


'Tekçi söylem el değiştiriyor ancak sistem değişmiyor'


Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Çağla Yolaşan ise kültürel asimilasyonun gençler üzerindeki etkilerine değindi. Anadilinin Zazaca olduğunu ancak anadilini rahatlıkla ve tam anlamıyla konuşamadığını ifade eden Çağla, "Şu an kendimi Türkçe daha iyi ifade edebiliyorum. Bu işte kültürel soykırımın sonuçlarından biri olarak ortaya çıkıyor" dedi. Kültür ve anadilinin insan üzerinde çok önemli etkileri olduğunu belirten Çağla, "Kültürün ve anadilini yaşatmadığın zaman sen de yoksun anlamına geliyor" şeklinde konuştu. Mücadele etmenin önemine vurgu yapan Çağla, "Bunun için çeşitli platformlar var ancak en önemlisi bu dili ailenin yanında konuşmaya başlamak. Ya da Alevi bir gencin kendi inancını koruyarak kültürün bu şekilde korunabileceğine inanıyorum" ifadelerini kullandı. Çağla, asimilasyon politikalarının temel hedefinin, ev içinde Kürt dilinin kullanımına yönelik olduğuna vurgu yaparak, asimilasyon politikasını yürütenlerin hedefine ulaştığını söyledi. Nesrin, dilin yeniden yaşam dili haline gelmesi için dil aktivizmin şart olduğunu söyledi.


(ekip/gk/fk/mg)