Şilan Rojinda: Tek çare sonsuz boşanmayı başarmak
10:25
Tamara Asmin/JINHA
BEHDİNAN - Mersin’in Tarsus İlçesi’nde katledilen Özgecan Aslan şahsında yaşanan kadın katliamlarını değerlendiren KJK Yürütme Koordinasyon Üyesi Şilan Rojinda, “Tek çare bu barbar erkek sisteminden sonsuz boşanmayı başarmaktır. Erkek sistemine muhtaç olan kadının yaşayacağı gerçeklik kırım olacaktır. Kendi aklımız, vicdanımız, estetiğimiz, felsefemiz, ekonomimiz, sanatımız, öz savunmamız ve jineolojimizle sistemimizi inşa ederek bu zalim, yalancı ve despot erkeklen hesaplaşmalıyız” dedi.
Kürdistan Kadınlar Topluluğu (KJK) Yürütme Koordinasyon Üyesi Şilan Rojinda, Mersin’in Tarsus İlçesi’nde katledilen Özgecan Aslan ve Türkiye’de giderek artan kadın katliamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şilan, “Suçlu erkeği yere göğe sığdırmayan, kadını yerin dibine batıran geri, cinsiyetçi geleneklerdir. Suçlu olan kadını gözünü kırpmadan vuran caniyi mahkeme salonunda sırf kravat taktığı için masum gören, sözde kalan adalet kurumlarıdır. Suçlu olan pornoyla, diziyle, reklamla toplumu yirmi dört saat boyunca bombardımana tabi tutan medyadır. Suçlu ‘benim ordum, askerim dünyayı yener’ diyen militarist anlayıştır. Suçlu erkek kimliğini de zedeleyen ataerkil kültürün sokakta, işte, evde, okulda ilim irfan olarak durmadan dayatılmasıdır” dedi.
‘Canilerin arttığı bir çağdan bahsediyoruz’
Sistemin durmadan canavar üretmeye devam ettiğini, daha dün toplumun Özgecan olayını tartışırken Diyarbakır’ın göbeğinde bir genç kadının ölü bulunduğunu dile getiren Şilan, her konuşanın erkek terörü dendiğini ama bu terörü kimlerin nasıl yarattığı sorusunu sormadıklarını söyledi. Şilan, “Kanımca artık gerçeklere parmak basmak lazım. Egemen sistemin has evladı olan faşizm deneyimleri değerlendirilirken, çoğu zaman işin sorumluluğundan sıyrılmak için Hitler, Franko, Mosolini’nin vahşiliğine bağlandı yaşanmışlıklar. Şimdi de gelişen faşizan, cinsiyetçi, katliamcı erkek saldırıları değerlendirildiğinde, benzer tarzda ele alışlar gelişebilmektedir. Nasıl ki faşizan vahşet tabloları bir kişinin eseri değilse, erkek şiddeti de birkaç cani erkekle örtbas edilemeyecek kadar yaygınlaşmış bir muhteva kazanmıştır. Canilerin bunca arttığı bir çağdan bahsediyoruz” şeklinde konuştu. Şilan, suçu-suçluyu maruz, masum gösteren yasaların, ceza kanunlarının insanın vicdanını yaraladığını belirtti.
‘Canileri biz yaratıyoruz’
Şilan, “Kendimize bazı sorular sormamız gerekmez mi? Tabii ki dönüp kendimize bakacağız. Ben kendi evladımı nasıl yetiştirdim, ona nasıl bir yürek, ruh, vicdan aşıladım. Unutmamak gerekir ki bugün kanımızı donduran cinayetleri, tecavüzleri, yıkımları yapan oğullar da ölümün en vahşi halini yaşamak zorunda kalan kızlarda bizim çocuklarımızdı. Hiçbir insan cani olarak doğmaz. Canileri bizim aklımız, kültürümüz, siyasetimiz, sokağımız, okulumuz, stadyumumuz, milliyetçiliğimiz, cinsiyetçiliğimiz, dinciliğimiz, bilimciliğimiz, medyakolikliğimiz doğuruyor. Üzgünüm ama canileri biz yaratıyoruz. Ev içi ilişkilerimiz veya ilişkisizliklerimiz, sokak kültürümüz veya kültürsüzlüğümüz, okullarımız, kışlalarımız, savaşlarımız, mahkemelerimiz, işsizliklerimiz, yalnızlıklarımız, devletimizin kavgalı-dövüşlü meclisleri canileri besleyen ana kaynaklardır” şeklinde konuştu.
‘Suçluları ifşa etme zamanı gelmiştir’
Şiddetin cinnet geçiren toplumun yeni eğlencesi kılındığını, insanları yakmak, doğramak, tecavüz etmek erkeğin yeni popüler eğlencesi kılındığına dikkat çeken Şilan, insan kılıklı bu erkek canilerin kadın şahsında toplumsal yaşama dayattıkları vahşete dur diyemezsek, dinlerin vaaz ettiği kıyametin kopacağını söyledi. Şilan, “Haysiyeti, onuru, vicdanı, erdemi, yiğitliği bilmeyen bu canilerin elinden yaşamı kurtarmalıyız. Bunun için insanlar suçluları ifşa etmelidir” ifadelerinde bulundu.
‘Sonsuz boşanmayı başarmak’
Şilan son olarak şunları dile getirdi: “Bizler örgütsüz, mücadelesiz, eylemsiz, savunmasız kaldıkça kendi evlatlarımız olan oğullarımızın eliyle yakılmaktan, öldürülmekten, tacizden, tecavüzden, sömürüden, öteki olmaktan kurtulamayacağız. Kadınlar güçlendikçe, bilinçlendikçe, onun bunun malı olmaktan kurtuldukça, örgütlenip, eylemleştikçe onları hiç kimse öldüremez, öteleyemez, ezemez, sömüremez. Biz güçsüz çaresiz durdukça vahşi barbar erkeğin siyasi, ekonomik, askeri taciz ve tecavüzlerinden kurtulamayacağız. Ezilmemenin, horlanmamanın, sömürülmemenin, öldürülmemenin tek yolu örgütlenmektir, eylemdir, direniştir. Bizler bu barbar erkekten hesap soracak düzeye kendimizi ulaştırmadığımız müddetçe kurban olmaktan kurtulamayacağız. Tek çare bu barbar erkek sisteminden sonsuz boşanmayı başarmaktır. Erkek sistemine muhtaç olan kadının yaşayacağı gerçeklik kırım olacaktır. Kendi aklımız, vicdanımız, estetiğimiz, felsefemiz, ekonomimiz, sanatımız, öz savunmamız ve jineolojimizle sistemimizi inşa ederek bu zalim, yalancı ve despot erkeklen hesaplaşmalıyız.”
(mg)

