İki günlüğüne geldiği Suruç'tan bir daha kopamadı
10:00
JINHA
RIHA - Suruç'taki çadır kentlerde kalan Kobanêliler için gönüllü çalışmak üzere ilçeye dünyanın her tarafından gelen gönüllüler, dili ne olursa olsun herkesin çocuklar, kadınlar için eksik kalanları tamamlamak için kendi çalışmalarına katılmasını istedi. İki günlüğüne geldiği Suruç'tan bir daha kopamayan Işıl Ateş, "İstanbul'a döndüğümde huzurlu uyuyamadım. Başımı yastığa koyduğumda buradaki görüntüler, buradaki yaşadıklarım aklımdan çıkmıyordu. İki günde olsa o yaşadıklarım beni etkilemişti. Bu nedenle tekrar Suruç'a döndüm" dedi.
Kürdistan ve Türkiye'nin yanı sıra dünyanın birçok bölgesinden Suruç'a gelen gönüllüler, Rojava Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği'nin Koordinasyon Merkezi tarafından Kobanêliler için açılan çadır kentler, depolar, sağlık ve bilgi işlem alanlarında çalışmak üzere görevlendiriliyor. Rojava, Kobanê, Kader Ortakaya, Suphi Nejat Ağırnaslı, Şehit Gelhat, Arîn Mîrxan çadır kentleri ve şehit aileleri için açılan baraka evlerde çalışan gönüllüler, dağıtımdan, eğitime, sağlıktan, yemeğe kadar birçok yaşamsal ihtiyacın yerine getirilmesinde görev alıyor. Rojava çadır kentinde yaklaşık 40 gündür gönüllü olarak çalışan Işıl Ateş, 2 günlük izninde geldiği Suruç'tan kopamadığını söyledi.
'Bomba seslerinin altında çocuklarla resim yaptık'
İlk geldiğinde Bethê Köyü'nde tutulan sınır nöbetine katıldığını ve orada Kobanêli çocuklar ile tanıştığını söyleyen Işıl, "İki günlük süreçte Bethê Köyü'nde kalmıştım. Resim öğretmeni olan bir arkadaşımla çocuklarla çalışmak için gelmiştik. Daha önce hiç güneydoğuda çalışmasam bile buranın gerçeğine yabancı olmadığımı, zihinsel olarak düşünce olarak yabancı olmadığımı gördüm. Bomba seslerinin altında çocuklarla resim yaptık. Çocukların görünürde hiç etkilenmediğini gördüm, kanıksamışlardı durumu. Durup düşündüğümde ben ne yapıyorum? Neredeyim? diye düşünmeye başladım. Arkadan bomba sesleri geliyordu bombalar düşüyordu ve biz resim yapıyorduk. Bu beni çok etkiledi" dedi.
'Dayanamayıp Suruç'a geri döndüm'
İki gün boyunca gördüklerinin yaşadığı duyguların kendisini çok etkilediğini dile getiren Işıl, "İnsanlar dayanışma amacıyla her gün planlı, programlı şekilde çıkıp halay çekiyor, slogan atıyor, türkü söylüyor, yüzünü sınıra dönüp zincirin halkası oluyordu. Direnenlerin moral aldığına inanıyordular. İstanbul'a döndüğümde huzurlu uyuyamadım. Başımı yastığa koyduğumda buradaki görüntüler, buradaki yaşadıklarım aklımdan çıkmıyordu. İki günde olsa o yaşadıklarım beni etkilemişti" diye konuştu. İstanbul'da dayanamayıp Suruç'a geri gelmeye karar verdiğini söyleyen Işıl, buradaki çalışmalara katılmak için özel sektördeki işinden istifa ettiğini aktardı. İnsanlarla iç içe olmak ve çadır kentlerde çalışmak istediği için gönüllü olarak geldiğini belirten Işıl, "Burada çalışan bir arkadaşın İstanbul'a dönmesi gerekiyordu. Bende onun yerine gelerek buradaki çalışmalara dahil oldum. Şu anda Rojava çadır kentinde çalışıyorum" diye belirtti.
'Çocukların her şeyi eksik'
Çadır kentlerdeki çocuklar ve kadınların çok etkilendiğini ifade eden Işıl, "Çocuklar çakılların üzerinde oyun oynuyor. Biz dağıtım yaparken çocuklar gelip peşimize takılıyor ve bunu oyun haline getiriyorlar. Oyuncakları yok. Oyuncak yapabilecek aletlerde yok, doğalında böyle davranıyorlar. Burada beni en çok etkileyen çocuklar için çok şey eksik kalıyor. Yeşil alan yok, ilgilenecek kimse yok, oynamak için materyal yok" diye konuştu. İşleri Kobanêli genç kadınlar ile yürüttüklerini söyleyen Işıl, "Görevli arkadaşlarımızın hepsi genç kadın arkadaşlar. Buradaki paylaşım noktası, partinin onları etkilemesi, partili arkadaşların onlara öğrettikleri bir bilinç edindirmiş. Bu kadınlar doğalarından gelen sorunlar ile mücadele etmenin yanında dik durup çalışmaların içinde yer alıyorlar. Oysa onlarda en az çocuklar kadar savaştan etkilenmiş" şeklinde konuştu.
'Gönüllüler arasında Hollandalı var'
Kobanê'nin öneminin bir şeyler yapmadan oturarak anlaşılamayacağının altını çizen Işıl, "Buralara gelmek, ucundan tutmak lazım. Burada Hollandalı bir arkadaş var. Sadece İngilizce ve çok az Türkçe biliyor ama bir şeyler yapabilmek adına yerinde duramayıp buraya gelmiş. Dil bilmemek ve nereden geldiğin çok önemli değil, ne niyetle geldiğin ve neler yapabileceğin çok önemli" dedi.
(ekip/mç/mg)

