Ayten Dersim: Tüm günler 8 Mart mücadelesine dönüşmeli

09:01

 


Dicle Arya/JINHA


BEHDİNAN - 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan KJK Koordinasyon Üyesi Ayten Dersim, "Kadınlar olarak 'kendini bil' ilkesini esas alarak özgürlüğümüz sağlanana kadar mücadele etmeliyiz. Tüm günler 8 Mart mücadelesine dönüşmeli ve özgürlüğümüzü garantilemeliyiz. Toplumsallığımız, kadınlığımız, mücadelemiz, özgürlüğümüz olacaktır. Daha ileri düzeyde örgütlülüğümüzü geliştirerek tarihimizle bulaşmalıyız. 'Ya özgürlük ya özgürlük' temel şiarımız olmalıdır" dedi.


8 Mart 1857 yılında 15-16 saat çalışan ancak çok düşük ücret alan Amerikalı dokuma işçisi kadınlar, daha iyi yaşama koşulları için eşit işe eşit ücret ve 8 saatlik iş günü talepleriyle greve girdiler. Grev zorla ve kanla bastırıldı. 129 emekçi kadın canlı canlı yakılarak katledildi ve 1910 yılında 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak ilan edildi. Kürdistan Kadınları Topluluğu (KJK) Koordinasyon Üyesi Ayten Dersim, 8 Mart gününe ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Böylesi bir günde Kürt kadınları başta olmak üzere dünya kadınlarını kutlayan Ayten Dersim, kadın özgürlük mücadelesi ve örgütlülüğü geliştikçe, devlet terörü, tecavüz, tacizin daha da hız kazanmaya başlanıldığını dile getirdi. Bu durumların devlet politikasından bağımsız olmadığının kesin olduğuna vurgu yapan Ayten, kadın mücadelesine ve öz savunmaya da değindi. Ayten, "Devletin var olma hali inkar, asimile, yok etme ve ortadan kaldırmadır. Hele bu kadın ise buna karşı daha acımasız ve gaddardır. Bunu son yıllarda ve son günlerde görmek mümkündür. Erkek iktidar aklına karşı biz kadınların tek ve vazgeçilmez olarak görmemiz gereken de örgütlenmek ve mücadele etmektir. En temel mücadelemiz de öz savunma olmak zorundadır" açıklamalarında bulundu.


'Kadınlar hep mücadele içindeydiler'


Kadının beş bin yıldır eril zihniyet ve iktidarla şan devlet aklına karşı mücadele içinde olduğunu, kurnaz erkeğin tüm hilebazlıklarını kullanarak oyunlarını devreye koyarak kadının köleleştirmek ve kendini eklemlemek istediğini söyleyen Ayten, devamla kadının kendisini korumak ve kollamak, varlığını sağlamak için hep mücadele içinde olduğuna değindi. Ayten, "Yüz yıllardır verilen mücadelede binlerce bedel ve binlerce kahramanlıklar yaşandı. Bu tarihi direnişler egemenler tarafından görülmediği gibi inkar edilerek çarpıtılmaya çalışıldı. Bununla da yazılmayan tarihi, tarih olmadığının algısını oluşturmaya çalıştı. Tarih canlı bir varlık olduğunu göremeyecek kadar kör oldukları için toplum ve kadın ahlaki ve politik yönlerini hep yaşatarak var olma gerekçelerini savundular ve mücadelesini yürüttüler" dedi.


'Uygulamalar devlet aklı ve kör zihniyettir'


Tecavüz kültürün her gün kadını öldürerek yok edeceğini sandığını, devlet zihniyeti ve onun temsilcisi olan erkek zihniyetinin değişmediği müddetçe, kadını öldüren erkek aklının cezalarla veya idamlarla değişmeyeceğini söyleyen Ayten, olayların bugün tartışılan sanki münferit olaylarmış gibi ele alınarak çarpıtılmak istendiğini, oysaki bunları yapanın devlet aklı ve kör zihniyetinin olduğunu belirtti. Ayten, devamla şunları dile getirdi: "Kadın özgürlük mücadeleleri geliştikçe ve her gün örgütlülüğü geliştikçe, devlet terörü, tecavüz, taciz vb. daha hız kazanmaya başladı. Bu öyle devlet politikasından bağımsız olmadığı kesindir. Çünkü devletin var olma hali inkar, asimile, yok etme ve ortada kaldırmadır. Hele bu kadın ise buna karşı daha acımasız ve gaddardır. Bunu son yıllarda ve aylarda görmek mümkündür. Bugün dünyanın her yerinde insanlığa ve kadına dayatılan ve yaşatılmak istenen bir cehennemin içinde olduğumuzu hepimiz yaşayarak biliyor ve görüyoruz. DAİŞ faşizmi en çok da kadına karşı geliştirilmiş ve tüm gericilikler tarafında beslenen bir mahluktur. Kadını hep yedekleyen, ek olarak gören, erkeğin emaneti olarak ele alan zihniyet, onu kendi malı görerek sever de döver de, öldürür de yaşatır da. Bu erkek iktidar aklına karşı biz kadınların da tek ve vazgeçilmez olarak görmemiz gereken de örgütlenmek ve mücadele etmektir. En temel mücadelemizde öz savunma olmak zorundadır. Çünkü toplumda en savunmasız bırakılan kadın ve çocuklardır."


'Öz savunmayı geliştirmek lazım'


Dünyada hiçbir canlının savunmasız olmadığını, gülün bile kendi savunmasının olduğunu ifade eden Ayten, devletlerin insanları ve kadınları savunmasız bırakarak kendilerine mahkum etmek istediklerini ve refleksiz bırakarak teslim almak istendiğini belirtti. Kadının toplumsallığının savunmasız olduğunu ve yok olmaya mahkum olduğunu söyleyen Ayten, "Onun için biz kadınlar olarak en başta öz savunmamızı geliştirerek kendi özgürlüğümüzü garantiye ve sağlama alabiliriz, yoksa hiçbir garantisi olmayan özgürlük olur ki bunun sonu belli olmayan bir gidişat olur. Bunun en somut ifadesi Ortadoğu'nun başına bela olan DAİŞ faşizmine karşı savaşan ve kendi özgürlüğü için mücadele eden YPJ güçleri, öz savunmasını geliştirdiler ve büyük kazanımlar elde ettiler. Öz savunma en başta da öz bilinç, öz irade ve öz örgütlülük gerektirir. Her türlü yönelimler karşısında kendini savunabilen ve koruyabilen olmalıyız" şeklinde konuştu.


'Ortak mücadele etrafında örgütlenelim ve kenetlenelim'


"8 Mart arifesindeyken kadın olmanın gururu ve onuruyla, tarihimizin bilincine varmak, köklerimizle doğru buluşmayı gerçekleştirmek, öz irade ve öz bilincimize yüklenerek, daha çok örgütlülük, daha çok özgürlük ve mücadele etme bilinciyle günümüze doğru anlamını katmalıyız. Biz kadınlar olarak dünyanın neresinde olursak olalım ortak mücadele etrafında örgütlenelim ve kenetlenelim" diyen Ayten, beş bin yıllık erkek zihniyetine karşı savaşmanın güçlü örgütlükten geçtiğini dile getirdi. 


'YPJ de güçlü mirasın sahibidir'


Kadınlar olarak dayandıkları çok güçlü direniş miraslarının ve öncü militanlarının olduğunu, Clara Zetkin'den Saralara uzanan yüz yılların mücadele ve direniş mirasların kendilerini daha güçlü ve inançlı kıldıklarını söyleyen Ayten, YPJ'nin de bu güçlü mirasın sahibi olduğunu vurguladı. Ayten, "Ortadoğu coğrafyasında yaşamaktayız. Savaşların en korkuncu burada sürmektedir. Bizim de bu korkunç savaşlar karşısında kendimizi donatarak ve öz savunma bilinciyle savunmamızı yapmalıyız" sözlerini ifade etti.


'Demokratik konfederal sistem kurulmalı'


Kadınlar olarak kapitalist modernite karşısında, demokratik moderniteyi geliştirerek, demokratik ulusu inşa etmek gerektiğini belirten Ayten, halkların, kadınların kurtuluşunun devlet iktidarlı zihniyeti aşmak için demokratik komünal toplumsallığı geliştirmek ve inşası için mücadele ettiklerini kaydetti. Daha fazla demokrasi, daha az devlet formülünü uygulamakla öz örgütlülüklerini ve öz iradelerini geliştirdiklerini ifade eden Ayten son olarak şunları söyledi: "Kadınlar olarak 'kendini bil' ilkesini esas alarak özgürlüğümüz sağlanana kadar mücadele etmeliyiz. Ortadoğu ve dünya kadın hareketleri, bireyleri, kurum ve kuruluşları olarak kendi demokratik konfederal sistemimizi kurmalıyız. Sistemsiz mücadele etmek boş kürek sallamaya benzer. Onun için 8 Mart'ın anlamı bunu içeriyor. Tüm günler 8 Mart mücadelesine dönüşmeli ve özgürlüğümüzü garantilemeliyiz. Toplumsallığımız, kadınlığımız, mücadelemiz, özgürlüğümüz olacaktır. Daha ileri düzeyde örgütlülüğümüzü geliştirerek tarihimizle bulaşmalıyız. 'Ya özgürlük ya özgürlük' temel şiarımız olmalıdır."


(mg)