Raporlarla kanıtlanan gözaltında tecavüz 13 yıldır cezasız!
09:04
JINHA
MÊRDÎN - Mardin Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi (TEM) tarafından 2002 yılında gözaltına alınan ve gözaltında eşinin gözleri önünde tecavüze uğrayan H.A'nın açtığı dava önce beraatla, ardından yeniden yargılama sonucunda 10 aylık komik bir cezayla sonuçlandı. Adalet arayışını sürdürmekte kararlı olan H.A, "Başka insanlar aynı hukuksuzluğu yaşamasın diye" 13 Şubat 2013 yılında Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu, ancak 2 yıldır başvuruya ilişkin de bir sonuç çıkmadı.
Kuzey Kürdistan'da 1990'lı yıllarda yaşanan devlet terörü birçok hak ihlalinin yaşanmasına neden oldu. Bu hak ihlallerinden birini de H.A. isimli kadın yaşadı. 5 Mart 2002 tarihinde Mardin Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi (TEM) tarafından gözaltına alınan H.A. gözaltında cinsel ve fiziksel işkenceye maruz kaldı. Copla tecavüz, cinsel, fiziki ve duygusal işkenceye maruz kalan H.A. gözaltından sonra çıkarıldığı savcılıkta yaşadığı işkence ve tecavüzü anlatarak, Bayram Ural, Nazım Ege, Abdulkadir Özer, Levent Birsel ve Hanife Şennur Pat isimli polisler hakkında şikayetçi oldu. H.A'nın şikayeti üzerine her ne kadar dava açılsa da söz konusu kişiler hakkında önce beraat kararı ardından yeniden yargılamayla 10 aylık gibi komik bir ceza verildi. H.A. bunun üzerine Avukat Reyhan Yalçındağ Baydemir aracılığıyla 13 Şubat 2013 yılında Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu. Ancak iki yıl aradan geçmesine rağmen başvuruyla ilgili bir sonuç çıkmadı.
Tecavüz raporlarla ispatlandı
Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuruda yaşanan olaya detaylarıyla yer verildi. Başvuruda Mardin TEM Şubesi'ndeki görevli polislerin H.A'ya yasadışı ve hukukdışı biçimde suçlamalar yönelttiği ancak H.A'nın da bu suçlamaları kabul etmediği ve bunun üzerine işkencenin ağırlaşarak sürdüğüne dikkat çekildi. Başvuruda H.A'nın gözaltında tecavüze maruz kaldığı da yer alıyor. Başvuruda "Müvekkille ilgili 27 Eylül 2002 tarihli Adli Tıp Kurumu ve gözaltından çıkartıldığı gün sevk edildiği Mardin Devlet Hastanesi'nin 07 Mart 2002 tarihli raporları müvekkilin, anal şekilde tecavüze uğradığını açık biçimde ispatlamıştır" deniliyor.
Doktor da suç ortağı
Başvurunun devamında şunlara yer veriliyor: "Polisler ve ilgili kamu görevlileri, müvekkilin vücudundaki tecavüz ve işkence izlerinin kapsamlı biçimde belirlenmesini engellemek için zaman kazanmak istemiş ve de gözaltından çıkartıldığı akşam tutuklanma kararı üzerine cezaevine konulmadan evvel, saat 22.00 sıralarında Diyarbakır Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğü uzman doktoru Lokman Eğilmez'in, telefonla, "Müdürlüğün kapalı olduğundan bahisle darp cebir raporu veremeyeceğini" belirtmiş ve de bu şekilde tutanak tutulmuştur. Bu işlemde polisler kadar uzman doktorun da yasanın zorunlu kıldığı görevi yerine getirmemek gibi ciddi bir suçu işlediği ve de işkence suçunun izlerini sakladığı açıktır."
Coplu tecavüze takipsizlik kararı!
Gözaltından sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklanan H.A., avukatları Ayla Akat ve Hüseyin Cangir ile 15 Mayıs 2002 tarihinde görüşerek, başından geçen işkenceyi ve tecavüz olayını anlatıyor. Bunun üzerine tecavüz suçunu işleyen görevliler hakkında Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunuluyor. Suç duyurusunun ardından H.A. tam teşekküllü hastaneye ve Çapa Üniversitesi'ne sevki yapılıyor. Aynı gün savcılık tarafından ifadesi alınan H.A. gözaltındayken eşinin de getirildiğini ve eşinin önünde kadın polislerinde aralarında bulunduğu polisler tarafından makatına cop sokulmak suretiyle tecavüze uğradığı belirtiliyor. Bunun üzerine delillerin güçlü varlığı sonucu Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından fail polisler hakkında soruşturma başlatılıyor ve dava açılıyor. Ancak makatına cop sokulmak suretiyle tecavüz suçunu işleyen kadın polis Hanife Şennur Pat hakkında 2004 yılında takipsizlik kararı veriliyor. Bunun üzerine avukatlar itiraz ediyor ancak itiraz reddediliyor.
Davanın açıldığı Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne kadın polis hakkında dört sayfalık dilekçe sunuluyor. Dilekçe durumun vahametini ve kadın polisin sorumluluğunun ve de suçunun ağırlığını ortaya koyuyor. Mahkemenin talebi üzerine 21 Ekim 2005 tarihinde İstanbul Adli Tıp Kurumu'nda istenilen rapora göre H.A'nın anal bölgesinde travmaya açık vurgu yapılıyor.
Tecavüz ve işkence suçlarını işleyen tüm faillere beraat kararı
Davanın sürdüğü Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi 2008 yılında insanlık suçu olan tecavüz ve işkence suçunu işleyen tüm failler hakkında beraat kararı veriyor. Kararı temyiz eden vekillerin temyiz itirazlarının Yargıtay tarafından kabulü üzerine davanın yeniden yargılaması aynı mahkemede başlıyor. Yargılama sonucunda 16 Ocak 2013 tarihinde H.A'ya işkence ve tecavüz suçlarını uygulayan Bayram Ural, Nazım Ege, Abdulkadir Özer, Hanife Şennur Pat ve Levent Birsel isimli polisler hakkında 765 Sayılı TCK'nın 243/1 maddesi gereğince cezalandırılmalarına ve ancak verilen on aylık hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veriliyor.
Dava Anayasa Mahkemesi'ne taşındı
Avukat Reyhan Yalçındağ Baydemir, H.A'nın yaşadığı tecavüz ve işkence suçunu Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. 2013 yılında yapılan başvuruda şunlar belirtildi: "Müvekkil H.A. maruz kaldığı tecavüz ve işkence suçunun ağırlığı sonucu tam 11 yıldır manevi olarak tarif edilemez acılar yaşamakta ve de hayata tekrar bağlanabilmesi için ona bu insanlık suçunu yaşatan polislerin hak ettikleri cezaya çarptırılmasını beklerken, işkence suçuna zamanaşımı uygulanmasının yasalaştığı bugünlerde, polisler hakkında verilen on aylık cezanın yasadışı ve hukuk dışı olduğu; üstelik de HAGB hükümlerine başvurulmasının ayrı bir travma yarattığı açıktır. Müdahil vekilleri olarak karara karşı itiraz yolunu kullanmakla birlikte; fail polisler hakkında verilen on aylık cezanın ve BAGB uygulamasının değişmeyeceği açık olduğu için; kararın müvekkil vekillerinden Av. Erdal Kuzu'ya (11.02.2013'de) tebliğinden itibaren bağlayan 30 günlük yasal süre içinde işbu başvuru formunu sunmaktayız.
Başka insanlar aynı hukuksuzluğu yaşamasın diye…
Müvekkil, gözaltında tecavüz ve işkenceye uğramasından dolayı doğrudan zarar görmüştür. Öncelikle eşinin gözleri önünde bu insanlık dışı muamelelere maruz kalması, hem müvekkil ve hem de tüm ailesi açısından telafisi mümkün olamayacak ve ömür boyu sürecek manevi bir ızdıraba yol açmıştır. Görevli polislerin bu olaydaki fütursuzlukları, yargı sürecinin uzunluğu ve sonuçta da polislere verilen on ay gibi 'komik' bir ceza hakkında HAGB yoluna gidilmesi, üzüntüsünü kat be kat arttırmıştır. Müvekkilin maruz kaldığı insanlık suçu olan tecavüzle ilgili, failler hakkında sonuna kadar şikayetçi olmuş ve de başka insanlar da aynı hukuksuzluğu ve de zulmü yaşamasın diye ismini de gizli tutmamaktadır. Müvekkil H.A'nın AİHS ve Anayasa kapsamındaki haklarının ihlal edildiğinin tespiti ile müvekkilin taleplerinin kabulüne, daha önceden AİHM önünde benzer konularda verilen mahkumiyet hükümlerine atfen, hakkaniyete uygun şekilde maddi-manevi zararlarının tazminine karar verilmesini talep etmekteyiz."
13 Şubat 2013 yılında Anayasa Mahkemesi'ne yapılan bireysel başvuruyla ilgili ise henüz bir sonuç çıkmadı.
(mg)

