'Kadınların merkezinde olduğu direniş yenilmez'
09:10
Mizgin Tabu/JINHA
İSTANBUL - Maltepe Üniversitesi Hastanesi'nde, sendikalı oldukları gerekçesiyle işten çıkartılan ve çoğunluğu kadın 98 işçinin hastane bahçesinde kurduğu çadırda direniş devam ediyor. İşçilerin direnişinin anlamı ve değerli olduğunu söyleyen DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, kadınların merkezinde olduğu hiçbir direnişin yenilmeyeceğini belirtti.
İstanbul Maltepe Üniversitesi Hastanesi'nde, 80 gün önce sendikalı oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan çoğu kadın 98 işçi hastane bahçesinde kurdukları çadırda direnmeye devam ediyor. İşçileri, temel haklarını talep ettiği için işten çıkarıldıklarını belirten DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, konuya dair şimdiye kadar hastane yönetimiyle yaptıkları görüşmelerde olumlu bir yaklaşım görmediklerini dile getirerek, "18 yıldır o hastanede kadrolu çalışan işçi arkadaşlarımıza taşeron firmalar dayatıldı. Biz, taşeronu kabul etmediğimiz için, tüm işçi arkadaşlarımızın o hastanede haksız ve hukuksuz bir biçimde işten çıkartıldıkları için bu mücadeleyi yürütüyoruz" dedi.
'Mücadele etmek dünyadaki en onurlu davranıştır'
Hastane yönetiminin işçilerin sorunlarını çözmek yerine, işçilere müdahale etmek için polisi çağırdığını ifade eden Arzu, 2 gün önce direniş çadırında bulunan işçilerden, çoğu kadın 35 kişinin gözaltına alındığını dile getirdi. Arzu, "Biz ilk günden itibaren şunu söyledik. Daha önceki direnişlerimizde olduğu gibi, hakkını aramak, emeğinin karşılığını almak ve çocuğunun geleceğini kurmak için mücadele etmek için örgütlenmeliyiz. Mücadele etmek dünyadaki en onurlu davranıştır" diye konuştu.
'Kadınların merkezinde olduğu hiçbir direniş yenilmez'
Direniş çadırındaki işçilerin anlamlı mücadelesine ve kadın işçilerin direnişine işaret eden Arzu, "Bu direnişin çok önemli bir özelliği var. O da kadın işçilerin çoğunlukta olması. Kadınların merkezinde olduğu hiçbir direniş yenilmez. Bu direnişte kadın dayanışmasıyla başarıya ulaşacak. İşçilere yönelik yapılan baskı, gözaltı ve şiddet aslında bizi birbirimize daha da kenetledi. Bugün siyasi iktidarın ve işverenlerin patronların yaklaşımı da açıkça ortaya koymuş oldu" dedi.
'Emeğimin karşılığını almak istiyorum'
Gözaltına alınan işçilere açık bir biçimde şiddet uygulandığını, 2 işçinin kolunun kırıldığını ve bir işçinin ise omzunun çıktığını söyleyen Arzu, işçilere uygulanan şiddetin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Arzu, kadın işçilerin "İşimi istiyorum, ekmeğimi istiyorum, evime ekmek götürmek istiyorum, emeğimin karşılığını almak istiyorum" şeklinde talepleri olduğunu hatırlatarak, bu taleplerin son derece haklı ve meşru olduğunu dile getirdi. Türkiye'de AKP Hükümeti ile birlikte kadını hedef alan söylemlerin ve politikaların hızla arttığını söyleyen Arzu, Cumhurbaşkanı'nın "Kadın erkek eşit değildir" sözünü anımsattı. Bununla beraber çalışan kadının "fuhuşa hazırlandığı" şeklinde söylemlerle provakatif bir zemin oluşturulduğuna işaret eden Arzu, "Onlar her konuştuğunda kadınlara dönük şiddet, kadın katliamları artıyor. Türkiye'de bir yandan sermayenin 20 yıl sonrasını ucuz emek gücünü güvence altına alsın diye 'en az 3 çocuk, 5 çocuk doğurun' diyerek sermayenin 20 yıl sonrasını garanti altına almaya çalışıyor. Diğer taraftan kadınları kamusal alanlardan dışlayarak, toplumsal yaşamdan uzaklaştırarak, evde ama aynı zamanda kayıt dışı, güvencesiz, en kötü koşullarda çalışmaya mahkum eden bir yaklaşım içerisindeler" diye konuştu.
'Siyasi iktidara karşı, dayanışmaya ve mücadeleye çağırıyoruz'
Arzu, son olarak yaklaşan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü de hatırlatarak şu çağrıda bulundu: "Biz bütün kadınları erkek egemen sisteme karşı, siyasi iktidara karşı, dayanışmaya ve mücadeleye çağırıyoruz. Kadın emeğini değersizleştiren güvensizleştiren yasal düzenlemelere karşı sokakta mücadeleye çağırıyoruz. Dünya Kadınlar Günü'nde tüm kadınları işine, ekmeğine, kimliğine sahip çıkarak, eşitlik özgürlük ve adalet mücadelesi veren tüm kadınları alanlara çağırıyoruz."
(ns/fk)

