KADAV: En temel sorun kadına yönelik şiddet

09:05

 


Rozerin Tekin/JINHA


İSTANBUL - Marmara depreminin ardından, bölgede yaşayan kadınlara sosyal ve ekonomik destek sunmak amacıyla kurulan Kadınlarla Danışma Vakfı (KADAV), 14 yıldır kadınlara meslek edindirme kursları ve şiddete karşı danışmanlık hizmeti veriyor. Çalışmalarının temelinde kadınlarla dayanışmayı esas alan vakıfın aktivistlerinden Özgül Kaplan, kadına yönelik şiddetin ülkenin temel sorunu belirtti.


Marmara'da 1999 yılında yaşanan depremin ardından, bölgede yaşayan kadınlara sosyal ve ekonomik destek sunmak amacıyla, 2001 yılında kurulan Kadınlarla Danışma Vakfı (KADAV), 14 yıldır kadınlara meslek edindirme kursları ve şiddete karşı danışmanlık hizmeti veriyor. İstanbul merkezli olan KADAV, çalışmalarını tüm Marmara bölgesinde yürütüyor. Çalışmalarının temelinde kadınlarla dayanışmayı esas alan vakıfta, 4 yıldır aktif bir şekilde çalışan KADAV aktivisti Özgül Kaplan, çalıştığı zaman içinde kadına yönelik şiddetin ülkenin temel sorunu olduğunu gördüğünü belirtti. Şiddetin yanı sıra istihdam meselesinin de görülmesi gerektiğine işaret eden Özgül, "Türkiye'de kadına yönelik şiddet temel bir sorundur. Şiddetle birlikte istihdam meselesini de düşünmeniz gerekiyor. Şiddet nedeniyle sığınakta kalmak durumunda kalan kadının istihdamıyla ilgili düşünmeniz gerekiyor. Yaşanan afet sonrasında kadınların istihdamı düşünülmüyor, bu yüzden örgütlerin bu konuda çalışma yürütmesi gerekiyor" dedi. Sistemin, istihdamda kadına erkeye oranla kadına adeta fırsat tanımadığına işaret eden Özgül, kadın örgütlerinin en çok şiddet ve istihdam konusuna çalışma yürütmek durumunda kaldığına vurgu yaptı.


'Afetler en çok kadını etkiliyor'


Ülkede yaşanan afetlerin en çok kadınları mağdur ettiğine dikkat çeken Özgül, bu gerçekliğin bilinciyle yeni bir planlamaya giderek, yeni bir çalışma başlattıklarını söyledi. Vakıf çalışanlarının birçoğunun gönüllü feministlerden oluştuğunu dile getiren Özgül, "Uzun süreli bir program dâhilinde çalıştığımız için profesyonel ilişkilenmelerde oldu. Ama profesyonel ilişkilenmelerin çok büyük bir kısmı gönüllüler arasında kanalize oldu. Her zaman gönüllü katılımlarımız olabilir. Herhangi bir sınırlama yok. İlkeler anlamında tabi ki sınırlamalar var. Her yıl yapılan bir genel kurulu var ve resmi üyeleri var.  Resmiyet tamamen kâğıt üzerinde olan bir şeydir. Buradaki gönüllüler için önemli olan şey çalışmanın kendisi" diye konuştu.


'Sida destek oluyor bu çalışmaya'


KADAV bünyesinde 2007 yılında oluşturulan Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi Platformu'nun organizasyon çalışmaların yürüttüğünü dile getiren Özgül, "Bu konuda bir ekip var ve bu projeyle yürüyoruz. SİDA bu çalışmaya destek oluyor ve 15 kentten 30'a yakın örgütün birlikte istihdamla ilgili politika üretmesini sağlayan bir birimdir" dedi. İstihdamı her alanda düşünen, araştırma yapan gündelik olayların da içeren; ama derinlemesine araştırmaların da olduğu komple bir çalışma yürütüldüğüne dikkat çeken Özgül, "En somut olanı da kreşlerle bağlantılıdır. Kadınların istihdamının önündeki en büyük engeldir. Bu yüzden 2 yıldır bu konuda ağırlıklı bir kampanya yürütülüyor. Bu konuda baya yol alındı. Belediyelere baskı kurmak belediyelerle iletişime geçerek ücretsiz kreşler açmasını sağlamak yönünden bir çaba kotarıldı. Ve birçok yerde sonuçta alındı" ifadesinde bulundu.


'Kadınlar üzerinde bir çalışma yok'


Cezaevindeki kadınlar ve LGBT'li bireylerle ilgili çalışmalar yapmayı istediklerini; ancak engellendiklerini dile getiren Özgül, "Çalışmalar yapmak istedik ama engellendik. Kıyafet gibi şeyler göndermeye çalışıyoruz. Amma engelleniyoruz ve bu engelle uğraşmaya çalışıyoruz. Sıradan gerekçelerle engellendik. Bir cezaevinde bir şey yapamıyoruz, ama bir diğerinde yapabiliyoruz. Önemli olan birlikte bir örgütlenme olmasıdır. Mahpusların haklarıyla ilgili bir sürü insan hakları örgütleri var. Ve bir sürü çalışma yapılıyor ve bir yığın şey yapıldı yıllardır. Ama kadınlar üzerinde bir çalışma yok. Bu konuda bir girişimiz var ve devam ediyor" diye konuştu.


'Fonsuz yapılması mümkün olmayan bir iştir'


Özgül, evlilik dışı çocuk büyütme ve göçmen kadınlara dair çalışmalarının olduğunu söyleyerek, çalışmalarını şöyle anlattı: "Evlilik dışı çocuk büyütme meselesine ilişkin bir çalışmamız var. Eğildiğimiz alanlardan birisi de budur. Bir diğeri de göçmen kadınların uğradıkları şiddet meselesidir. Çok desteksiz bir alan ve özelliklede kâğıtsız göçmenlerin hiçbir destek mekanizmasından yararlanması söz konusu değil. Yasal değiller çünkü başvuramıyorlar, destek isteyemiyorlar, nerden isteyeceklerini bile bilmiyorlar. Hala somut bir şey yapabilmiş değiliz. Ama yine de küçük küçük destek programlarımız var. Bir şekilde ulaşa bilenlere destek olmaya çalışıyoruz. Suriyeliler katılınca zaten sorunun boyutu değişti. Bizde cinsel şiddet ve ev içi şiddet konusunda bir mekanizma oluşturmaya çalışacağız. Fonsuz yapılması mümkün olmayan bir iş, büyükçe bir yerin kirasını karşılamak gerekiyor. İnsan kaynağı masrafı da tabi büyük bir masraftır. O yüzden kendi gücümüzle yapmamız mümkün değildir. Umuyorum bunu da çok yakında duyura bileceğiz."


'Yel değirmenlerine karşı uğraşıyoruz'


Ekolojik kriz karşısında kadınların durumu ve pozisyonu üzerinde bir çalışma yürütüldüğünü ve özellikle o çalışmada yer almak istediklerini söyleye Özgür, "Eko feminizm dünyada konuşulan bir kavram Türkiye'de de yeni yeni konuşuluyor. Ekolojik kırız bütün sorunları yatay kesen bir mesele ve kadınları da çok etkileyen bir meseledir. Küçük ekoloji atölyeleri düzenleyip birlikte fikir geliştirme ve oluşturma üzerinden çalışma yürütme. Ekoloji hareketinin ortaya çıkan eylemlerinde sürekli kadınlar önde ve orda bir toplumsal cinsiyet bakış açısı yok. Komple bakıldığında bir toplumsal cinsiyet perspektifinin olmadığı çok açıktır. Belki o konuya daha yakın eğilmek gerek. Yani mesela suyu için mücadele eden kadın neden mücadele ettiğini şöyle açıklıyor, 'çocuklarımın çamaşırlarını yıkayamayacağım' diye açıklıyor. Ya da, 'Çocuklarıma, bahçemde sebze yetiştiremeyeceğim' diye açıklıyor. Bu açıklamaya kimsenin elbette bir itirazı olmaz. Bu konuyu kadınların dert etmesi lazım. Sürekli elimizin altından bir takım araçlar çekilmeye çalışıldığı için gündemimizi kendimiz oluşturmak için adeta yel değirmenlerine karşı uğraşıyoruz" diye konuştu.


'Kadın kafasının dışındaki örtülerle işimiz yok'


Kürt kadın hareketinin mücadelesine ve geldiği aşamaya da değinen Özgür, sözlerini şöyle tamamladı: "Dinamik ve kendi kimlik mücadelesinde başarılı olmuş, kendi özgürlük mücadelesinde de hızla yürüyen bir Kürt kadın hareketiyle, ülkenin diğer kesim hareketiyle herkesin bütün kadınların sorgusuz sualsiz birlikte olmayı düşünmeleri lazım. Başörtüsü meselesi mesela anlayış olarak farklı yerlerde durabiliriz; ama kadınlık konumu aynı. Orda bir takım tuzaklara düşürülmemesi gerekiyor. Türk ve Kürt kadın hareketi bu konuda çok iyi bir sınav verdi. Ama habire zorlanıyoruz ayrı düşünülmemek için. Kadın kafasının dışındaki örtülerle işimiz yok. Bizim için içi önemlidir. İçinde özgürlükçü olan, kadın özgürlüğünden yana olan her türlü zeminde, her türlü alanda birlikte olmalı ve bunun için gerçekten uğraşılmalıdır. Ama gerçekten samimi bir şekilde uğraşılmalı ve o gün bugündür."


(ns/fk)