Ceylan Bağrıyanık tarihi buluşmayı anlattı
09:01
Mizgin Tabu-Eylem Daş/JINHA
İSTANBUL - Barış ve Müzakere Heyeti'nde yer alan Kongreya Jinên Azad (KJA) üyesi Ceylan Bağrıyanık ilk kez konuştu. "Bu buluşma kadın özgürlük mücadelesi açısından tarihi bir buluşmaydı. O andan sonra kalbimin atışlarını hissetmedim" diyerek duygularını paylaşan Ceylan, "Barış ve müzakere süreçlerinde kadın hareketinden bir temsilcinin yer alması mücadelesini veren Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'dır. Kendisi ilk karşılaşmamızda bana, 'Senin buraya gelmen için çok büyük bir mücadele yürüttüm, seni buraya getirmek, devleti zihniyetini değiştirmekten daha zordu. Bu anlamda tarihsel bir gün yaşıyoruz' değerlendirmesi yaptı" dedi.
Ceylan Bağrıyanık, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın barış ve müzakere süreçlerinde kadın temsilin olması önerisi ile İmralı Heyeti'ne dahil oldu. Kamuyunun'kim bu kadın?' diye sorduğu Ceylan yıllardır Kürt kadın hareketinde önemli görevler üstlenen biri. İmralı Heyeti ile Abdullah Öcalan'la görüşmek için gittiğinde ilk duyduğu söz "Seni buraya getirmek için çok uğraştık" oldu. Çözüm ve müzakere sürecine kadının dahil edilmesinde önemli bir misyon üslenen Ceylan, barış ve müzakere sürecinde hükümet ile beraber yapılan açıklamanın anlamı, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın kadına yaklaşımı, kurulan kadın özgürlük komisyonu, müzakere süreçlerine kadın katılımı ve Abdullah Öcalan'ın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadınlar için hazırladığı mesajın önemli bir bölümünü JINHA ile paylaştı.
'Temel perspektifimiz kadın olmazsa barış olmayacağı'
Ceylan Bağrıyanık, "Barış ve Müzakere süreçlerinde kadın hareketinden bir temsilcinin yer alması fikri Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından ortaya atıldı. Bizim de kadın hareketi olarak, barış ve müzakere süreçlerinde kadınlar olarak bir taraf olduğumuzu, müzakere süreçlerinin sağlıklı ve kadın renginde gelişmesi için temel perspektiflerimiz ve yaklaşımlarımızın olduğunu, bunu da sık sık kamuoyu ile paylaştığımızı belirtmek isterim" dedi. Ceylan, temel perspektiflerinin barış ve müzakere süreçlerinde kadın katılımı olmaksızın gerçek anlamda barış ve müzakere sürecinin olamayacağı olduğunu belirtti.
'Mücadelemizi veren Sayın Abdullah Öcalan'
Ceylan, "Barış sağlansa bile daha sonrasında bozguna uğratılacağı bizler için netti. Tüm bunlara rağmen heyette yer almamızı sağlayan ve bunun için mücadele eden Sayın Abdullah Öcalan'dı. Bu vesileyle de kendisinin kadına dair geliştirmiş olduğu mücadele için hem kadınlar olarak hem de KJA olarak teşekkürlerimizi iletmiş olalım ifadelerini kullanarak "Aynı zamanda da bunun gereğini yerine getirmek açısından da KJA olarak elimizden gelen ne ise bunu geliştireceğimize dair sözümüzü vermiş olalım" dedi.
'Tarihi bir an'
Barış ve Müzakere Heyeti'nde yer almasının kendisi ve tüm kadınlar için tarihi bir an olduğuna işaret eden Ceylan, sözlerine şöyle devam etti: "KJA bünyesinde çalışma yürüten bütün kadın arkadaşlarımın, Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın perspektifi ile mücadele eden annelerin hayal ettiği bir şeydi onunla buluşmak. Böylesi bir heyecanla epey bir zaman geçirdik. Ha bugün ha yarın uzun bir zaman yaşadık bu heyecan hepimizin heyecanıydı ilk görüştüğüm an hem benim açımdan hem de kadın hareketi açısından tarihi bir andı. Bulunduğu odanın kapsına gitmeden önce sesini duydum. Heyetten arkadaşlarla konuşuyordu. O andan sonra kalbimin atışlarını hissetmedim. Bu heyecanın da o anlık bir karşılaşma heyecanı olarak tanımlamanın yetersiz olacağını düşünüyorum. Bu buluşma kadın özgürlük mücadelesi ve kadın örgütlenmesi açısından tarihi bir buluşmaydı. Sadece Kürt halkının değil bütün halkların ve kadınların özgürlük mücadelesini yürüten belki de dünyada en büyük özgürlük savaşçısı olarak değerlendirebileceğimiz aynı zamanda model oluşturabilecek, toplumların, halkların özgürlük ölçüleri ile geliştirebilecekleri bir barış anlayışını geliştiren, barışın mimarı olan bir önderle karşılaşıyorsunuz dolayısıyla da bunu heyecanın yaşamak tarihseldi. Barış ve müzakere süreçlerinde bir kadının yer alması tabiî ki önemlidir ancak örgütlü bir kadın gücü olarak bu süreçlerde yer almanın daha önemli olduğunu düşünüyorum."
'Seni buraya getirmek zordu'
Ceylan duygularını ve görüşmenin ayrıntılarını şöyle anlattı: "Kapıdan içeri girdiğim an karşımda görünce çok büyük bir heyecanla ne yapacağımı bilemedim, Sayın Abdullah Öcalan gülerek 'gel' dedi ve 'Senin buraya gelmen için çok büyük bir mücadele yürüttüm, seni buraya getirmek, devleti zihniyetini değiştirmekten daha zordu. Bu anlamda tarihsel bir gün yaşıyoruz' değerlendirmesi yaptı. Bu değerlendirmeleri yaparken de o esnada tokalaştık. Sayın Abdullah Öcalan'ın Kadın hareketinin örgütlü bir güç olarak orada temsil ediliyor olmasından yaşadığı çok büyük bir mutluluk olduğunu söyleyebilirim. Cümlelerle ifade ettiği şey zaten bunu gösteriyor aynı zamanda bunu ifade ederken ki yaklaşımı ve yüksek morali görmek mümkündü. Sayın Abdullah Öcalan, 'Aslında verilmiş büyük bir mücadele var 9 bin yılık çökertilmiş kadın gerçekliği içerisinde özgürleşmiş kadın gerçekliğinin çıkışını gerçekleştirmek istiyoruz' dedi. Bu bizim açımızdan çok önemli bir değerlendirmeydi. Müzakere süreçlerinde yer almayı kadın özgürlüğüne dair temel bir perspektif olarak ele alabiliriz. Abdullah Öcalan'ın kadın temsilini istemesinin bir nedeni de toplumun yarısının temsil edilmesi gerektiğiydi. Bu anlamda bundan sonraki süreçlerde de kadın temsiliyetinin KJA dışında da toplumun bütün kesimlerinin temsi edilmesi mücadelesini KJA olarak vereceğiz."
'Kadın Özgürlük Komisyonu çalıştayını yapacağız'
Müzakere süreçlerinde ilk ele alacakları konunun kadın özgürleşmesi olacağının altını çizen Ceylan, "Sayın Abdullah Öcalan'da bunun mücadelesini yürütüyor. Barış ve müzakere süreçlerini dar değerlendirme tarzlarına cevaben orada yürütülen sadece devlet yetkililerinin bir araya geldiği ve biriyle barıştığı bir durum yok, böyle ele alınması bu süreci de kapsamını da daraltır. Tam tersine Abdullah Öcalan'ın barış sürecini, toplumun demokratikleştirmesi süreci olarak değerlendirdiğini belirtebiliriz. İki nitelik olarak ifade ediyor kendisi de birincisi; toplumun demokratikleştirilmesi ikincisi ise devletin ve toplumun kendisini ifade etme alanı olan siyasetin demokratikleştirilmesidir. Yani demokratik siyasetin gelişmesidir. Bunların da ana eksenin de yine kadın vardır. Kadının toplumdaki tanımından tutalım yer alma biçimlerine kadar yasal ve anayasal düzlemde özgürlüğünün lehine ne gerekiyorsa bu konuların bu süreçlerde tartışılacağı ve pratik adımların atılacağı süreçler olacağını düşünüyor" dedi.
'Kadın Özgürlük Komisyonu' önerisi
Ceylan, bu süreçler, işlerken toplumun bütün kesimlerini temsil eden insanların yer almasının sayısal olarak imkansız olduğunu dile getirerek ancak çeşitli mekanizmalarla bu müzakerenin toplumsallaşabileceğini vurguladı. Ceylan sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Tüm Türkiye ve Kürdistan'daki kadınların bu sürece dair görüşlerini kadın özgürlüğü ile ilgili kendi sözlerini oraya nasıl yansıtabiliriz diye KJA olarak kendi içimizde de çok tartıştık. Bu tartışmaların sonucunda önemli kararlar aldık, bunlardan birisi de bu sürecin temsiliyetinin sadece KJA ile sınırlı kalınmaması için bütün Kürdistan ve Türkiye'deki kadınlarla bir araya gelebileceğimiz, taleplerimizi ve kadın özgürlüğü açısından olması gerekenlere dair sözümüzü söyleyebileceğimiz bir mekanizma olmalı diye düşündük. Bu mekanizmanın da Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın önerdiği komisyonlar içerisinde de Kadın Özgürlük Komisyonu önerisi vardı buna denk düştüğünü düşündük ve böylesi bir öneri ile bütün kadın hareketleri ile bir araya geldik, tartışmalar yürüttük ve bu çalışmayı başlattık . Bu ayın sonunda da Özgürlük Komisyonu ile ilgili bir çalıştay yapmak istiyoruz. Bu çalıştayla beraber bütün kadınların barış ve müzakere sürecinde kendi sözünü söyleme olanağı da gelişmiş olacak. Biz KJA olarak da bunun böyle olmasını düşünüyoruz. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, kadın mücadelesini oldukça önemsiyor. Bunu kadını müzakere süreçlerinin ana maddesi yapmasından anlıyoruz."
'Sayın Abdullah Öcalan, kongremizi selamladı'
Yürüttükleri tartışmaların sadece müzakere eksenin de olmadığına dikkat çeken Ceylan, "Örneğin yaptığımız ilk görüşmede kadınların katledilmesi konusu temel gündemimiz oldu ve Sayın Abdullah Öcalan, 'Kadınlar katlediliyor ve bunlar dehşet durumlardır. Bu katliamların önüne geçmek için özgür alanlar yaratmalıyız, bunun nasıl olacağına dair de temel perspektifimiz de kadınların örgütlülüğüdür" dedi. Diğer bir gündemimizde, Demokratik Kadın Hareketi olarak konferansımızı gerçekleştirmiştik ve hemen ardından kadın kongresi yapmıştık. İki gün sonra görüşmeye gittik. Kongremizi yaptığımızı ifade ettiğimizde kongremize dair bilgiler aldığını, sonuç bildirgemizi ve hazırladığımız belgeleri okuduğunu ifade etti, kongremizi kutladı ve selamladı" dedi.
'Devletin mekanizmaları uygulaması gerekiyor'
Ceylan, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın çağrısı ile gerçekleşen hükümetin ve Barış ve Müzakere Heyeti'nin ortak açıklamasına da değinerek "Sayın Abdullah Öcalan ile yaptığımız son görüşmelerden birisi de gündemde olan ortak açıklamalarla ilgiliydi. Daha sonra heyetimiz ve devlet heyetinden bulunan temsilciyle ortak açıklama gerçekleştirildi. Ortak açıklamayı biz barış ve müzakerenin aslında önemli bir aşaması olarak değerlendirebiliriz. Tarihte ilk defa tarafların bir arada yaptığı açıklamalardan birisi oldu. Bu görüşme, tarafların kendini ifade ettiği, tüm sorunları üstlendiği anlamına geliyor. Bu açıdan ortak açıklama önemliydi. Devlet bu sürecin resmen sorumluluğunu üslendiğini, metinde de ifade edilen maddeler üzerinde bu süreci geliştireceğine dair yaklaşımını geliştirmiş oldu" dedi.
Ceylan sözlerine şöyle devam etti: "Sayın Abdullah Öcalan, 10 madde de asgari, müşterek ve ilkelerde bir uzlaşma mutabakat sağlanması durumunda PKK'ye silahlı mücadelenin demokratik siyasette evirilmesi açısından bir çağrı yapacağını ifade etti. Buda oldukça önemliydi. Bu sürecin ilerlemesi açısından yaşanan tıkanıklığı aşan bir yaklaşımdı diyebiliriz. Kendisi de kendi cümleleriyle ifade etti. Bu sürece dair iyi niyet beyanıdır. Bunun için devletin bundan sonra büyük bir sorumluluk alarak hızla adımları atması gerekiyor ki bu süreç hem toplumsallaşabilsin hem de daha şeffaf bir sürece evirilsin. Bununla birlikte koşulların oluşması ve mutabakatın sağlanmasıyla birlikte, tabi ki önderliğin çağrısı da daha pratik olarak hayat bulacaktır. Bu çağrının da, resmi muhatapların karşısında olması oldukça önemlidir. Bizde heyet olarak bunu önemsiyoruz. 2013 yılı Newroz Deklarasyonu, o süreç açısından bugün içinde bir manifesto niteliğindeydi. Biz Sayın Abdullah Öcalan'ın bu manifestonun gereğini yerine getirdiğini görüyoruz. Bu anlamda da, bütün yaklaşımlara ve bu sürecin gelişmesi önündeki bütün engellere, aksamalara rağmen, bu masanın oluşması konusunda ki emeğine sahip çıkıyor ve bunu devam ettiriyoruz. Mutabakat sağlanması durumunda elbette ki bunun bir tarafı olan KCK de kendi yaklaşımını geliştirecektir. Ancak bu konuda, devletin hızla müzakere sürecini barış sürecine evriltecek mekanizmaları devreye koyması gerekiyor."
'Kadın devrimini barındıran süreçler emek ve mücadele ister'
"Önderliğin barış sürecini yürütmesi için bir sekretarya tartışması oldu. Kurulacak bier sekretaryanın adaya gitmesi gerekiyor. Hızla yapılması gereken bir çok husus var ama en azından resmen müzakere sürecine geçilmesinin adımları olarak bunların hızla hayata geçilmesi gerekir diye düşünüyoruz" vurgusu yapan Ceylan, "İmralı'da da bunu böyle tartışıyoruz, heyetimiz devlet yetkileriyle de geliştirdiği görüşmelerde bunları tartışıyor. Bütün süreçler çok ciddi emek ve mücadele ister. Özelikle kadın renginde, kendi içerisinde kadın devrimini de barındıran süreçler çok daha büyük bir emek ve mücadele süreci ister. Bu süreç birde barış süreciyse, bu anlamda bütün herkesin, demokrat güçlerin, bu sürecin gelişmesi için üzerine düşen görevleri yapmaları söz konusudur. Herkesi, bu görev ve sorumluluk bilinciyle bu süreci geliştirmeye tekrar davet etmeyi belirtelim. Aynı zamanda, kadınlar olarak bu sürece daha güçlü dahil olmamızın mekanizmalarını tartıştık. Hep birlikte bir karara ulaşarak mekanizmalar oluşturacağız. Yine aynı görev ve sorumluluk bilinciyle bu mekanizmaları daha güçlü işleteceğimize ve oralardan kadın adına bütün kadınlar olarak çok güçlü sonuçlara ulaşacağımıza inanıyorum" sözlerini kullandı.
PKK Lideri Abdullah Öcalan'dan kadınlara mesaj var
8 Mart Dünya Kadınlar Günü Haftasında olduğumuzu hatırlatan Ceylan, "KJA olarak 1 Mart'tan 8 Mart'a kadar kadın mücadele günü olan 8 Mart'ın anlam ve önemine denk bir kutlama süreci planlandı. Bu şu anlama geliyor: Toplumsal barışı, demokratik nitelikte kadınlar sağlayacak. Kadınlar kendi özgürlüklerinin gelişmesine dair bütün mekanizmaları kendileri oluşturacak. Bu anlamda erkek egemen zihniyet ve bu zihniyeti temsil eden hiç bir kurumdan bir beklentimiz ve talebimiz yoktur. Sayın Abdullah Öcalan'ın 8 Mart mesajını kadınların büyük bir heyecanla beklediğini biliyoruz. Mesajın önemli bir kısmını sizinle paylaşabilirim. Sayın Abdullah Öcalan, 'Kadınlar adına kadınların bu heyette yer alması tarihsel bir önemdedir. Kutluyorum. Devletin ve toplumun demokratikleştirmesi süreci adına da bu müzakere süreçlerinde de yer almasını oldukça önemsiyorum. Yine Kobanê şahsında kadınların geliştirmiş olduğu direnişinin ruhunun yeni yaşama, kadınların gözlerini yeni yaşama, yeni uygarlığa açmış olduğunu ifade edebilirim' diyor. Bu anlamda kısa değerlendirmesini sizinle paylaşmış olalım. Bütün kadınların 8 Mart'ını kutladı ve benden 'bütün kadınlara selamı ve sevgimi iletin' dedi."
Ceylan sözlerini şöyle noktaladı: "İlk görüşmemizi sizinle yaptık. JINHA'nın bu anlamda geliştirmiş olduğu yayın politikası ve müzakere süreçlerindeki yaklaşımını da önemsediğimiz için, birlikte bu sohbeti geliştirdik. Ben bunun önemini de belirtmek istiyorum. Ajansınızın aracılığıyla bütün kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü direniş günlerini kutluyorum."
(fk)

