Enternasyonalist kadın savaşçılar: 2015 kadın yılı olmalı
09:05
Cahide Harputlu/JINHA
KOBANÊ - Kadın devrimine katılmak ve büyütmek için Kobanê direnişine katılan TİKKO ve MLKP'li kadın savaşçılar, "2015 yılı kadın yılı olmalı" dedi. Rojava'daki kadın direnişinin bu yıla damgasını vurduğunu belirten kadın savaşçılar, tüm kadınların 8 Mart'ını kutlayarak, direniş çağrısında bulundu.
DAİŞ çetelerine karşı verilen tarihi direnişin ardından inşa sürecine katılmak üzere Kobanê'ye gelen TİKKO ve MLKP'li kadın savaşçılar, Kobanê'nin inşasına katılım süreçlerini ve Rojava'da gelişen kadın devrimini anlattı. MLKP'li kadın savaşçı Rezzan Işık, kısa bir süre önce Kobanê'ye geldiğini ve inşa sürecinde aktif bir şekilde yer almak istediğini belirtti. Kobanê'nin bir 'kadın kenti' olması için çalışacağını belirten Rezan, YPJ'li kadınların DAİŞ'e karşı yürüttüğü mücadeleden çok etkilendiğini sözlerine ekledi. Kobanê'ye geliş nedenini anlatan Rezan, Türkiye'de kadın katliamlarının giderek artmasının, kadınların ikinci sınıf olarak görülmesinin, çocuk yaşta evliliklerin, kadınların taciz ve tecavüzlere maruz kalmasının kendisinde büyük bir öfke yarattığını söyledi. Bu yaşananların kendisinde bir arayışa neden olduğunu kaydeden Rezan, "Burada YPJ'nin öncülüğünü yaptığı direniş hepimize örnek oldu. Bugün kadınlar Kobanê sokaklarında ellerinde silah özgüvenle dolaşıyorlar. Bu savaşta en ön saflarda fedai bir ruhla savaşıyorlar. Arîn Mîrxan, Sarya Özgür, Kader Ortakaya gibi onlarca örnek var. Tecavüzcü DAİŞ çetelerine karşı kahramanca bir direniş sergilediler. Bunların benim üzerimde büyük etkileri oldu. Bir kadın olarak kendimi korumam ve savaşmam gerektiği düşüncesi oluştu bende" dedi.
'Kadınlar sokağa çıkmalı seslerini yükseltmeli'
Saldırılara karşı kadınların öz savunma gücünü geliştirmesi gerektiğini belirten Rezan, şunları belirtti: "Bu nedenle kadın özgürlük mücadelesini büyütmek, kadın devrimini yaşamak için Kobanê'ye geldim. Kadınlar yaşamın her alanında şiddete, tacize ve tecavüze maruz kalıyorlar. Bunun dışında sistemin dayattıkları var. Evlenmesinden, kaç çocuk doğuracağına kadar kadının yaşamına müdahale var. Kadını eve kapatan ve ona bir araç, makine gözüyle bakan bir sistem var. Gördüğü şiddete karşı bile susması gerektiğini ona öğütleyen bir zihniyet var karşımızda. Önümüzde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü var. Dili, dini, cinsel kimliği ve tercihi ne olursa olsun tüm kadınlar sokağa çıkmalı ve sisteme karşı seslerini yükseltmeliler. 8 Mart'ı burada karşılamak çok mutluluk verici gerçekten. Tüm kadınların bulundukları her yerde öz savunmalarını geliştirmelerini ve buradaki devrimi de büyütmeye çağırıyoruz. Ayrıca tüm direnen kadınları selamlıyor, 8 Mart'ını kutluyoruz."
'Kadını ikinci sınıf gören sisteme karşı mücadele edeceğiz'
MLKP'li kadın savaşçı Roza Kutlu da kadını ikinci sınıf gören sisteme karşı mücadele edeceğini belirtti. "Rojava'da bir kadın devrimi gerçekleşiyor" diyen Roza, Rojava'da çıkan kadın iradesinin kendisini çok etkilediğini belirterek, "Sarya yoldaşımızın gösterdiği direniş ve kararlılık beni çok etkiledi. Aynı zamanda burada ve Kuzey Kürdistan'da şehit düşen Arîn, Zilan, Beritan gibi yoldaşlar kadın önderleşmesinde ve komutanlaşmasında beni en fazla etkileyen isimler oldu" dedi. Açığa çıkan cins bilincinin getirdiği öz savunma ihtiyacını geliştirmek ve açığa çıkan kadın devrimine dahil olmak için Kobanê'ye geldiğini aktaran Roza, sözlerine şöyle devam etti: "Bugün hepimiz biliyoruz ki faşist DAİŞ çetelerinin kadın korkusu had safhaya ulaşmış durumda. Öyle ki kadınlar tarafından öldürülünce cennete gidemeyeceklerine inanıyorlar. Yüreklerinde yer edinen bu kadın korkusu eminim ki büyüyerek devam edecek. Biz de MLKP'li kadınlar olarak DAİŞ çetelerine karşı Kürt kadınlarıyla beraber mücadele edeceğimizi tekrar belirtmek istiyoruz."
'Rojava kadın direnişi bu yıla damgasını vurdu'
Roza, kadınların bu yılki 8 Mart'ı büyük bir güçle, özveriyle kutlamalarını ve karşılamalarını istedi. Bu yılki 8 Mart'ta kadınların öz savunma ihtiyacının öne çıktığını kaydeden Roza, "Bu yıl erkek şiddetine karşı kadının öz savunma ihtiyacı öne çıktı. Rojava'daki kadın direnişi bu yıla damgasını vurdu. Tüm kadınlara çağrımız; kadınlar dayatılan bu baskıcı sisteme karşı çıkıp örgütlü bir güç haline gelsin. Bulundukları her alanda seslerini yükseltmeli ve kadın iradesini ortaya koymalı. Dünyadaki tüm kadınlar ortak bir irade oluşturmalıdır. Rojava'da gelişen kadın devrimi tüm kadınlara örnek olmalıdır. Çünkü burada kadınlar sadece savaşta değil siyasette de yaşamın her alanında söz sahibiler, hatta merkezinde yer alıyorlar" diye belirtti. Roza son olarak Rojava'da direnen tüm kadınların, dünyada ezilen tüm kadınların ve LGBTİ'lerin 8 Mart'ını kutladı.
'Bir kadın olarak Kobanê'de bulunmayı önemsiyorum'
TİKKO savaşçısı Ulrike Barbara da, DAİŞ çetelerine karşı Kobanê'de uzun bir süredir direnişin sürdüğünü ve bu kadın öncülüğünde süren direnişin kendisini çok etkilediğini kaydetti. Kobanê'ye gelişinin kadın mücadelesinden bağımsız olmadığını ifade eden Ulrike, "Yaşanan korkunç savaş, göç ve tecavüzler kadın açısından travmatik sonuçlar doğurdu. Kobanê'ye gelmeden önce de kadın sorunlarıyla da ilgileniyordum ve Türkiye'de yaşanan katliamları da DAİŞ çetelerinin yaptıklarından bağımsız görmemek gerektiğini düşünüyordum. Çünkü Özgecan katliamında gördük ki; yöntem ve zihniyet aynıdır" dedi. Kobanê'ye geç geldiği için pişmanlık duyduğunu ifade eden Ulrike, "İki ayı aşkın zamandır buradayım ve açıkçası geç gelmiş olduğum için pişmanlık duyuyorum ama yine de bir kadın olarak burada bulunmayı önemsiyorum" ifadelerine yer verdi.
'Kadınlar her alanda kendi sistemini kurmalı'
YPJ'li kadınlarla eğitim görmenin kendisinde önemli bir tecrübe yarattığını kaydeden Ulrike sözlerine şöyle devam etti: "Mesela 14-15 yaşında kız çocuklarının buraya gelmesi kendi topraklarını savunmak istemeleri inanılmaz etkiliyor insanı. Kadınların savaşta, cephede en önde yer alması çok farklı bir etki yaratıyor. Onların birbiriyle ilişkileri, rahatlıkları ve cesaretleri şaşırtıcı bir düzeydeydi ve büyük bir moral kaynağı oldu benim için. Tüm bu gözlemlerim sonucunda kadınların kurtuluşunun kadın ordulaşmasından geçtiği sonucuna vardım. Türkiye'de yaşanan kadınlar katliamlara karşı örgütlenmesi ve katillerden hesap sorması gerekiyor. Kadının kendi öz gücüyle bu saldırılara cevap olabileceği mekanizmalar yaratması gerek. Her alanda kendi sistemini kurmalı ve kendi savunmasını yapmalı. YPJ de buna en iyi örnektir."
'2015 kadın yılı olmalı'
8 Mart'ın Amerika'nın New York kentinde yüzlerce kadının fabrikada yakılmasıyla kadınların gündemine girdiğini dile getiren Ulrike, daha önceleri 2 güne sığdırılan kadın direnişinin şimdi 365 günü kapsadığını belirterek şöyle devam etti: Türkiye'de gelişen kadın mücadelesinde hiç şüphesiz ki Kürt kadınlarının büyük bir etkisi oldu. Bu 8 Mart'ın da tıpkı Özgeca Aslan'ın katledilmesine karşı tüm kadınların sokaklara çıkması gibi 365 gününün sokağa yansıması biçiminde olacağını düşünüyorum. Kadınlar artık kendi öz gücünü görüyor. Bunu Kobanê'deki direnişte, Özgecan için sokaklara çıkıldığında, Reyhaneh idam sehpasına çıkarıldığındaki isyanda ve Arîn'in fedai ruhunda gördük. O yüzden bu 8 Mart farklı olacak. 2015 yılı kadın yılı olmalı." Ulrike, son olarak tüm kadınların 8 Mart'ını kutlayarak, tüm kadınları alanlara çıkmaya ve erk zihniyetinden hesap sormaya çağırdı.
(mg)

