Malatya'da 'ev içi emek' paneli
09:55
JINHA
MALATYA- Malatya'da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlenen panelde konuşan Eğitim-Sen Merkez Kadın Sekreteri Ebru Yiğit, kayıt dışı çalışan kadınların, ev içindeki emeklerinin de görünmediğine dikkat çekti, kadınların ev içi emeğinin ücretlendirilmesini istedi.
Malatya Demokratik Kadın Platformu, Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Ebru Yiğit, İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Mihriban Şengül ve İslamcı yazar Hüda Kaya'nın katılımı ile "Emek, Siyaset ve Savaşta Kadın" konulu panel düzenledi. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen panelde kadın özgürlük mücadelesinde hayatını kaybeden kadınlar için saygı duruşu yapıldı. Saygı duruşunun ardından "kadına yönelik şiddet ve kadın özgürlük mücadelesi" temalı bir sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi. Sinevizyon gösteriminin ardından Eğitim-Sen Merkez Kadın Sekreteri Ebru Yiğit söz aldı ve Kobane'de ölümsüzleşen kadın savaşçılar Arîn Mîrkan, Kader Ortakaya ve Sibel Bulut'u anarak konuşmasına başladı.
Kadın istihdamı azalıyor
Kapitalizmde kadın emeğinin ucuz iş gücü kaynağı olarak kullanıldığına dikkat çeken Ebru Yiğit, "İstihdamda kadın emeğine baktığımızda aslında Türkiye'de istihdam sorunlarının geleneksel iş bölümlerine göre şekillendiğini görüyoruz. Geleneksel olarak kadın işi olarak görülen ev temizliği, çocuk bakımı, yaşlı bakımı gibi alanlar kadın emeğinin iş yaşamında da kullanıldığı alanlar olarak öne çıkmaktadır. Türkiye'deki istihdam oranlarına baktığımızda erkeklerin yüzde 72 oranında istihdama katıldığını, kadınlarında yüzde 31,6 oranında istihdama katıldığını görüyoruz" dedi. Kadınların yüzde 53,4 gibi büyük bir oranının iş güvencesiz, sendikasız ve kayıt dışı çalıştığını ifade eden Ebru şöyle konuştu: "Şimdi kadınlar bakımından şöyle bir somut gerçek var: Eğer kadınlar çevrelerinde aile, çocuk, yaşlı ve engelli ya da çocuk bakımını devredebilecekleri başka bir kadın olmadığı taktirde istihdamda emek gücü karşılığında aldığı ücret maalesef bu işler için alacağı hizmete ödeyeceği bedele denk geliyor. Kadınlar istihdamda yer alsalar bile maalesef bu bakım yükümlülüklerini karşılayacak kadar para kazanabiliyorlar. Fakat Türkiye'de bir çok kadın ücret ödeyerek satın alabilecekleri bu hizmetleri 'Ev kadını' olmaları münasebetiyle ücretsiz olarak her gün kendileri sağlamak zorunda ve bu emek türü kadının görünmeyen ancak ücretlendirilmesi gereken emeğini oluşturuyor."
'Doğada erkek neyse kadında odur'
İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Mihriban Şengül, "Ataerkil İktidar, Kadın ve Doğa, kapitalizmin Arkasına Saklandığı Kavramlar ve İlişkiler" konulu sunumunda doğa ve çevre konularında kadının, bilinç bulanıklığı oluşturmada bir araç olarak kullanıldığını ifade etti. "Doğa karşısında erkek neyse kadın da odur" diyen Mihriban şöyle konuştu: "Tek tek bütün bireyler nasıl tüketecekleri konusunda bilinçlenecekler, bu konuda ki odak kişiler de kadınlardır. Kadınlar evde bulaşık yıkarken çamaşır yıkarken evdeki deterjan maddelerini kullanırken dikkatli olacaklar, yerinde ayrıştırmayı çocuklarına da öğretecekler, çocuklarına çevre bilinci kazandıracaklar ve çevre sorunları önlenecek. Ortak söylem bilinçlenme. İyi de sorunun kaynağı ben değilim. Çevre sorunları kadının ev içinde kullandığı deterjandan kaynaklanmıyor ki! Ama ne yaptılar! Kendileri sanayi üretimi ile, tarımda teknolojinin kullanımı ile, HES'lerle çevre katliamı yaptılar, sonra da kadınlara 'Dikkatli deterjan kullanın' dediler."
'Dünyayı güzelleştirdiğiniz kadar cennetliksiniz'
İslamcı yazar Hüda Kaya sunumunda özellikle "İslam ve kadın" ilişkisine değinerek, Ortadoğu'da "İslam" adına yapılan katliam ve savaşlara dikkat çekti, DAİŞ'in katliamlarına tepki gösterdi.
"İslam coğrafyasında İslam adına hareket eden aktörlerin gerçek İslam'la hiçbir ilgisi yoktur" diyen Hüdya, "Dünyayı insanlar için güzelleştirdiğiniz kadar, insanlar için cennete çevirdiğiniz kadar cennetliksiniz; bununla birlikte insanlara yaptığınız kötülükler kadar insanların hayatlarını cehenneme çevirdiğiniz kadar da cehennemliksiniz, adınız Muhammet olsa bile" diye konuştu.
Türkiye'de hiç kimsenin bir diğerine benzemek zorunda olmadığını ifade eden Hüda Kaya, "Aleviler, Sünniler, gayri Müslimler, Kürtler, Türkler, Ermeniler bu toprakların renkleridir. Benim değerim farklılığımdır. Farklılığımla beraber yaşamayı öğrenmem gerekir. Farklılıklarımızı saklı tutarak ortak paydalarımızda buluşmalıyız. Ezilmişliklerimizi birleştirmek zorundayız" dedi.
Panel konukların sunumların ardından soru-cevap bölümü ile tamamlandı.
(fk)
