Atena cezaevinde de mücadeleye devam ediyor
09:19
JINHA
TAHRAN - İran'da "düzene karşı propaganda", "resim ustalığı yoluyla milletvekillerine hakaret" ve "ülkenin dini liderine hakaret" ile suçlanan ressam ve çocuk hakları aktivisti Atena Fergadani, avukatı aracılığı ile yaptığı açıklama ile kaldığı Evin Cezaevi'nde zor şartlar altında kaldığını duyurdu.
İran'da çizdiği karikatürleri nedeniyle "İran Meclisi'ni aşağılamak" ile suçlanan 28 yaşındaki ressam ve çocuk hakları savunucusu Atena Fergadani, avukatı aracılığıyla basına yaptığı açıklama ile hapishanede zor şartlar altında kaldığını duyurdu. Özellikle kadın tutuklular için kötü şartlarıyla ünlü Tahran'ın güneyinde Varamin'deki Garçek Cezaevi'nde 10 Ocak'tan buyana tutuklu olan Atena'nın, tutukluluğunu protesto için 9 Şubat'ta açlık grevine girdiği için kalp krizi geçirerek komaya girdiği belirtildi. Atena'nın avukatının verdiği son bilgiye göre Atena'nın Evin Cezaevi'ne sevk edilmek şartıyla 2 Martta açlık grevini sonlandırdığını fakat burada da Atena'nın çıplak aramadan geçtiği ve sık sık cinsel tacizde bulunduğu belirtildi.
Atena, İran rejiminin baskılarını teşhir etmekten korkmadı
Resim sergileri, eleştirel karikatürleri ve siyasi tutsakların ve 2009 yılındaki ayaklanmada öldürülenlerin ailelerini ziyaret etmek gibi eylemleri nedeniyle "düzene karşı propaganda", "resim ustalığı yoluyla milletvekillerine hakaret" ve "ülkenin dini liderine hakaret" ile suçlanan Atena, 23 Ağustos 2014 tarafından İran Devrim Muhafızları tarafından tutukluluğu sırasında kefaletle serbest bırakılmıştı. Basına verdiği demeçlerde Evin Cezaevi'nde kaldığı sırada bir buçuk ay boyunca günde 9 saat sorgudan geçtiğini anlattığı için 10 Ocak tarihinde tekrar tutuklanan Atena, ayrıca geçtiğimiz Aralık ayında internete yayınladığı bir video aracılığıyla Evin Cezaevi'nde gördüğü kötü muameleyi, banyolara kurulan gizli kameraları ve çıplak arama işkencesini teşhir etmişti.
Atena'da anlamlı mektup
Atena Fergadani, tekrar tutuklanmadan önce mahkeme celbinin eline ulaşmasıyla facebook sayfasında İran'ın dini lideri Ali Hamanei'ye hitaben şöyle bir mektup yayınlamıştı: "Dün, 7 Ocak 2015 günü almış olduğum bir mahkeme celbine binaen 10 Ocak Cumartesi, Devrim Mahkemesi 15'inci Şubesi'nde hazır bulunacağım. Ben, Tahran 34828 kimlik numaralı 1986 doğumlu Atena Fergadani, 10 Ocak 2015 Cumartesi günü saat 08.30'da Hâkim Salevati başkanlığındaki mahkeme oturumuna katılmak üzere Muallim Caddesi'nde bulunan Devrim Mahkemesi 15'inci Şubesi'nde hazır bulunacağım…
Biliyorum ki Cumartesi günü adaletsizliği haykıran bir mahkemede hazır bulunacağım ve yıllardır terazisinin kefesi bir çizgide eşit durmayan bir hâkimin önünde savunmasız aziz halkımı savunmanın hesabını vermeliyim… Ve uzun yıllardır ülkemin hiçbir yerinde kimsenin kendi makamına oturduğunu görmediğim için ve her birimizin konumu bir şekilde değiştiğinden, bu sefer iftiharla sanık konumuna oturuyorum ve 25 küsur senedir aynen kendi konumunu korumuş olmakla kalmayıp hatta bütün üç erkin statüsünü 'kendi' terazisinde tartan bir kişiye karşı savunma metnimi okuyorum… Evet, Sayın Seyyid Ali Hamenei… Savunma metnimi size sunuyorum, geçen bu kaç yılda hem hâkim, hem de yasa koyucu olan size! Hem cumhurun başkanı, hem halksız İran Meclisi başkanı olan size!
Bay Seyyid Ali Hamenei ve Muhafızlar Ordusu!
Sizin 'düzene karşı propaganda' diye adlandırdığınız şeyi ben, artık yıllardır verimsiz olan toprakta kökleri titremediğinden dolayı evlatları 2009'da kana boğulan kadın ve erkeklerin gönlünü almak diye biliyorum!
Sizin 'ulusal güvenliğe karşı girişim ve sapık tarikatlara dahil olmak' diye nitelediğiniz şeyi ben, üniversitede okumak gibi en temel hakları Bahai oldukları için ellerinden alınmakla kalınmayıp asrımızın insan görünümlüleri tarafından yüce insanlık makamları sorgulanan ve dinen 'pislik' diye adlandırılıp mezarları ve evleri çiğnenen kadınları ve erkekleri desteklemek diye bilirim!
Sizin 'resim ustalığı yoluyla milletvekillerine hakaret' diye nitelediğinizi, ben milletimize yakışmayanı milletin evine yani Meclis'e iyice yakıştıran bir sanat diye bilirim!
Ve sizin 'sorgu sırasında Muhafızlar Ordusuna ve üç erke hakaret' diye saydığınızı, ben, sizin sipahilerinizi işgal etmiş olan, 'emniyet' ve 'güç' olarak adlandırdıklarıyla benim gibi 'fitneciler'i tuzağa düşürme gururuna karşılık olarak sıkı bir yanıt bilirim! Çünkü gerçekten böylesine bir güç ve emniyet 'sizin muhafızlar ordunuz'da varsa, neden bu güç ve emniyeti bugüne kadar 'Nida'ların, Sohrab'ların ve Setare'lerin' (2009 ayaklanmasında rejim tarafından öldürülen İranlı gençler Nida Aga Sultan, Sohrab Arabi) katillerini tuzağa düşürmek için kullanmamışlar?"
(zd/fk)

