Ayşe Efendi: Kobanê’nin inşaası için koridor şart

10:36

 


Cahide Harputlu-Narin Çapan/JINHA


KOBANÊ - DAİŞ çetesine karşı Kobanê’de verilen tarihi direnişin ardından başlayan inşa çalışmalarına ilişkin konuşan Kobanê Kantonu Eş Başkanı Ayşe Efendi, şu çağrıda bulundu: “Tüm uluslar arası devletlerin, kurumların, Kürtlerin, kadınların, gençlerin Kobanê’nin inşaası için seferber olması gerekiyor. Eğitimli kişiler, uzmanlar gelip Kobanê'nin inşaasında yer almalı. Kobanê’nin inşaası için bir koridorun açılması gerekiyor. Bu koridor da uluslararası gözlemlerin altında olması gerekiyor ki yardımlar rahat bir şekilde ulaşabilsin.”


Kobanê Kantonu Eş Başkanı Ayşe Efendi, son siyasal gelişmelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye siyasetine ve DAİŞ ile olan ortaklığına dikkat çeken Ayşe, Türkiye devletinin ve DAİŞ’in Kürtlere karşı yürüttükleri siyasetin Suriye siyasetinden farklı olmadığının altını çizdi. Ayşe, "Türkiye'nin Rojava'da özellikle Kobanê'de yürütmek istediği siyaset Kürt halkının ve özellikle YPJ/YPG'nin direnişiyle boşa çıkarılmıştır. Türkiye, uluslar arası ülkeler ve Türkiye'nin ortağı olan DAİŞ, Kürtlere karşı Suriye'nin yürüttüğü siyaseti yürütmekte. Türkiye ve DAİŞ'in açıktan olmasa da Suriye siyasetiyle bir ilişkisi vardı" dedi. Türkiye’de halkın bir taraf, hükümetin bir taraf ve parlamentonun da bir taraf olduğunu kaydeden Ayşe, “Türkiye hükümeti şuanda kaç parça olmuş durumda. Bu şimdi olan bir şey değil. Önder Apo tutuklandığından bu yana Türkiye parlamentosunun anlaşmazlığı bellidir” diye belirtti.


‘Kürtler barış istiyor’


İmralı Heyeti ve hükümet yetkililerinin yaptığı ortak açıklamada PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın sunduğu 10 maddelik müzakere başlıklarını değerlendiren Ayşe, “Bahsedilen 10 madde üzerinde bir müzakereye gidilecek. Devlet istese de istemese de Önder Apo’nun istediği felsefe ve siyaset yürütülecek. Önder Apo’nun tutuklu hali artık Türkiye’de bir kesim için anlamsızlaşmıştır. Toplumsal, siyasi ve diplomaside Önder Apo'nun istekleri gerçekleşiyor. Demokratik özerklikle Önder Apo her dört parçadaki halkın kucaklaşmasına yer veriyor. Tüm dünyada halkın gözleri Rojava ve özellikle de Kobanê üzerindeydi. Bunun için biz diyoruz ki bu gün olmasa yarın ya da yakın bir tarihe kadar bu müzakere başlayacak. Hızlı bir şekilde hangi şart ve koşullar içinde olursa olunsun paketin maddeleri yerine getirilmeli ve müzakere yapılmalı. Çünkü Kürtler barış istiyor. Ancak Türkiye tarafında gerçeklik bu değil. Her yönüyle saldırılmış. Siyasi, diplomatik ve askeri yönden DAİŞ ortaklığıyla topları ve tanklarıyla yapamayacakları ve daha fazla bozamayacakları bir şey kalmadı sanırsam" sözlerini ifade etti.


‘İç Güvenlik Paketi sürece ters bir pakettir’


Çözüm sürecine ilişkin konuşan Ayşe, Türkiye’de bir kesimin çözüm sürecini istemediğini ifade etti. Kürtlerin yüzyıllardan beridir asimilasyona karşı, yok sayılmalara karşı, baskılara karşı başkaldırdığını söyleyen Ayşe, “Dört parça Kürdistan’da Kürtler hep ayaktaydı. Bunun bir ayağı da Türkiye’deki Kürtlerdi. Biz Kürtler olarak kimseyi bekleyen bir durumda olmayacağız. Örneğin Anadil meselesinde Ankara’yı beklemeyeceğiz kendimiz karara alacağız. Kürtçe okullarımızı açacağız, bu okullarda Kürtçe eğitim vereceğiz” şeklinde konuştu. İç Güvenlik Paketi’ne dikkat çeken Ayşe, “Güvenlik paketi çözüm sürecine ters bir pakettir. Örneğin yöresel kıyafeti yasaklıyor. Kürtler buna karşı yöresel kıyafetler giyerek alanlara çıkmalı. Bu paketi kabul etmemelidir. Türkiye devleti milyonlarca Kürt halkının önünü kapatamaz. Kobanê direnişiyle birlikte Kürtlerin iradesi ortaya çıktı. Türkiye’de bu gerçekliği görmeli” dedi.


‘Türkiye kendini kandırmasın’


 DAİŞ çetelerinin tehdidi altındaki Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolu'na yönelik yapılan operasyona dikkat çeken Ayşe, şunları belirtti: “Bu olaydan sonra Türkiye devleti ile bir ilişki kurulmadı. Türkiye devleti kendini kandırmasın. Belki Türkiye bu gerçekliği inkar edip izin almadan girdiklerini söyledi. Ama biz Kobanê’deydik ve 4-5 defa hükümet yetkilileriyle görüşme gerçekleştirildi. Görüşmeyi YPJ/YPG güçleri ile arkadaşımız Mehmûd Berxwedan yaptı. Türk askerleri YPJ/YPG bayrakları altından geçerek Berfiret'e kadar gittiler, cenazelerini görüp geri döndüler. Biz onların askerlerinin geçişine izin de vermeyebilirdik. Savaştan 2-3 yıl önce de TEV-DEM bayrağı altından geçip ziyaretlerini gerçekleştiriyorlardı. Kendilerini kandırmasınlar, onlar istese de istemese de eğer bir halkın bayrağı altından geçiliyorsa bu o halkı kabul ettiği anlamına geliyor."


'DAİŞ'in cenazelerini ve mayınlarını temizlemek için araç gerekiyor'


Kobanê’nin yeniden inşa sürecine değinen Ayşe, “Kobanê’nin inşası için birçok eksiklikler var. Bu eksikliklerin giderilmesi için verilen sözler vardı ancak bu sözler yerine getirilmedi. Örneğin ortaklıkta DAİŞ çetelerine ait cenazeler var. Bu cenazelerin kaldırılması gerekiyor. Şuanda acil olan ihtiyaç DAİŞ cenazelerinin temizlenmesi için özel kıyafetler, maske, ilaç gerekiyor. Görünürde olan cenazeler toplanıyor ancak enkaz altında olanlar çıkarılamıyor. Araç gereçlere ve büyük arabalara ihtiyaç var. Yine DAİŞ çıktığı yerlerde etrafa döşediği mayınları temizlemek için kimi araçlara ihtiyaç var. Kobanê Hükümeti de tüm herkese yardım etme ve bu çalışmalara katılma çağrısında bulundu. Eğitimli kişiler, uzmanlar gelip Kobanê'nin inşasında yer alsınlar. Şimdiye kadar kimse bu çalışma için gelip başvurmadı. Köy taraflarında birkaç gurubumuz var ancak onlar da cephedeler, çünkü DAİŞ çıktığı her yere mayın döşüyor ve bu grup da o mayınları temizliyor" ifadelerine yer verdi.


'Kobanê'nin inşaası için koridor şart'


Kobanê’nin inşaasının öyle kolay olmadığını sözlerine ekleyen Ayşe, konuşmasının devamında şunları belirtti: Saldırılarda Kobanê’de taş üstünde taş bırakılmadı. Kobanê’nin birkaç ay içerisinde inşa edilmesinden bahsediyoruz. Ancak bunun olması için tüm uluslar arası devletlerin, kurumların, kadınların, gençlerin Kürtlerin Kobanê’nin inşaası için seferber olması gerekiyor. Kobanê’nin inşaası için bir koridorun açılması gerekiyor. Bu koridor da uluslararası gözlemlerin altında olması gerekiyor ki yardımlar rahat bir şekilde ulaşabilsin. Şuanda bir kamp oluşturmak istiyoruz ama koşullarımız buna yetmiyor. Kimi yardımlar yapıldı ancak onlar belediyenin ihtiyaçlarını da karşılamıyor. Bunun için Kobanê'nin yeniden inşaası da tüm dünyanın gündeminde olmalı ki hızlı bir şekilde bir gelişim kazanılabilsin. Bu da uluslararası gözlemlerle açılacak olan bir koridorla mümkün."


‘Kobanê halkı bir sonraki çağrımızı beklesin’


Kobanê’ye geri dönün yurttaşlara da seslenen Ayşe, “Şu an bir inşa sürecindeyiz. Kobanê’nin inşaasında çalışamayacak durumda olanların bir sonraki çağrıya kadar dönmemelerini istiyoruz. Halkın toplu bir şekilde gelişiyle birlikte burada sıkıntılar oluşuyor. Çünkü su yok, yiyecek yok, yerleşecek yer yok, imkanlar yok. TEVDEM ve hükümet toplu gelişleri karşılayamıyor. Kamplar kurulana kadar, imkanlar gelişene kadar aileler şu anda gelmesin. Göç eden aileler gelir gelmez köylere yönlerini veriyor, ancak bu çok tehlikeli. Çünkü şuanda köylerin kurtarılması için ikinci bir hamle başlatılmış ve kurtarılan köylerde de mayın tehlikesi var. Bundan kaynaklı birçok kişi yaşamını yitirdi. Bunun için diyoruz ki ailelerin kendilerini biraz daha tutmalarını istiyoruz ta ki Kobanê'ye başka bir geri dönüş çağrısı yapılana kadar. Yapılacak yardımların da en kısa zamanda ve hızlıca yapılması gerekiyor. Verilen sözlerin pratikleşmesini istiyoruz. Yardım nereden gelirse gelsin önemli olan sözde kalmamasıdır. Artık Kobanê'nin ihtiyaçları gözle görünür bir durumda, herkese kapımız açık” sözlerini ifade etti.  


‘Kadının direnişi patlayan bir mayın gibi ses verdi’


8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin konuşan Ayşe, tüm kadınlara direniş çağrısında bulunarak şunları belirtti: “Kadınlar birliklerini kurmalıdır. Kobanê’nin inşasına katılmalıdırlar. Ben 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü tüm dünya kadınlarına ve özellikle Önder Apo'ya kutluyorum. Son üç yıldır kadınların direnişi patlayan bir mayın gibi ses verdi. Önder Apo’nun felsefesiyle kadının cesareti ortaya çıktı. Kadınlar Rojava devriminin öncülüğünü yaptı. Kadınlar yakaladığı bu başarıyı örgütlülüklerini büyüterek devam etmelidirler. Kadınların bundan sonra daha çok kendisini  bilinçlendirmesi gerekiyor. Mücadelemiz sadece Kürt kadınları için değil tüm dünya kadınları içindir. Êzidî kadınları nasıl kurtaracağız, kadınları nasıl örgütleyeceğiz diye düşünmemiz gerekiyor. Til Eran'da, Til Halis'de bir çok kadın tecavüz edildi, Şam kadınları, Arap kadınları ve Asuri kadınları ‘namus’ adı altında her yönüyle tecavüze uğradı. Bizlerin direniş anlayışını oturtmamız gerekiyor ve onların intikamı almamız gerekiyor. Kürt kadınları şahsında YPJ savaşçılarıyla Êzidî, Arap, Asuri kadınlarının intikamı alındı. Biz Suriyeli, Arap kadınlarına Rojava devrimindeki rollerini yerine getirme çağrısında bulunuyoruz. Neden başlarını eğdiler, neden rollerini oynamadılar? Neden siyasette, diplomaside, toplumsal alanda kendilerini ispatlamadılar?”  


‘YPJ desteklenmeli kadın direnişi yükselmeli’


Kürtlerin, Arapların ve diğer hakların komşu olduğunu kaydeden Ayşe, “Halep ve Kobanê komşuydu, Halep ve Efrin komşuydu, Qamişlo ve Rakka komşuydu, bizlerin ve Arap kadınlarının arkadaşlığı vardı. Ancak Arap kadınları kendilerini bizden uzak tuttular. Arap kadınları kendilerine yapılan tecavüzü kendi üstlerinden atamadı. Biz bir kez daha hangi kadın olursa olsun, hangi din, hangi mezhep olursa olsun biz kadınlar el ele verelim. Çünkü kadınların acısı ortaktır. Biz bir kez daha 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü tüm kadınlara kutluyoruz. Özellikle bu direnişin öncülüğünü yapan YPJ'ye kutluyoruz. Tüm kadınların da bu vahşi saldırılara karşı mücadelelerini yükseltmeleri gerekiyor. Herkesin YPJ'yi desteklemesi ve direnişini yükseltmesi gerekiyor. Ben Bakurê Kürdistanlı kadınların önünde de saygıyla eğiliyorum. Sınır üzerinde büyük bir direniş ortaya koydular. Sınırın her tarafını askerler koruyordu, ancak Suruç'ta bu durum değişti, halk canlı bir kalkan gibi kendini sınıra dayadı” sözlerine yer verdi.  


‘Keşke genç olsaydım…’


Suruç-Kobanê sınırında Türk askerleri tarafından katledilen Kader Ortakaya’yı, DAİŞ çetesine karşı fedai eylem gerçekleştiren Arîn Mîrxan’ı hatırlatan Ayşe, son olarak şunları belirtti: Kader, Arîn Mîrxan  ve Kobanê’de kutsal kanını döken tüm şehitleri saygıyla anıyorum ve önlerinde eğiliyorum. 24 saat boyunca sınırları koruyan halkımız ve kadınlar bu süreçte bir tarih yazdı. Ben kadınlara özellikle de o annelere her zaman başları dik olsun diyorum, özellikle devrimci çocukları için. Çocuklarımız bizlerin boynuna altın bir madalya taktılar. Biz değer ve direniş sahibiyiz. Çocuklarımızın fikri beyni bizimkinden büyüktü, yürekleri bizimkinden daha genişti. Cesaret ve güçleri bizimkinden kat be kat yüksekti. 13-14 yaşlarındaki kız çocuklarının YPJ'ye katılmak istemesi artık bu halkın egemenlik altında yaşamayacağının göstergesidir. Ruhum ve beynim her zaman onlarladır. Sadece içimde bir umut kaldı, o da keşke genç olsaydım ve şimdi YPJ'ye katılsaydım."


(şg/mg)