Hiva Arabo: Rojava devriminin her alanında kadın var

13:10

 


JINHA


MARDİN - DKY'nin startının verildiği Nusaybin'de kadınlar, "Demokratik konfederalizm ve kadın öncülüğünde Rojava Devrimi" ve  "Ekoloji ve Doğanın Sömürüsü"nü tartıştı. Cizre Kantonu Adalet Divanı Başkanı Hiva Arabo, Rojava kantonlarında kadının hayatın her alanında yer aldığını söyleyerek, kadının yeniden Rojava modeliyle ile dirildiğini dile getirdi. Hiva, "Demokratikleştirilen sistemde kadının rolü önemlidir. Arap, Süryani ve Kürt kadınları bu esaslar üzerinde örgütleniyor. Örgütlenme sistemimiz yerelden tavana doğrudur.  Komünal bir yaşam tarzıdır. Komünlerimizde kadın ve erkek eşitliği esastır" dedi.


Dünya Kadın Yürüyüşü (DKY) 4. Eylem Yılı etkinliklerinin startının verildiği Nusaybin'de kadınlar Mitanni Kültür Merkezi'nin iki ayrı salonunda "Demokratik konfederalizm ve kadın öncülüğü Rojava Devrimi" ve "Ekoloji ve Doğanın Sömürüsü" başlıklı iki forum ve panel gerçekleştirdi. "Demokratik konfederalizm ve kadın öncülüğü Rojava Devrimi" başlıklı panelin moderatörlüğü Seve Demir yaparken, KJA Koordinasyonu üyesi Melike Karagöz, Rojava Cizre Kantonu Adalet Divanı Başkanı Hiva Arabo panelist olarak katıldı. Yüzlerce kişinin katıldığı panelin açış konuşmasını yapan KJA aktivisti Seve Demir,  Rojava devrimini selamladı. YPJ eliyle tarih yazıldığını söyleyen Seve, "Kürt kadın özgürlük mücadelesi tarihe altın harflerle kadın adını yazdırdı. Kadın mücadelesini sadece Rojava ile sınır tutmadı ve tüm dünyaya yaydı. Rojavalı kadınlar kadın özgürlük mücadelesinde yerini nasıl alacağını bize gösterdi. Bizler de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü başta Rojavalı kadınları olmak üzere tüm dünyadaki kadınların kutluyorum. Sayın Öcalan verdiği mücadele ve kadına verdiği değerle Kürt kadın mücadelesi büyüyor. Sayın Öcalan'ı saygıyla selamlıyoruz" dedi. 


'Kadın yeniden Rojava modeliyle dirildi'


Hiva Arabo, Cizre Kantonu'ndaki kadınları selamlarını getirdiğini söyleyerek, 2015 yılının kadınlar için özgürlük ve eşitlik yılı olduğunu dile getirdi. "Kadın mücadelesi Saralardan, Arinlere kadar devam etti.  Bizler de buradan söz veriyor ki mücadelesine dahip çıkacağız" diyen Hiva, kadın yürüyüşünün Rojava kadınlarına adamasının büyük bir onur verici olduğunu söyledi. Kadınlar dünyada nesne ve obje haline getirildiğini işaret eden Hiva, "Kadınlar hep ikinci plana atıldı. Ötekileştirilerek büyük katliamlara maruz kaldı. Bu katliamlar kendileriyle birlikte bir kaos getirdi. Bu kaos içirişinde kadınlar bir çıkış yaptı. Küçük bir kıvılcımla başlayan çalışma büyük bir direnişe dönüştü" dedi. Hiva, "Suriye rejiminin baskıları nedeniyle Kürtlerde bir arayış söz konusuydu. 2011 yılında Rojava yapılan toplantılarla ilk Kobanê özgürlüğü ilan edildi. Etrafımızı saran esaret iplerini üzerimizden atarak özgür bir yönetim şeklini oluşturduk. Rojava'da yerelden bir yönetim esas alındı. İnkar edilen toplum ve kadın yeniden Rojava modeliyle dirildi" dedi.  Rojava modelinde din, mezhep ve kimliklere saygı duyulduğuna işaret eden Hiva, "Özellikle kadın özgürlüğü esas almıştır. Toplumsal bir zihniyet değimini esas aldık. Bu nedenle tüm dünyanın dikkatini çektik. Bu şekilde YPJ dünyada nadir bulunan bir örgütlenme tarzıdır. Güçsüz ve özünden koparılmaya çalışılan kadın mücadelesini yeniden yeşertme mücadelesidir" diye belirtti.


Rojava'da kadın her alanda


Hiva, "Kadınlar artık yaşadıkları şiddet ve zorbalığa karşı alternatif bir arayışları ve yaşamları olduğunu anladılar. Bu nedenle kadınlar korkmadan özgürlük arayışlarını sürdürüyorlar. Bu bizim için çok önemliydi. Kadın artık kendini, toplumunu ve değerlerini savunabilecek bir mertebeye ulaşmıştır" dedi.  Suriye rejiminin siyasetinde kadının yeri olmadığını hatırlatan Hiva, "Kadınlar daha önce Suriye rejiminde siyaset yapma yetkisi yoktur. Demokratik bir siyaset yürütülmüyordu. Özgür bir yaşam için kadınların siyasetin içinde yer alması bizi için çok önemlidir. Şuan Rojava Kantonu'nda siyasetin tüm alanlarında kadın yer alıyor. Demokratikleştirilen sistemde kadının rolü önemlidir. Arap, Süryani ve Kürt kadınları bu esaslar üzerinde örgütleniyor. Örgütlenme sistemimiz yerelden tavana doğrudur.  Komünal bir yaşam tarzıdır. Komünlerimizde kadın ve erkek eşitliği bulunmaktadır" diye belirtildi. Rojava Kantonu'nda kadının yerine değinen Hiva, "Komünlerimizde kadınlar yaşadığı sorunlar yerinde bir örgütlenme esas alınıyor. Sivil toplum örgütleri ve kadın örgütleri aktif çalışma yürütülmektedir. Rojava'da siyasette, toplumsal yaşamda, diplomasinden, ekonomiye, kültürden, eğitime her alanda yer alarak, yerinde eşit ve komüne bir sistemi oturtmuştur. Rojava da kadınlar büyük bir rolü üstlenmiş durumdadır" diye belirtti. 


'Kadın mücadelesi özgür konfederalizm yeniden inşasıdır'


KJA Koordinasyonu üyesi Melike Karagöz ise demokratik konferalizmi değerlendirdi. Konferederalizmin yüz yıllardır bir çok toplumlar tarafından yaşamsallaştırıldığını dile getiren Melike, "Demokratik konfederalizm toplumsallığa en yakın sistemdir. Farklı renleri ve dinleri bir arada yaşatabilecek bir sistemdir. Bunun dışında bir sistem eksik kalır. Bu nedenle de toplum tarafından demokratik konfederalizm kucaklanmaktadır. Her ne kadar ulus devlet ön plana çıksa da bu sistem iktidarlar tarafından yönetilmekte ve toplumlar köleleştirilmektedir" dedi.  Demokratik konfederalizim devlet dışı örgütlenerek oluşturulan yaşam tarzı olduğunu söyleyen Melike, "Toplumların özgünlükleri esas alarak, toplum ve canlıların yaşam haklarını savunan bir yaşam tarzıdır. Kadına da en yakın yaşam tarzıdır. Irkçılık ve ayrımcılığa karşıdır. Kadınlar da konferalizme kendine yakın görmektedir. Kürt kadınları da demokratik konfederalizm esas almaktadır" diye belirtti. Sakina Cansız şahsında 40 yıldır Kürt kadının bir arayışı olduğunu söyleyen Melike, "Heval Sara kadın komünleri oluşturmak istemişti. Kadının rengine, kimliğine bakmadan kadın özgürlüğünü esas aldı. Bu günde her geçen gün Sara şahsında kadın mücadelesi büyümektedir.  Kürt kadının başlattığı kadın mücadelesi dünya kadınlarına örnek olmaktadır. Bu yüzden kadın mücadelesi özgür konfederalizm yeniden inşasıdır" dedi.


Konuşmaların ardından Kürt kadın mücadelesini anlatan sinevizyon izlendi. Ardından panel soru cevap bölümüyle son buldu.


İkinci panel ise "Ekoloji ve Doğanın Sömürüsü" başlığı ile yapıldı. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Beyza Üstün'ın yaptığı panele konuşmacı olarak,  Ekolojist Trude Muyrath, Ekolojist Urike Brown Mezopotamya Ekoloji Hareketinden Zeynep Akıncı katıldı. Açılış konuşmasını yapan Nusaybin Eş Başkanı Sara Kaya, Rojava devriminde mücadele eden ve sınır nöbetinde bulunan tüm kadınları selamlayarak, "Rojava devrimi kadın ile başladı ve yine kadınların özgürlüğü Kürt kadınların özgürlüğüyle gelecektir. Biz kadınlar bu yılı Sayın Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünü kazandığı yıl olarak kutlayacağız. Sakine Cansız, Arin Mirxan, Kader Ortakayalara söz veriyoruz ki onların mücadelesini yücelterek, kadın özgürlüğünü getireceğiz" dedi. 


'Ekoloji komisyonu oluşturulmalı'


Açılış konuşmasının ardından KJA'nın hazırladığı sinevizyon gösterimi yapıldı. Özgürlük mücadelesinde yer alan kadınları anlatan ve kadın çalışmalarının yer aldığı sinevizyon gösteriminin ardından ilk sunumu yapmak üzere söz alan Mezopotamya Ekoloji Hareketinden Zeynep Akıncı, 'doğa ve kadın' ilişkisi, 'Eril zihniyet ve faşizm ' üzerine sunumunu yaptı. Zeynep, ekolojide kadının nerede durduğunu anlatarak, kadının bir ağacın yeşeren yapraklarında doğanın her alanında yer aldığını ifade etti. Panele katılanlara öneri sunan Zeynep, Dünya Kadın Yürüyüşüne gelen kadınlardan bir 'Ekoloji Komisyonu'nun oluşturulmasını istedi.


'Kadın devrimi için birlik sağlanmalı'


Almanya Ekoloji alanından gelen Trude Mayrath ve Urike Brown ise, 'Doğa ve tahribatı', 'Nükleer santrallerin tehdidi', 'Sağlıklı yaşam nasıl olur' üzerine sunumlarını yaptı. Trude Mayrath, kadın devriminin gerçekleşebilmesi için ilk aşama olarak kadınlar arası birlikteliğin sağlanması gerektiği vurgusu yaptı.


'Egemenler bizden korkuyorlar, biz onlardan korkmuyoruz'


Prf. Dr. Beyza Üstün ise, Mezopotamya topraklarında hayata geçirilen 'barajların tehlikelerine' ve 'Barajların yapımının nedenleri' üzerine sunumunu gerçekleştirdi. Beyza, "Kapitalist sistemler kendi krizlerinden kurtulmak içi doğal suları kapatarak krizlerini aştılar. Yaptıkları meşru değildi ve bunu bildikleri için çok süratli yaptılar" şeklinde konuştu. Kürdistan topraklarında oluşturulan barajların amaçlarından birinin güvenlik yollarının artırılarak egemenlerin korunmak istendiğini, ikincisinin ise egemenlerin sermayelerinin kârı için su üzerindeki hakimiyetlerini sağlamak olduğunu belirten Beyza, "İki isteklerini de barajlar yaparak gerçekleştirdiler. Egemenler bizden korkuyorlar ve biz onlardan korkmuyoruz. Mücadelemiz her alanda olduğu gibi doğa katliamı karşısında da olacak. Onların yapmak istediği katliamlara asla izin vermeyeceğiz" dedi. Beyza, sunumunu yaparken 'Kaya Gazı' çalışmasının çevreye yaydığı kanserojen ve kirliliği anlatan bir sinevizyonu gösterimi yaptı. Diyarbakır, Silvan ve Hozat arasında yapılmak istenen kaya gazı çalışmasına izin verilmesi halinde büyük bir tehlikenin Kürdistan halkını beklediğini söyledi.


(ekip/he/fk)