İzmir'de 'Kadına Şiddeti Durduracağız' paneli

14:16

 


JINHA


İZMİR - Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında 'Kadına Şiddeti Durduracağız' temalı bir panelde konuşan kadınlar, şiddete karşı hukuksal mücadele yolunu anlattı


Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında "Kadına Şiddeti Durduracağız" temalı bir panel düzenlendi. Bornova Belediyesi Nikah salonunda gerçekleşen panelin moderatörlüğünü Prof. Dr. Solmaz Zelyüt üstlendi. Konuşmacı olarak Av. Şenay Tavuz ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Yard. Doç. Dr. Gülay Arslan Özcan katıldığı paneli çok sayıda kişi izledi. Panelde ilk olarak sinevizyon gösterimi yapıldı. Sinevizyon gösteriminin ardından ilk sözü alan Solmaz Zelyüt, etkinliğin geçen hafta üniversitede yaşanan ırkçı saldırı sonucu rektörlük kararı ile kampüs içerisinde yapılmasının engellendiğini belirtti. Etkinliği Bornova Nikah Salonu'nda yapılmasını ironik bulduğunu söyleyen Solmaz, "Ülkemizde erkeklik ispat edilmesi gereken bir şey. İspat edemediğinde şiddet uyguluyor. Kadına şiddet uygulayanlar sapık, cani değil sıradan erkekler. Kötülükleri de sıradandır. Özgecan katliamında sonra YÖK yaptığı açıklamada üniversitelerde kadın çalışmalarını destekleyeceğini belirtti. Umarız bunu yaparlar" dedi.


'Kadınlar her alanda güçlenmeli'


Solmaz'ın ardından konuşan Gülay Aslan Özcan, kadına karşı şiddetin kadına karşı ayrımcılığın biçimi olduğunu belirterek, "Birleşmiş Milletler 1945 yılında kuruldu. Kadına ait bir sözleşmeyi ise 1979 yılında yaptı. Ancak bu sözleşmede kadına karşı şiddet görülmedi. Kadına karşı şiddet özel alan olarak görülüyor. Meselenin güçlülüğünü buradan görüyoruz. Sonraki süreçte SEDAV komitesi bu yorumu eksik bulduğu için değiştirdi. Kadına yönelik sadece genel yorumlar var. Şiddeti evrensel bağlayıcı bir sözleşme ile ele almıyorlar" dedi. Özgecan cinayetinden sonra çeşitli cezalandırılmaların tartışıldığını hatırlayan Gülay, "Şiddetin kökenleri üzerinde durulmuyor. Aksi halde şiddetin önüne geçilemez. Kadınların her alanda güçlendirilmesi gerekiyor. Diğer türlü yapılacak her şey boştur" diye belirtti.


'Haklarımıza sahip çıkalım'


Av. Şenay Tavuz ise Türk Ceza Kanunu'ndaki eski ve yeni düzenlemelerden örnekler vererek, "Yeni yasalar eskiye görece daha bizden taraf fakat yeterli değil" dedi. İstanbul Sözleşmesi'nden de bahseden Şenay, özellikle kürtaj meselesindeki kafa karışıklığından bahsederek kadınların evli veya değil on haftaya kadar gebeliği bir devlet hastanesinde sonlandırabilme hakkı olduğu fakat bunun yasal olmayan keyfi uygulamalarla engellenmek istendiğini belirtti. Şiddet ve saldırı durumunda hukuksal anlamda ilk olarak yapılması gereken durumlarda bahseden Şenay, "Cinsel saldırının hemen ardından duş almadan DNA testi yapılması çok önemli. Olayın hemen ardından şikayet edilmesi gerekiyor. Haklarımıza sıkı sıkıya sahip çıkmalı ve bu konuyu sosyoloji, psikoloji gibi bütün disiplinlerin ortak meselesi haline getirip çözüm üretmeliyiz" sözlerini ifade etti.


Basın açıklaması yapıldı


Panelin ardından erkek egemen sistemin kadın dünyasını grileştirmesine tepki olarak renk renk şemsiyeler ile basın açıklaması yapıldı. Solmaz Zelyüt tarafından okunan açıklamada ülke gündeminin fena halde kadınların canını yaktığını belirtildi. Solmaz, "Tecavüzler, cinayetler, tacizler, hakaretler ile dolu gündem hepimizin haklı isyanına yol açmakta. Çalışan da çalışmayan da, yalnız yaşayan da yaşamayan da, okuyan da okumayan da, genç olan da olmayan da aynı erkek şiddetinin mağduru. Olmak bakımından nasılda aynılaştırılmış halde. Kadınların aynılaştırılması adına bir grileştirilmedir ve politiktir. Yola çıkarken her şeyden önce şuna inanmak şart kadına şiddeti durduracağız" dedi.


(ht-ck/mg)