Cumhurbaşkanı işçi ve kadın olmayan 'kadın işçiler' kurultayına katıldı!
18:16
JINHA
ANKARA - Türk Metal Sendikası, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne sayılı günler kala Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla kadın etkinliği düzenledi. Adına 20. Kadın İşçiler Kurultayı verilen etkinlikte, erkekler ön sıralara, kadınlar ise arka sıralara itildi.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ne sayılı günler kala Ankara'da 'bir garip' etkinlik gerçekleştirildi. Ankara'da, Türk-İş'e bağlı Türk Metal Sendikası'nın düzenlediği 20. Kadın İşçiler Kurultayı, bugün Büyük Anadolu Termal Hotel'de başladı. "Kadınların sorunlarını tartışmak" amacıyla yapıldığı söylenen kurultayda kadın işçilerden çok erkeklerin yer alması oldukça dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılarak bir konuşma yaptığı etkinlikte ön sıralarda oluşturulan protokol neredeyse erkeklerden oluşturuldu. Erkeklerin öne, kadınların ise arka sıralara 'itildiği' etkinlikte, kadına yönelik 'saldırı' oturma planının ardından bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile devam etti. Kurultayda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "kadının fıtratında eşitsizlik var", "Kabataş'ta başörtülü bacıma saldırdılar", "3 çocuk" söylemlerini yineledi. Kadınların haklarına çok saygılı olduğunu iddia eden Cumhurbaşkanı, kadınlar için "mazlum, garip, mağdur" sıfatlarını da dilinden düşürmedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle: "Evladının, eşinin, babasının, kardeşinin cansız bedeni üzerine kapanıp ağlayan mazlum kadındır. Yıkılan evinin başında gözyaşı akıtan garip kadındır. Eşini kaybettiği için yüreği yanan ama bu arada ailesinin tüm sorumluluğunu da üstlenen mağdur yine kadındır. Bir tarafta kadın hakları diye kamuoyu ayağa kaldırılırken bir taraftan kadının hayat hakkına karşı inanılmaz duyarsızlık var. Bir taraftan eşitlik diye yer gök inletilirken bir tarafta ölümde eşitlik gözetiliyor. Avrupa’daki, Amerika’daki kadın da Suriye’deki, Irak’taki, Myanmar’daki, Türkiye’deki kadın değil mi? Kadının önce yaşama hakkına saygı duyulmalı. Kadının sürdürdüğü mücadeleye destek vermeyen kusura bakmasın, boş konuşuyor. Hayatı her an tehdit altında bulunan aile fertlerinin her birinin geleceğiyle ilgili endişe duyan bir kadına siz Kadınlar Günü’nü anlatamazsınız. O kadın kendisine hediye verilmesini, çiçek uzatılmasını istemiyor. Her şeyden önce huzur istiyor, güven istiyor, barış istiyor, yaşama hakkına saygı gösterilmesini istiyor. Birbirlerinden yaradılış, güç kuvvet bakımından çok farklı olan kadınla erkeği aynı yarışa sokmak asla eşitlik değildir. Kadını Allah’ın emaneti olarak görmek, ayrımcılık değil kadını baş tacı etmektir, kadını yüceltmektir.
Öncelik annelik!
Ayaklarının altına cennet serilen kadının analık vasfına vurgu yapmak kadına ayrımcılık değil ama tam tersine ona karşı sonsuz bir hürmetin ifadesidir. Bazıları diyor ki bize ana demeyin, biz kadınız. Ben diyorum ki doğuran, doyuran, yetiştiren… Ben anasının ayaklarının altını öpen bir evladım. Anacığım ayağını çekerdi, ben zorla öperdim. Derdim benden cennetin kokusunu mu esirgiyorsun anacığım derdim. Bu idrake varabilmek kolay bir iş değil. Kadınla erkek arasındaki fıtri farklara işaret etmek ayrımcılık değil, onun haklarının korunmasının kollanmasının garantisidir.
Kabataş'ı dilinden düşürmedi
Gezi olayları sırasında bir genç kadın. Bir belediye başkanının gelini. Bir anne yanında çocuğu olduğu halde Kabataş’ta tacize maruz kaldı. Kimse o kadını taciz edenleri kınamadı, peşine düşmedi. Tacize uğrayana kadına ise etmediklerini bırakmadılar. Terbiyesizce ahlaksızca o kadının üzerine gittiler. Hatta o hanımefendiyle ilgili yazılar yazan 4 tane bayan köşe yazarına da olmadık hakaretler ettiler. Şimdi de sosyal medyada üzerine gitmeye devam ediyorlar. Hani tacizde esas olan kadının beyanıydı. Çarşaflı kadınlara rozetler takarken diğer tarafta çarşaflı kadınları köle olarak gösteren sergiler açtılar. Benim annem de başörtülü edebiyatı yaparken elleri öpülesi anaları evlatlarının mezuniyetlerine almadılar. Demek ki bunlar için önemli olan kadının kendisi değil sadece bazı kadınlar.
Her türlü ayrımcılığa olduğu gibi kadına karşı ayrımcılığa karşı mücadele ettim. Bundan sonra da var gücümle mücadele edeceğim. Şiddete maruz kalarak hayatını yitirmiş tüm kadınlarımıza, kızlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Şiddet uygulayanları da lanetle anıyorum.
Yine '3 çocuk' dedi
Çocuk her işin bereketidir. Çocuk rızkıyla gelir bunu da biliniz. Çocuk evin neşesidir. Geleceğin teminatıdır. Ben katıldığım nikah törenlerinden en az 3 çocuk tavsiyesinde bulunduğumda bunu hafife alanlar oluyor. Onlar tehlikenin farkında değildir. Bu bir para meselesi de değil. Zenginlerin ailelerine bakın. Ya bir ya iki çocuğu vardır. Bu para meselesi değil. Başka bir mesele."
(fk)
