'Adalet'in kadın için olmadığı adliyede kadın olmak...
09:04
JINHA
AMED - Adliyelerde görev yapan kadın avukatlar 'eril adalete' isyan ediyor. "Hangi meslekten olduğunun önemi yok kadın olmanın başlı başına hedef olmak anlamına geliyor" diyen Avukat Hatice Demir, "Adliye içinde yürürken, başka bir işlem için gelen kişilerin bizzat sözlü tacizine uğradım. Polisler duydu, şikayetçi oldum, tutanağa geçirmemekte imtina ettiler. Çünkü zaten tacizciyle aynı mantığı taşıyorlar" dedi.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında en dikkat çekici eylemlerden biri Kadın Avukat Dayanışması'nın adliyelerin önünde yaptığı "Erkek adalet değil, gerçek adalet" eylemiydi. Adalet mekanizmalarında yer alan kadın avukatların uğradığı cinsiyetçi uygulamaları bir kadın avukata sorduk. Kadın olmanın başlı başına hedef olmak anlamına geldiğini belirten Avukat Hatice Demir, "Avukat olmamız bu saldırılara maruz kalmayacağımız anlamına gelmiyor avukat bile olsak için bu hiçbir şekilde değişiklik ifade etmiyor. Kadınların dışarıda yaşadığı sorunları bizde yaşıyoruz" dedi.
‘Kadın avukata 'Avukat bey!'
Adil ve demokratik bir toplumda ancak avukatların bağımsızlığı ve özgürlüğünden söz edilebileceği gibi, bireylerin kolayca avukata ulaşamadığı, avukatın da tam bir bağımsızlık ve özgürlük içinde ve etkili şekilde mesleğini icra edemediği bir toplumda, adil yargılama hakkından ve bireylerin hukuk güvenliğinden söz edilemeyeceğini kaydeden Hatice, avukatlık mesleğinin getirmiş olduğu sorunların yanı sıra birde kadın olmaktan kaynaklı sorunlar eklenince kadın avukatların yaşadığı zorluklara iki katına çıktığını söyledi. Hatice, mesleğe başladığı ilk zamanlarda müvekkillerinin zaman zaman kendisine "avukat bey" şeklinde hitap ettiklerini ve avukatlık mesleğini bir erkek mesleği olarak gördüklerini ifade etti.
'Polislerin bizzat şahit oldukları tacizlere maruz kalıyoruz'
Adliyedeyken, başka davalardan tutuklu bulunan veya gözaltında olan bir kişinin polisler arasında veya askerler arasındanken bile bize sözlü tacizlere bulunduğunu kaydeden Hatice kendi yaşadığı taciz saldırısını şöyle anlattı: "Bizzat ben yaşadım. Adliye içinde yürürken, başka bir işlem için gelen kişilerin bizzat sözlü tacizine uğradım. Polislerin bile şahit oldu, ancak tabi ki erkek polisler bunu tutanağa geçirmemekte imtina etti. Çünkü zaten tacizciyle aynı mantığı taşıyorlar" şeklinde konuştu.
'Sanığın kendisi veya yakınları tarafından sözlü saldırıya maruz kalıyoruz'
Hatice, ayrıca kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarı davalarında Diyarbakır Barosu olarak müdahil olduklarını ve bu davalara katılırken ve ya takip ederken sanığın kendisi veya yakınları tarafından sözlü saldırıya maruz kaldıklarını ifade etti. Hatice, gündüz müvekkilleri için karakola ifadeye giderken sorun olmadığını ancak zaman zaman gece veya sabaha karşı saatlerde ifade için karakola gitmek zorunda kaldıklarını belirterek, "Kadınlar için zorken biz kadın avukatlar için daha da zor oluyor. Böylesi durumlarda birçok zorlukla ve tacizle karşılaşıyoruz" dedi.
'Avukat olmamız bir şey değiştirmiyor'
Kadın olmanın başlı başına hedef olmak anlamına geldiğinin altını çizen Hatice, "Avukat olmamız bu saldırılara maruz kalmayacağımız anlamına gelmiyor avukat bile olsak için bu hiçbir şekilde değişiklik ifade etmiyor. Kadınların dışarıda yaşadığı sorunları bizde yaşıyoruz kendi özel yaşamımızda da dışarıda büroda otururken aynı zorlukları yaşıyoruz" dedi. Özellikle olay yerini nicelemek ve keşif yapmak amacıyla suçun işlendiği yerlere giderken çok zorlandıklarını ifade eden Hatice, "Bir kadını çalışacağı koşullar olmuyor özelikle evli kadınlar için bir sürü ayrı sorunlar var bazıları çocuklarını bırakıp geliyor ve belli bir süreliğine geliyorlar iş bazen bütün günümüzü alıyor" dedi.
'Nefret suçu olduğunu biliyoruz'
Müdahil oldukları kadın davalarında veya cinayet davalarında kadın olmaktan kaynaklı bir hassasiyete sahip olduklarını ve eril yargının da bundan kaynaklı yanlı davranabildiğini dile getiren Hatice, "Kadın avukatların bu konudaki hassasiyeti ve bu saldırıların aslında hepimizi hedeflediğini bildiğimiz için sadece bir avukat olarak değil bir kadın olarak da yer alıyoruz. Bu anlamda çatıştığımız veya suçtan zarar gördüğümüzü aslında bu saldırın, suçun hepimizi hedefleyen bir nefret suçu olduğunu beyan ettiğimizde çoğu zaman taleplerimiz kabul edilmiyor" ifadelerinde bulundu. Hatice, Bu tür durumlarda mahkeme aşamasında hukuki prosedürü yerine getirmeye çalıştıklarını belirterek, adliyede verdikleri reflekslerle her türlü saldırıyı veya suçu teşhir etmeye çalıştıklarını dile getirdi.
'Teşhir etmek gerekir ise şikâyet etmek yoluna başvuruyoruz'
Karşılaştıkları her türlü saldırıya her zaman aynı refleksi gösteremediklerini dile getiren Hatice, "Bazen adliye bizim büromuz oluyor bazen 5 saat bazen 8 saat bazen 10 saat kalabiliyoruz. Dolayısıyla her karşılaştığımız olay için aynı refleksi gösteremiyoruz. Ama daha çok başvurduğumuz yol şikâyet edebilir bir durumda ise şikâyet ediyoruz veya bize karşı saygısızlık yapılan kişileri bizi anlaya bilecekleri bir yolla onlarla konuşmak oluyor. Teşhir etmek gerekir ise şikâyet etmek yoluna başvuruyoruz" dedi. Kadınların haklarını savunurken aslında zaman zaman müvekkilleriyle aynı şeyleri, yaşadıklarını dile getiren Hatice "Bazen bizimde çaresiz kaldığımız durumlar oluyor şikâyet etsek de bağlayıcı bir ceza almayı bildiğimiz içinde orada kapatabiliyoruz. Bazen de yanında bulunan polis memurlarıyla çok ciddi tartışmalar kavgalar yaşıyoruz" dedi.
(sg/fk)

