8 Mart'ı tekstil işçisi kadınlar yarattı, ya bugün?

09:07

 


Ceren Karlıdağ/JINHA


İZMİR- Büyük küçük pek çok tekstil atölyesi ve fabrikada çalışanların çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Devrimci Tekstil Sendikası üyesi Fatma Alökmen ve Derya Gulşe tekstil sektörünün esnek çalışma saatleri, düşük ücret, güvencesiz çalışma gibi pek çok sömürü çeşidinin bir arada yaşandığı bir sektör olduğunu ve tüm bu sömürülere karşı tekstil işçisi kadınların da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sokaklarda olacağını ifade ediyor.


Türkiye'de milyonlarca işçi güvencesiz ve esnek koşullarda, hiçbir iş güvenliği önlemi alınmadan emek sömürüsüne maruz kalıyor. Söz konusu kadınlar olduğunda ise daha ağır bir tablo ortaya çıkıyor. Uluslar Arası Çalışma Örgütü'nün verilerine göre dünyada kadınların yüzde 70'e yakını güvencesiz işlerde çalışıyor. Türkiye için ise bu veri yüzde 80'leri buluyor. Sömürünün en ağır hissedildiği sektörlerden biri de tekstil. 21 yıldır tekstil işçisi olan Devrimci Tekstil Sendikası üyesi Derya Gulşe "Bu koşulları biz yaratmadık ama değiştirecek olan bizleriz" diyor.


Fabrikaya girişimiz belli çıkışımız değil


21 yıldır tekstil sektöründe olan Derya şuan ise bir iplik fabrikasında çalışıyor. Tekstil sektörünün her alanında ise sıkıntıların aynı olduğunu ifade ediyor. "Fabrikaya girişimiz belli çıkışımız belli değil" diyor esnek çalışma saatlerinden bahsederken, kadın kimliğinden kaynaklı ise iş yerinde ki sömürünün evde de devam ettiği dile getiriyor. Saat sabah 6 buçukta uyanıp 8'de iş başı yaptığını dile getiren Derya mesaiye kalmadığı zamanlar 9 saat çalışıyor. Derya'nın bu 9 saat boyunca yemek saati yalnızca 20 dakikayla kısıtlıyken tuvalet ihtiyaçlarının ise patronlar tarafında 5 dakika ile sınırlandırıldığını dile getiriyor. "Çünkü çalıştığım fabrikada üretimin durduğu bir an bile yok. Ben yemeğe veya tuvalete gittiğimde ise yanımda ki başka bir arkadaşım benim makinama da bakmak zorunda kalıyor" diyen Derya bundan kaynaklı olarak fabrikada yaşam alanı oluşturamadıklarını çünkü sıra ile mola vermenin çalışanlar arasında ki sosyal ilişkilerin oluşmasını engellediğini ifade ediyor.


Enfeksiyon, astım, bel ve boyun fıtıkları


Sektörde hijyenin ise hiç önemsenmediğini söyleyen Derya "Kadınların çoğu idrar yolu enfeksiyonu oluyor. Çünkü tuvaletler günlük olarak temizlenmediği gibi tüm kadınlar aynı tuvaleti kullanıyor " dedi. Makinelerden çıkan seslerden kaynaklı migren, ipliklerden çıkan tozdan kaynaklı ise pek çok tekstil işçisinin astım gibi hastalıklara yakalandığını söyleyen Derya "Pek çoğumuzda ise boyun fıtığı, bel fıtığı gibi hastalıklar oluşuyor. Boyun fıtığı olan bir insan ise tekstilde çalışamaz ama malulen emekli de olamıyor" dedi.


8 Mart'ı tekstil işçisi kadınlar yarattı


Patronların kriz döneminde daralmaya gittikleri zaman önce kadınları işten çıkardığını söyleyen Derya "Çünkü sanki biz kadınlar eve ek gelir getireniz, asıl çalışan erkek ve evi geçindiriyor gibi düşünüyorlar ve önce bizi işten atıyorlar" dedi. Tüm bu emek sömürüsüne karşı 8 Mart'ın tarihsel sürecini hatırlatan Derya " 1857'de New York'ta daha iyi koşullarda çalışmak isteyen 120 tekstil işçisi kadının katledilmesi ile ortaya çıkmış bir güne biz tekstil emekçisi kadınlar daha çok sahip çıkmalıyız" dedi.


Eril ve yozlaşmış bir sektör


Fatma ise 15 yıldır tekstil konfeksiyonunda çalışıyor. Bu sektörün yozlaşmış bir ortam olduğunu söyleyen Fatma ufak atölyelerde taciz vakalarının pek çok yaşandığını ifade ediyor. Eril sistemin de bu yozlaşmayı büyüttüğünü dile getiren Fatma "Aslında kadın erkek kollektif  bir üretim alanı olan tekstil sektöründe erkek daha üstün gözüküyor. Erkeğe gidip neden işini tamamlamadın demiyorlar ama kadına yapmıyorsan çık git diyebiliyorlar" diyor. Ücretlerin ise asgari miktarı geçmediğini söyleyen Fatma bu sektörde özellikle kadınların çalışmasının sebebinin ise "Okula gidemeyen kız çocuklarının bu işi kolay öğrenebilmeleri ve evlerine yakın bir konfeksiyonda çocuk yaşta bu işe başlamasıdır" diyerek anlatıyor.


Hızlı çalışmaktan elin kesilse çok konuşmaktan oldu diyorlar


İş kazalarına dairse hiçbir önlem alınmadığını söyleyen Fatma "Bir keresinde pres makinesinin tamir edilmesi gerekiyordu. Tamirci makinenin kapağını açtı tamir etmek amacıyla ama patron üretimi durdurmadı. Kapak ise 14 yaşında çocuk işçinin kafasına düşmüştü" diyor. Yine hızlı çalışmak zorunda olduklarını söyleyen Fatma "Hızlı çalışmaktan kaynaklı elimiz kesilse usta başı gelip çok konuştuğunuz için böyle oluyor diyor bize" dedi. 


8 Mart'ta alanlara


Ana akım medyanın kadınlar gününü kadına yalnızca çiçek alınan bir gün gibi lanse ettirdiğini dile getiren Fatma "Fabrikada ki politik bilincin düşüklünü de ekleyince patron bile gelip kadınlar gününüz kutlu olsun deme yüzsüzlüğünü gösteriyor" dedi. "Çalıştığım yerde ki kadınlar bu sebepten dolayı o gün sevgilisinden gül bekliyorlar. Bir keresinde siyah kurdeleler yapıp 8 Mart'ın tarihsel sürecini konuşmuştuk kadınlarla. Hepsi de çok şaşırdı. Fakat bir sonra ki 8 Mart'ta bu sefer siyah kurdeleleri onlar yapıp bize dağıtmıştı" dedi. Bundan kaynaklı olarak 8 Mart'ın bir direniş ürünü olduğunu hatırlamak gerektiğini söyleyen Fatma bu sene de direniş ruhuyla alanlarda olacaklarını ifade etti.


(ck/fk)