'Bu ülkeye barış kadınların emeğiyle gelecek'

15:07

 


JINHA


HABER MERKEZİ - Diyarbakır, Yüksekova ve Cizre'de, İHD ve Kayıp Yakınları, "Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın" sloganı ile eylemler düzenledi. Diyarbakır'daki eylemde konuşan İHD Hukuk ve Kadın Komisyonu üyesi Gamze Yalçın, "Bu coğrafyaya barış gelecekse, annelerin emekleri ve yürekleri ile gelecek. Kadın emeği ile gelecek" dedi.


DİYARBAKIR


Diyarbakır'da İHD ve Kayıp yakınların "Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın" sloganı ile her hafta Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde düzenlediği oturma eylemlerinin 317'ncisi gerçekleştirildi. Üzerinde kayıpların fotoğraflarının bulunduğu dev pankart ile "Yaşam, özgür kadınla yürüyor!" pankartının açıldığı eyleme, İHD, MEYA-DER, Barış Anneleri Meclisi, CHP İl Örgütü Kadın Kolları üyeleri ile insan hakları aktivistleri ve kayıp yakınları katıldı. Oturma eyleminden önce konuşan İHD Diyarbakır Şubesi Hukuk ve Kadın Komisyonu üyesi Avukat Gamze Yalçın, 1977 yılından bu yana tüm dünyaca kutlanan 8 Mart etkinliklerinin kadınların hak mücadelelerinin ve direnişlerinin bir sonucu olarak açığa çıktığı belirtti. 8 Mart'ın kısa tarihçesini de anlatan Gamze, kayıp yakınlarının adalet arayışının bu mücadele içerisindeki önemine vurgu yaptı. Gamze'nin konuşmasının ardından kayıp yakını anneler ve kadınlar, 8 Mart dolayısıyla duygularını ve hikayelerini paylaştı.


'Kadın olarak haklarımızı alacağız'


Kayıp yakını annelerden Hayriye Doğan, her hafta bu alanda adalet talep ettiklerini belirterek, "Eğer onlarda vicdan olsaydı, hak ve hukuk adına kayıplarımızın bulunması için bir çaba gösterirlerdi. Tüm kadınların 8 Mart'ını kutluyorum. Kadın olarak haklarımızı alacağız. Jin jiyan azadî" dedi. Kayıp yakını annelerden Nevriye Kaçar da, "Burada kayıplarımızın kemiklerine ulaşmak bulunuyoruz" diyerek, devletin bu talep karşısındaki sessizliğini eleştirdi.


Yapılan konuşmaların ardından, tüm kayıplar anısına 5 dakikalık oturma eylemi gerçekleştirildi.


YÜKSEKOVA


İHD üyeleri ve kayıp yakınları, Hakkari Yüksekova'da düzenlenen eylemin 49'uncu haftasında bir kez daha Sanat Sokağı'nda bir araya geldi. Siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaşın katıldığı etkinlikte, kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı. Saygı duruşu ile başlayan eylemde konuşan İHD Yüksekova Temsilcisi Muhyettin Ünal, cezaevlerindeki hak ihlallerine değindi. Ardından 1995 yılında ilçede polis tarafından katledilen Nurettin Atasoy'un hikayesi anlatıldı. Babasının nasıl katledildiğini anlatan Şahabettin Atasoy, ticaretle geçimini sağlayan babasının öldürüldüğünde henüz 38 yaşında olduğunu söyledi. Babasının aldığı aracın parasını vermek üzere Batman'a giderken Dilektaşı (Manis) köyü yolu üzerinde polisler tarafından durdurulduğunu dile getiren Şahabettin, olayı şöyle anlattı: "Görgü tanıklarının bize verdiği bilgiye göre, arabada arama yapıldı. O sırada babam arabayı durduran kişilerin yanında 1995 yılında öldürülen Abdullah Canan'ı görür. Abdullah Canan'a 'Hayırdır sen niye burada bekliyorsun. Yoksa seni de mi aldılar' diye sormuş. Abdullah Canan babama bakmış ve kafasını sallayarak hiç bir şey dememiş. Polisler babamı uçurumun kenarına götürerek kafasına bir el ateş edip öldürdü. Cansız bedenini uçurumdan attılar. Ondan sonra Manis köylüleri babamın cansız bedeninin dere kenarında olduğunu haber verdiler. Annem ve köylüler olay yerine giderek orada bulunan cenazenin babama ait olduğunu tespit ettiler. Bunun üzerine Yüksekova İlçe Jandarma Karakolu tarafından cenaze alınarak hastanede yapılan otopsiden sonra bize teslim edildi. Biz o zaman Yüksekova Cumhuriyet savcısının yanına giderek suç duyurusunda bulunduk. Üzerinden yıllar geçti, ancak hiç bir olumlu cevap alamadık. Ve dosyada takipsizlik kararı verilerek düşürüldü. Biz ailesi olarak haklı davamızın arkasındayız. Ey katiller, siz babamdan ne istediniz! Bizi yetim bıraktınız. Ama kanımızın son damlasına kadar mücadele edeceğiz. Sizi adalet karşısına getirinceye kadar peşinizi bırakmayacağız." 


Etkinlik 5 dakikalık oturma eylemiyle sona erdi.


CİZRE


Şırnak'ın Cizre ilçesinde ise Sanat Sokağı'nda oturma eylemi yapan Dayikên Şemîye (Cumartesi Anneleri) eylemi 324'üncü haftasına ulaştı. 324 haftadır adalet taleplerini haykıran annelerin eylemine, DBP, HDP ve MEYA-DER Cizre yöneticileri ile KESK bileşenlerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda yurttaş da destek verdi. Kaybedilen yüzlerce kişinin fotoğrafının bulunduğu kayıplar albümü pankartının açıldığı eylemde anneler, yine ellerinde öldürülen ve kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını taşıdı.


'Gözaltına alınan babamı hastanenin bahçesinde ölü bulduk'


Bir haftaya yayılan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle eyleme katılan KESK Kadın Meclisi üyeleri, annelere karanfiller dağıttı. Her hafta bir kayıp hikayesinin anlatıldığı eylemde bu hafta, 1992 yılında Batman'da polisler tarafından evinden alınarak infaz edilen ve sonrada da ölü bedeni bir hastane bahçesine bırakılan 72 yaşındaki Mehmet Yılmaz'ın akıbeti soruldu. Resmi üniformalı polisler tarafından Batman'daki evinde gözaltına alınan Mehmet Yılmaz'ın akıbetini soran oğlu Mehmet Ali Yılmaz, babasının katlediliş öyküsünü şu sözlerle anlattı: "Babam 72 yaşında evinde oturan yaşlı bir adamdı. Polisler evimizi basarak babamı Batman Emniyet Müdürlüğü'ne götürdü. 3 gün emniyette tutulduktan sonra rahatsızlandığı için emniyete gelmemiz istendi. Bizler emniyete gittiğimizde babamın Diyarbakır'a hastaneye kaldırıldığını öğrendik. Diyarbakır'a hastaneye gittiğimizde ise hastanenin bahçesine öldürülmüş halde babamın cesedinin bırakıldığının öğrendik. Polislerin, 'yolda ölü olarak bulduk' dedikleri doktorlara, bu yönde ölüm raporu hazırlanması için baskı uyguladıklarını da öğrendik. Hastanede çalışan doktorlar, polisler tarafından ölümle tehdit edilmişti. Doktorlar gözyaşları içerisinde ölüm raporunun bu şekilde yazılması için polislerden tehditler aldıklarını bize anlattı. Babamın kimler tarafından öldürüldüğünü biliyoruz."


Açıklama yapılan oturma eylemiyle son buldu.


(ekip/ns/mg)