Koçerin Amed: Tarihsel sürecin tarihsel yürüyüşü

11:24

 


Özgür Serhad - Devrim Amed /JINHA


BEHDİNAN – Kürdistan’da yaşanan direnişin yarattığı tarihsel süreçte gerçekleştirilen ‘Dünya Kadın Yürüyüşü’nün tarihsel önemde olduğuna vurgu yapan PAJK Koordinasyon Üyesi Koçerin Amed, özgür bir yaşam ve özgür bir toplum için el ele veren tüm kadınları devrimci bir ruhla selamladığını belirtti.


8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Nusaybin’den Suruç’a uzanacak olan kadın yüreğinin özgürlüğe susamış sesi ve kadın mozaiği olarak nitelendirilebilecek görkemli kadın yürüyüşü büyük bir coşku yaratıyor. Kürt Kadınlarının ilk kez ev sahipliği yaptığı bu yürüyüşle Kürdistan Kadın Özgürlük Mücadelesi deneyimleri tüm dünya kadınlarıyla paylaşılacak. Bu gün vesilesiyle değerlendirme yapan PAJK Koordinasyon Üyesi Koçerin Amed, yaşadığımız an ve zamanın kadın örgütlülüğünü, birlikteliğini ve dayanışmasını zorunlu kıldığını, çünkü kadın özgürleşmeden toplumsal özgürlüğün sağlanamayacağını belirtti.


‘Kadınların özgür bir platform oluşturması çok anlamlıdır’


Koçerin Amed, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü/nde 8 Mart’ın mimarlarından olan Roza Luxemburg, Clara Zetkin ve Kürt Özgürlük mücadelesinin direniş sembolü olan Sara ve Arîn Mîrxan’ı anarak anıları önünde saygıyla eğildiğini belirtti. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kadının ve toplumun özgürleşmesinde büyük emekler verdiğine dikkat çeken Koçerin, “Özgürlük mücadelesi veren tüm kadınların bir araya gelerek özgür bir platform oluşturmalarını çok anlamlı ve değerli buluyorum” dedi. Rojava Devrimi’nin teminatı olan ve halen savaş mevzilerinde bulunan YPJ’yi de selamlayarak, konuşmasını sürdüren Koçerin, “8 Mart gününü savaş mevzilerinde karşılayan YPJ ve YJA-Star’ın 8 Martı’nı kutluyorum. Toplumun ve kadınların savunması gibi kutsal bir görev üstlenen kadın yoldaşlarımız Demokratik Ulusun yaşamsallaşması mücadelesini en üst düzeyde veriyorlar. Yalnızca bir günü kadınlar günü olarak kutlamak değil kadın özgürlük mücadelesi için aktif çalışma içinde olmak sürece cevap olacaktır” sözlerini ifade etti.


‘Kürt kadınları şahsında direniş zirveye ulaştı’


Koçerin, konuşmasının devamında Kürdistan’da süren savaşa dikkat çekerek, “Bugün Kürdistan’da kadınlar şahsında büyük bir direniş yaşanmakta; bu direniş faşizm, emperyalizm, ulus- devlet ve egemen erkek zihniyetine karşı gelişiyor. Kadınlar tarihe damgasını vuruyor. Kadınların tarihi altın harflerle yazılıyor. Özellikle Kobanê’de Arîn Mîrxanlar’la bu direniş zirveye ulaştı. Özgür yaşamın ve demokratik ulusun inşasında en büyük öncülüğü kadınlar yapmaktadırlar. 2014 yılında her ne kadar çok büyük saldırılar olsa da Kürt kadınlarının geliştirmiş olduğu direniş tüm dünya kadınlarına ilham verdi, umut kaynağı oldu. Örgütlenen ve kendi savunma gücünü oluşturabilen kadının hem erkek egemen saldırılara karşı kendini savunabileceği hem de bir halkın savunmasında öncü güç olarak rol oynayabileceği Kobanê direnişi şahsında somutluk kazandı” diye belirtti.


‘Tarihsel sürecin tarihsel yürüyüşü’


Kürdistan’da yaşanan direnişin yarattığı tarihsel süreçte gerçekleştirilen ‘Dünya Kadın Yürüyüşü’nün tarihsel önemde olduğuna vurgu yapan Koçerin, konuşmasının devamında şunları belirtti: Yaşamın her alanında ve bulunduğumuz her yerde mücadelemizi sürdürelim. Kürt kadını bunu tarihsel bir görev olarak ele alıyor. Bu anlamda yaşadığımız an ve zaman kadın örgütlülüğünü, birlikteliğini ve dayanışmasının güçlenmesi gerekiyor. Bunun yolu da her türlü saldırıya karşı öz savunma mekanizmasında pratikleşmektir. Çünkü Kadın özgürlüğünü ancak öz savunma mekanizmasıyla gerçekleşebilir. Kadın özgürleşmeden toplumsal özgürlük bir kimlik olarak kazanılamaz.  Bunun en somut örneği de, Kürdistan Devriminin tüm kadınların yüreğinde ve beyninde özgürlük resmini çizmiş olmasıdır. Özgür bir yaşam ve özgür bir toplum için el ele veren tüm kadınları devrimci bir ruhla selamlıyor ve yaşasın kadınların direnişi ve birliği diyorum.”


(mg)