HDP: İsyanı büyütmeye çağırıyoruz

13:51

 


JINHA


HABER MERKEZİ - 8 Mart vesilesiyle açıklama yapan HDP Merkezi Kadın Koordinasyonu, kadınların, yeni bir 8 Mart'a daha kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri ile girdiğine işaret edilerek, erkek egemen sistemin saldırılarına, kadın katliamlarına karşı öz gücünü örgütleme, erkek-devlet şiddetine ve emek sömürüsüne karşı isyanı büyütme çağrısı yaptı.


Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkezi Kadın Koordinasyonu, 8 Mart vesilesiyle açıklama yaptı. Yapılan yazılı açıklamada, kadınların, yeni bir 8 Mart'a daha kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri ile girdiğine işaret edilerek, şiddet ve cinayetlerin kadınların yaşamının neredeyse doğal bir parçası haline geldiğine dikkat çekildi. AKP Hükümeti'nin cinsiyetçi yasa ve uygulamalarının ayyuka çıktığı bir noktada 8 Mart'a girildiğine vurgu yapılan açıklamada, "AKP Hükümeti'nde kadınlara biçilen rol, öncelikle anne olmaları, aileyi koruyup güçlendirmeleri ve kadınlarla erkeklerin eşit olamayacağını unutmadan kamusal alanda var olmaları. Boşanmayı sınırlandırma çalışmaları, aile ombudsmanlığı, Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu'nun adının Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu olması, Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanlığın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na dönüşmesi, kürtajın fiilen sınırlandırılması veya engellenmesi, Diyanet görevlilerinin aile ve sosyal hizmet uzmanları ile birlikte kadınlar üzerinde baskı oluşturmasına ilişkin girişimler kadınları öncelikle aile içinde konumlandırma politikalarının sıralı adımları oldu" denildi.


‘Başbakan kadınlara evlilik ve anneliği dayatıyor’


Açıklamada, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, ilerleme hamlesi gibi sunduğu "Aile ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Programı"ndan kadınlara evlilik, annelik dayatması ve kadınların niteliksiz işlerde, ucuz emek olarak çalıştırılması planının çıktığı hatırlatılarak, "Açıklanan bu programda, kadınların sadece annelikle tanımlanıp, kamusal alanda ve ücretli emek gücünde 'annelik görevi'nin belirlediği çerçevenin dışına çıkmadan ve kadınlar için esnek ve güvencesiz çalışmayı doğum-annelik gerekçeleriyle yaygınlaştırmaya çalışan bir anlayış vücut bulmuştur" ifadelerine yer verildi.


'AKP erkek şiddetini engellemek için adım atmıyor'


Her gün 3 kadının eşi, nişanlısı, sevgilisi, babası, ağabeyi, akrabaları tarafından öldürüldüğünün hatırlatıldığı açıklamada, "erkek yargı" sisteminin kadın katilleri için hafifletici nedenler bulmakta hiç zorlanmadığına vurgu yapıldı. Yerel yönetimlerin yasal düzenlemelere rağmen açmaktan ve geliştirmekten imtina ettiği kadın sığınaklarının sayı ve nitelik açısından yetersizliğinin, her gün daha fazla kadına dayak, yaralama, taciz ve tecavüz olarak geri döndüğüne işaret edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Erkek şiddetini engellemek için hiçbir somut adım atmayan AKP hükümeti, kadınları kamusal ve özel alanda sınırlandırarak şiddeti önleyebileceğini iddia ediyor, genç yaşta hatta çocukken evlenmek teşvik ediliyor, anaokullarından itibaren tek bir mezhepin eğitimi ve aile değerleri baskısı ile ‘makbul kadınlar’ yetiştirilmeye çalışılıyor, sokakta demokratik taleplerini dile getiren ya da cezaevlerinde bulunan kadınlara kolluk kuvvetleri, hiç çekinmeden şiddet uyguluyor. 90'larda başörtülü olduğu için hak ihlallerine ve baskılara maruz kalan kadınlar için gerçek bir yüzleşme ve hesaplaşma süreci yaşanmamışken, Gonca Kurişlerin hesabı sorulmamışken, henüz 10 yaşındaki kız çocuklarına başörtüsü baskısı yasallaştırmak AKP hükümetinin başörtüsü konusundaki samimiyetsiz tavrını ele veriyor. Devlet yetkililerinin, 'kadınlar kahkaha atmasın, kızlı erkekli evlere müdahale edilsin, kadınlarla erkeklerin nikâh yoksa el ele dolaşması caiz değildir' türünden açıklamaları ile toplumsal baskılar ve kutuplaşma güçlendiriliyor."


'Öz örgütlülük ve öz mücadele'


Devletin ataerkil, erkek egemen ve kadın emeğini sömüren politikalarının; ancak kadınların öz örgütlülüğü ve öz mücadelesiyle aşılabileceğinin yinelendiği açıklamada, "Biz kadınlar defalarca gördük. Zira demokrasi, eşitlik ve özgürlük kadın mücadelesi ve örgütlenmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Toplum demokratikleşmeden, demokratik siyaset ve kadından yana bir demokratik sistem inşa edilmeden kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik her türlü şiddetin son bulması mümkün değildir" sözleri ifade edildi.


'Ortadoğu'da yeni bir gelecek tasarımı iddiası ortaya konuldu'


Kürdistan'da Kürt Kadın Hareketi'nin, Türkiye'de feminist ve sosyalist kadın hareketlerinin verdiği mücadele ile ulaşılan önemli düzeye işaret edilen açıklamada, "Yine hemen yanı başımızda Kobanê'de dünya ölçeğinde her dilden, her inanıştan, her kültürden enternasyonal dayanışma gösteren kadınlar Arinlerin, Sibellerin, Kaderlerin, Leylaların ve onlarca kadın direnişçinin öncülüğünde Ortadoğu'da yeni bir gelecek tasarımı için bir iddia ortaya koydular, bir kadın devrimi gerçekleştirdiler" ifadelerine yer verildi.


'Kadın dayanışmasının sesini yükseltmeye kararlıyız'


HDP'li kadınların, farklı siyasi gelenekler, etnik ve inançsal kimlikler, cinsel yönelimler ile bir araya gelerek, kadınları bölen tüm milliyetçi, cinsiyetçi, muhafazakâr baskılar karşısında kadın dayanışmasının sesini yükseltmeye karar verdiğinin belirtildiği açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Çünkü biz, tekçi zihniyete dayalı erkek-devlet anlayışının, bizleri etnik kimliklerimize ve inançlarımıza göre; evli-bekâr-dul, çocuklu-çocuksuz, iffetli- iffetsiz, heteroseksüel- lezbiyen, biseksüel, trans diye böldüğünün farkında olarak hepimizin kazandığı tek yolun kadın dayanışmasını güçlendirmek olduğunun farkındayız. Kadınların toplumsal yaşamın her alanına, söz ve karar mekanizmalarına eşit katılımını sağlamak, özgür eş yaşamı gerçekleştirmek için kadın mücadelesinin bir parçası olmayı, yaşadığımız topraklarda barışı inşa edene kadar militarizm ve milliyetçiğe karşı kadın dayanışmasının sesini yükseltmeyi hedefliyoruz. 'Eşcinsellik hastalıktır/sapkınlıktır' diyen erkek iktidarına karşı 'Lezbiyenler-biseksüeller-translar vardır' derken homofobi ve transfobiye karşı LGBTİ'lerin örgütlenmeleri ile birlikte bu dayanışmayı örüyoruz."


'Bu meclise en az 275 kadın şart!'


HDP'li kadınların, parti içinde uygulanan eşit temsiliyet ilkesini, hayatın her alanına taşımak için 2015'te daha çok çalışacağının kaydedildiği açıklamada, 7 Haziran seçimlerinde de "Bu meclise en az 275 kadın şart!" şiarını yüksek sesle yineleneceği vurgulandı. Oluşacak yeni mecliste de kadın ve trans cinayetlerinin, kadın emeğinin sömürüsünün, kadınların bedenlerini ve cinselliklerini denetlemeyi hedefleyen politikaların engellenmesi için çalışmaların devam edeceğinin ifade edildiği açıklamada, "Kadın bakanlığının yeniden kurulmasının, Anayasa'da ve tüm yasal düzenlemelerde kadın erkek eşitliğini sağlamaya yönelik politikaların ve pozitif ayrımcılık ilkesinin uygulanmasının takipçisi olacağız. 2 milyona yaklaşan kadın göçmen ve mültecinin, sığınmacının yaşam koşulları iyileştirilmesi; sağlık, barınma, yemek ve çalışma koşulları acilen sağlanması için mücadele edeceğiz. Dün dediğimiz gibi, 2015 8 Mart'ında da 'Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz, irademiz bizimdir!' diyoruz. Kobanê' ve Şengal'de direnen; Anadolu ve Mezopotamya'da yaşamı savunan; tarım alanlarını, sularını, derelerini tüm canlılar adına koruyarak sermayeye karşı mücadele eden, özgürlük mücadelesini yükselten kadınlardan aldığımız güçle, kadın hareketinin bizim dışımızdaki bileşenleriyle dayanışma içinde, erkek egemenliğine karşı mücadeleyi güçlendireceğimize dair güçlü bir inanç duyuyoruz" denildi.


Kadınlara çağrı


Açıklama, tüm kadınlara, 8 Mart'ta erkek egemen sistemin saldırılarına, kadın katliamlarına karşı öz gücünü örgütleme, erkek-devlet şiddetine ve emek sömürüsüne karşı isyanı büyütme, direnme, barajları yıkarak ülke siyasetine damga vurma çağrısıyla son buldu.


(ns/mg)