Uluslararası Af Örgütü'nden 8 Mart açıklaması

16:36

 


JINHA


HABER MERKEZİ - Uluslararası Af Örgütü Cinsiyet, Cinsellik ve Kimlik Programı Direktörü Lucy Freeman, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle bir açıklama yaptı. Dünya kadınlarının yaşadığı sorunlara dikkat çekilen açıklamada devletlere şu çağrıda bulunuldu: “Hükümetler, kadın haklarının insan hakları olduğunu teyit etmeli, kadın ve kız çocuklarının haklarının tam bir şekilde uygulanması için acilen harekete geçmeli.”


Uluslararası Af Örgütü Cinsiyet, Cinsellik ve Kimlik Programı Direktörü Lucy Freeman, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle bir açıklama yayınladı. Açıklamada 20 yıl önce Pekin'de bir araya gelen dünya liderlerinin her yerde kadınların ve kız çocuklarının haklarını korumak ve korunmasını desteklemek için verdiği söz hatırlatılırken Lucy Freeman, "Bugün Dünya Kadınlar Günü ve birçok ülkede kadın hakları alanında kazanılmış ilerlemelere karşı çıkışlar görüyoruz" denildi.


'Cinsiyet eşitliğinin sağlandığı bir tek ülke bulunmamaktadır'


Açıklamada, "Pekin Deklarasyonu'nun kabulünden bu yana gerçekleşen başarıların önemli olmasına rağmen, dünyada kadınların ve kız çocuklarının haklarının tehdit altında olmadığı ve cinsiyet eşitliğinin sağlandığı bir tek ülke bulunmamaktadır” sözleri ifade edildi. Açıklamanın devamında bütün dünyada kadınların ayrımcılıkla karşılaşmaya devam ettikleri vurgulanırken, "Kamusal ve siyasi hayata katılıma eşit erişimleri engelleniyor, evde ve kamusal alanlarda cinsel ve cinsiyet temelli şiddet ile hak ihlallerine maruz kalıyor. Kadın insan hakları savunucuları sıklıkla tehdit ediliyor, yıldırmalara ve saldırılara maruz kalıyor ve hatta bazen cinsiyet eşitliğinin ilerlemesi için verdikleri çabaların karşılığını canlarıyla ödüyor" diye kaydedildi.


'Savaşlarda kadının durumu gözardı ediliyor'


Açıklamada, Afganistan, Güney Sudan, Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, kuzeydoğu Nijerya gibi çatışma bölgelerinde ve İslamiyet adı altında silahlı grupların kontrol ettiği bölgelerde, yaygınlaşmış tecavüz, seks köleliği ve zorla evlendirme gibi ihlallerin de dahil olduğu kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin arttığı belirtti. Açıklamada, bu tür ihlallerin faillerinin cezasızlıkla yakasını kurtardığın ancak mağdurların adalete erişiminin çoğunlukla engellendiğine dikkat çekildi. Kadın mülteciler ve yerlerinden edilmiş nüfusun özellikle risk altında olduğu vurgulanan açıklamada, "Çatışmada veya çatışma sonrasında kadının durumu barış görüşmelerinin ve ateşkes müzakerelerinin dışında tutulmaktadır" ifadesi kullanıldı.


'Hükümetler imzaladığı taahhütleri gevşetiyor'


Açıklamanın devamında, "Kadınlar ve kız çocukları, gelenek, töre veya dini inançlarla meşrulaştırılan, zorla evlendirme, kadın sünneti ve namus adına işlenen suçlar gibi cinsiyet temelli şiddetle ve diğer insan hakları ihlalleri ile karşı karşıya gelmeye devam ediyor. Bazı hükümetler, geleneksel değerlerin veya ailenin korunması kisvesi altında kadınların doğum kontrol ve kürtaja erişimi konusunda imzaladığı ve onadığı uluslararası yükümlülükleri ve taahhütleri gevşetmeye çalışmaya devam ediyor" denildi.


'Acilen harekete geçilmelidir'


Açıklamada, BM Kadının Statüsü Komisyonu’nun sadece Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu'nun uygulamalarında yapılan ilerlemelere değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliğinin çok daha kapsamlı bir şekilde sağlanmasına yönelik yol alınacağı belirtildi. Hükümetleri kadınların ve kız çocuklarının korunması için verdikleri onlarca yıllık sözlerini tutma çağrısının yapıldığı açıklamada, "Hükümetler, kadın haklarının insan hakları olduğunu teyit etmeli, kadın ve kız çocuklarının haklarının tam bir şekilde uygulanması için acilen harekete geçmeli" diye belirtildi.


Uluslararası Af Örgütü tüm devletlere şu çağrılarda bulundu:


"- Çatışma alanlarında yaşayan kadınların ve kız çocuklarının haklarını korumaya ve karar verme mekanizmalarının her düzeyinde katılımlarını arttırmaya,


- Zarar verici pratikleri durdurmaya ve bunları gelenek, kültür veya dini sebeplerle meşrulaştıran her türlü girişimi sona erdirmeye,


- Kadınları ve kız çocuklarını cinsiyet temelli şiddetten korumaya, bu şiddeti engellemeye yönelik önlemleri uygulamaya ve failleri adalet önüne çıkarmaya,


- Kadınların ve kız çocuklarının cinsellikleri, bedenleri ve sağlıkları ile ilgili özgür karar vermeleri için haklarını savunmaya ve bu kararları sınırlandıran kanunları ortadan kaldırmaya,


- Kadınların karar verme mekanizmalarına ve liderlik pozisyonlarına katılımlarının sağlanması için güçlendirilmesi, cinsiyet temelli olumsuz kalıp yargılara karşı çıkmaya


- Kadın insan hakları savunucularının çalışmalarını korumaya ve desteklemeye çağırıyor."


Uluslararası Af Örgütü ek olarak, “Benim Bedenim Benim Haklarım” kampanyası kapsamında, hükümetlerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı hakları konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmeleri için harekete geçmelerini talep eden bir Manifesto yayınladı. Konuyla ilgili açıklama yapan Direktör Lucy Freeman, "Kadınların ve kız çocuklarının kendi bedenleriyle ilgili karar verme hakkı, hükümetlerin ve diğer yapıların, kadınların cinselliği ve üreme haklarını kontrol etmeye ve cezalandırmaya yönelik artan girişimleriyle amansız bir saldırı altında" ifadelerini kullandı.


Manifesto, herkesin cinsel haklar ve üreme sağlığı haklarını güvence altına almak için devletlerin uymaları gereken minimum standartları belirliyor.


(şg/mg)