Alba Sotorra'nın kamerasında YPJ

09:03

 


Caroline Mc Kusick/JINHA


AMED - Okuduğu bir makalede "Orada savaşan kadınlar var" denildiğinde bu kadınları tanımak için yollara düşen Katalan belgesel yönetmeni Alba Sotorra, Rojava kadın devrimi ve Kobanê direnişyle dünyanın gündemine oturan Kürt kadınlarının belgeselini çekiyor.


Katalan kadın belgesel yönetmeni Alba Sotorra, dünyanın farklı ülkelerinden kadınların hikâyelerini belgeselleştiriyor. İnsan hakları aktivisti, kadın hakları aktivisti bir çok kadının portresini hazırlayan Alba şimdilerde Kürdistan'ı gezerek Kürt kadınlarının hikayesini topluyor. Okuduğu bir makalede "Orada savaşan kadınlar var" denildiğinde bu kadınları tanımak için yollara düşen Alba Rojava kadın devrimi ve Kobanê direnişiyle dünyanın gündemine oturan Kürt kadınlarının belgeselini çekiyor. YPJ'li kadınlarla çekilecek yeni belgeselini ve kadın bakış açısından gelen film felsefesini anlatan Alba, daha önce de insan hakları savunucusu Eren Keskin'inde aralarında bulunduğu birçok kadının mücadelesini belgesellerine konu edindiğini ve kamerasını kadınlara yönelttiğini kaydetti. Aynı zamanda aktivist olan Alba, ataerkil sistemin etkisi yoğun hissedildiği film alanında, memleketi Katalonya'dan, şimdi çalıştığı Almanya'ya kadar kadın dayanışması çalışmalarında yer alıyor.


'Şanslıydım'


1980 yılında dünyaya gelen Alba, doğumunun İspanyol iç savaşının ardından Katalan dil ve kültürünü yasaklayan diktatörlük döneminin bittiği döneme denk geldiğini dile getirerek, kısmen şanslı olduğunu belirtti. Alba, "Katalonya'nın tam özgür olmadığı ancak anadil ve kültür haklarını kullanmaya özgür olduğu bir dönemde doğdum. Annelerimiz anadil özgürlüğünü kullanamadıkları için ve özgürlüğün değerini öğrettiler için neslimiz bu konuda çok duyarlı" diye konuştu.


'Kendimi bağlı hissediyorum'


Kürt özgürlük mücadelesini anladığını ve kendini bu mücadeleye bağlı hissettiğini ifade eden Alba, "Özerk ya da bağımsız Katalonya'ya daha yakın olmuşuz ama referandum isteğimizi İspanyol hükümeti reddetti. Bu da demokrasideki büyük eksikliği gösteriyor. Bunun için Kürt halkının davasını anlıyorum ve ona kendimi bağlı hissediyorum. Onlar da bizden daha zor süreçlerden geçti ve bunun için çok saygı duyuyorum" dedi.


'YPJ'lilerin neden savaştığını irdeleyeceğim'


Birkaç ay önce Kobanê'de DAİŞ'e karşı savaşan bir grup kadın gerillayı anlatan bir makaleyi okuduğunu ve o günden sonra Kobanê'ye dair çıkan haberleri takip ettiğini belirten Alba, YPJ'li kadınların bütün tehlikelere rağmen kendi gelecekleri konusunda kendilerinin karar verdiğine vurgu yaptı. YPJ'li kadınları bütün kadınlar için büyük bir esin kaynağı olarak gördüğünü söyleyen Alba, bu inançla film yapmak üzere Kürdistan'a gelmeye karar verdiğini dile getirdi. 8 Mart dönemde Kürdistan'da ve özellikle Dünya Kadın Yürüyüşü'nün (DKY) startının verildiği Nusaybin'de çekimlere başladığını ifade eden Alba, 2 yıl içinde bitireceği belgesel filmini Alman televizyonun yanı sıra çeşitli uluslararası film festivallerine göndereceğini söyledi. Alba, "Film projesinin araştırmasını yapmak için Kürdistan'a geldim. YPJ'lilerin savaşmak için nedenleri ve nasıl beraber çalıştıkları konularını ele alacağım. Genel olarak kadınlar bir ideoloji için mücadele ettiklerinde beraber mücadele ederler. Kadın erkek gibi egosantrik değil, yoldaşlık bağlantıları kurmak, işbirliği yapmak ve bir ideoloji için beraber savaşmaya hazırlar" ifadesinde bulundu.


'Kadın yönetmen olarak kadınlarla çalışmak görevimiz'


Hem Katalonya'da hem de yeni taşındığı Berlin'de film alanında çalışan kadınlar için mücadele ettiğini de paylaşan Alba, Berlin'e ilk taşındığında film endüstrisinde en çok cinsiyet eşitliğiyle karşılaşmayı beklediğini; ancak beklentisiyle karşılaşmadığını dile getirdi. Alba, "İspanya ve Katalonya'da film endüstrisinde erkekler tamamen egemen. Yönetmenlerin sadece yüzde 14'ü kadın. Bunun, cinsiyet olarak daha eşitsiz, ekonomik olarak daha az gelişmiş güney Avrupa'ya has bir durum olduğunu düşünüyordum; ama Almanya'ya geldiğimde bu eşitsiz, dengesiz orantının birebir aynısını gördüm" diye konuştu. Bu eşitsiz durumdan dolayı genellikle kadınlar ile çalıştığını dile getiren Alba, "Bunun için ben meslektaşlarım olan kadınlarla çalışıyorum. Erkekleri sevmiyor değiliz, onlarla çalışmak iyi ve yaptıkları iş için onlara saygı gösteriyoruz. Ancak kadınlarla birbirimizi desteklemeliyiz. Erkeklerin zaten kulüpleri var, zaten birbirine iş buluyorlar. Film festivallerinde yarışacak filmleri seçen erkekler. Dolayısıyla festivallerde bütün filmler, erkekler tarafından yapılmış filmlerdir. Bir kadın meslektaşımın kısa filmi Cannes'da gösterdi; ama uzun metrajlı film yarışmasında sadece erkeklerin filmleri vardı. Bunun için yönetmen olarak, kadın olarak, kadınlarla çalışmak ve kadın filmi yapmak görevimiz" ifadesinde bulundu.


Katalonya'da kadın film dayanışması


Katalonya'da, kökü eskilere dayanan kadın film dayanışması geleneği içinde bulunduğunu söyleyen Abla, 1970 yılında açılan Drac Magic derneğinin her yıl rekabetçi olmayan, dünyanın her yerinden gelen kadınların filmleri üzerine buluşacak, tartışacak ve birbirlerine destek verecek bir alan yaratmak için Barselona Uluslararası Kadın Film Festivali'ni (Mostra Internacional de Films de Dones de Barcelona) düzenlediğini dile getirdi.  2015'te 23 yaşına giren Drac Magic'in aynı zamanda kadının medya, İnternet ve reklamda temsilini takip eden "görsel-işitsel nöbet" biriminin olduğuna vurgu yaptı.


Ortadoğu kadınları ve ekolojik feminizm ekrana getiriliyor


"Film, televizyon ve bütün medya yaşadığımız gerçeği yaratıyor; ancak gerçeğin yarısını, yani erkeğin gördüğü yarısını yaratılması beni çok endişelendiriyor" diyen Alba, ilk uzun metrajlı belgeseli olan Perde Arkasından Çıkan Görüşler (UnveiledViews) de Müslüman ülkelerde yaşayan beş kadının mücadelesini ele alarak batıda zayıf ve mağdur olarak görünen bu kadınlar üzerine kurulan stereotipini bozmak istediğini dile getirdi. Alba, "Batıda kadının durumunu mağdurlaştırmak gibi bir eğilim var. Bu filmde ise kadının gücünü göstermek istedim. Hayatını zorlaştıran ataerkil egemen toplumunda yaşamasına rağmen plan kurarak, mücadele ederek amacına ulaşmayı başarıyor olduklarını göstermek istedim" dedi. Filmde Bosna'da mayın temizleyen bir görsel sanatçıyı, Afganistan'da şiirini yayınlamak için çabalayan bir şairi, İran'da başarılı bir yönetmeni ve dansın yasak olduğu Pakistan'da bir dans sanatçısını konu edindiğini paylaşan Alba, Türkiye'de ise cezaevlerinde işkenceye maruz kalan Kürt kadınların hakları için mücadele eden Eren Keskin'i anlattığını dile getirdi.


(ns/fk)