Bolu'da eşcinsel gence ırkçı-homofobik saldırı
12:28
JINHA
BOLU - Bolu'da eşcinsel bir genç sokak ortasında "Devlet Bahçeli'nin askerleriyiz" diyen iki kişinin homofobik nefret saldırısına uğradı. Karakola şikayette bulunan genç bu defada polislerin homofobik tavırlarıyla karşılaştı.
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde öğrenim gören eşcinsel bir genç 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde saldırıya uğradı. 6 Mart'ta kampüste yapılan kadın eylemine katılan genç eylemden iki gün sonra 8 Mart günü ekmek almaya giderken iki kişinin homofobik nefret saldırısına uğradı. Saldırıya uğrayan genç, saldırganların kendisine "Devlet Bahçeli'nin askerleriyiz", "İbne", "Top", "Bölücü" gibi ifadeler kullandığını ve fiziksel şiddet uyguladıklarını söyledi.
İsmini güvenlik gerekçesiyle açıklamayan genç; "Eve dönerken iki kişi önümü kesti. Orada vurmaya başladılar. Daha sonra yakındaki kafeden çıkan bir kişinin daha bize doğru geldiğini fark ettim. Ayırmaya geldiğini düşündüm; ama sonra o da bana vurmaya başladı. O üçüncü kişini de kafede çalıştığını öğrendim. Beni uzun süre darp ettiler. Daha sonra olayı gören bir bey, yardım etmeye ve ayırmaya çalıştı. Ona da 'Bunun gibi ibneleri, bölücüleri savunmayın' diyerek çıkıştılar. Ben daha sonra koşarak evime gittim. Olayı arkadaşlarıma anlattım" dedi.
Ayrımcılık karakolda da devam etti
Saldırının ardından darp raporu alan ve karakola giden genç burada da homofobik ayrımcılıkla karşılaştı. Karakolda ifade alan memurun üslubunun çok çirkin olduğunu söyleyen genç karakolda yaşadıklarını şöyle aktardı: "İfade alan kişi dalga geçer bir üslupla 'Ne derdin var da eşcinsel oldun da başına dert açıyorsun' diyerek suçu bana yükledi. Anlatmaya çalıştım kimliğimi ama… 'Sizin başınıza hep ekmek alırken mi bu olaylar geliyor' diyerek Berkin Elvan'ı da hatırlattılar. Emniyet'ten henüz herhangi bir dönüş olmadı."
'Saldırganları AKP güçlendiriyor'
Saldırı Bolu Emek ve Demokrasi Plaformu üyeleri tarafından, Adliye önünde yapılan basın açıklamasıyla protesto edildi. Burada yapılan açıklamada şöyle denildi:
"AKP hükümeti 12 yıldır bu ülkeye kin ve nefret tohumları ekmiştir. Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum diyerek kadınları, cinsel yönelimleri farklı diye sapkın ilan ettikleri LGBTİ bireyleri aşağılamıştır. Çünkü Türkiye'de toplumu yönetenler cinsiyetçidir, homofobiktir, transfobiktir. Trans cinayetlerinde, kadın cinayetlerinde ve saldırılarında kurbanlarla değil, katillerle özdeşlik kurulması bundandır. Hakim ideoloji ataerkil, heteroseksist olduğunu defalarca açık etmiştir. Bu ağır maço zihniyet dönüştürülmedikçe, transseksüel, eşcinsel ve kadın cinayetleri son bulmayacak, faşizan saldırılar sürecek, saldırganlar kendilerini suçlu gibi görmeyecek, nefret cinayetleri ve saldırılarına toplumsal hatta yasal bir onay verildiğini düşüneceklerdir. Toplumdaki cinsiyetçi, transfobik, eril dil dönüştürülmedikçe; nefret söylemlerinin etkisindeki lümpen ve faşist zihniyetin saldırıları son bulmayacaktır. "Oysa Anayasa'nın 17. maddesi, yaşama hakkını "herkes için" güvence altına almaktadır. Buna göre; 'Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Yaşama hakkı kişilerin etnik kökeni, dini, dili, cinsel yönelimi, cinsiyet kimliğine göre ayrı ayrı değerlendirilemez. Hiçbir yurttaşın canı bir diğerinden daha kıymetsiz değildir. Biz yüreği insanlıktan, kardeşlikten, barıştan ve eşitlikten yana olanlar bu ülkenin her bir bireyinin insanca yaşam hakkını elde edene kadar mücadele edeceğimizi ve konunun takipçisi olacağımızı bir kez daha kamuoyuna duyuruyoruz."
(fk/mg)

