Yasemin İnceoğlu: Alternatif medya umutları besliyor

09:01

 


Mizgin Tabu/JINHA


İSTANBUL - Eril medyaya karşı alternatif medyanın, "başka bir iletişim mümkün" diyerek alternatif bir duruş sergilemesi gerektiğini söyleyen Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, "Alternatif basın geleceğe dair umut besliyor. Bu anlamda tüm Türkiye'ye örnek olur. Gazetecilik doğası gereği insan haklarında, barışta, çoğulculukta açık fikirlilikten yana bir dilleri var" dedi.


Medyanın erkek egemen bakışı, sosyal medyanın kullanımı ve alternatif medyanın kadın haberciliğindeki rolü üzerine değerlendirmelerde bulunan Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, "Medyadaki bu seksist, cinsiyetçi, maço dil üstünde son yıllarda çok tartışılıyor. Konuşmalar yapılıyor, kitaplar yazılıyor, toplantılar alınıyor. Ancak gelinen nokta da ne yazık ki bununla ilgili bir iyileştirme düzelmenin kaydedilmediğini görüyoruz" diyerek medyanın içinde bulunduğu durumu değerlendirdi. Yasemin, var olan bir şiddetin sebebi ne olursa olsun, adli vaka gibi gösterip, kadına yönelik şiddeti bir toplumsal sorun olmaktan öte münferit bir vaka gibi sunmanın kadına yönelik herhangi bir suç varsa onu haklılaştırmanın yanlış olduğunu belirterek, "Medya tip tip kadınları kategorize etmiş vaziyette, iyi kadın, fedakar anne, iyi eş, kötü kadın, fettan kadın, komplolar kuran kadın, yani kadınlar hep suçlu" dedi. Muhabir kadrosunda çok fazla kadın olduğuna işaret eden Yasemin, "Kadın var ama bugün ulusal, yaygın medyaya bakın. Genel olarak kaç kadını karar verme sürecinde etkin ve yetkin olarak görebiliyoruz. Bir kadın genel yayın yönetmen var mı? Benim bildiğim yok. Zamanında oldu ama şu anda yok" sözlerine yer vererek erkek egemen sistemde kadınların sayıca fazla olmasının bir anlamı olmadığını belirtti.


'Paltomu çıkarırken kadın kimliğimi de çıkarıyorum'


Gazeteci kadınlar üzerinde 2002 yılında yaptığı bir araştırmada gazeteci kadınların yaşadıkların zorlukların çok fazla olduğu sonucuna vardığını söyleyen Yasemin, araştırması sırasında bir gazeteci kadınla arasında geçen diyalogu aktararak, " O bana, 'Kadın gazeteciyim ama binanın içerisine girdiğim zaman oradaki portmantoya paltomu çıkarırken kadın kimliğimi de bırakıp içeri girip erkekleşiyorum' demişti.  Bunu bir gazeteci kadının kendisi söyledi. Bu şu demek, o atmosferde ister istemez sizde etkileniyorsunuz ve zaten kadının böyle bir dezavantajı var… Orada o erkeklerle baş ederken verdiğiniz mücadeleye dek sizde zaman zaman kadın olduğunuzu unutuyorsunuz" diye konuştu. Uzun zamandır temiz medyanın yaşadığı bu sorunların tehlikeli boyutlarının da olduğunun altını çizen Yasemin, "Burada siz belli bir kesime veya özelikle bu kesim farklı bir ırk, dil, din inanç veya inançsızlığa da hitap ediyor olabilirsiniz. Cinsel yönelim, cinsiyet kimliğin farklı olması sebebiyle bu gruplara karşı bir hedef gösterme, etiketleme onları değersizleştirme 'bu toprakta sana yer yok' mesajıyla sürekli onları gündeme getiriyorsanız, hatta toplumda kamu düzenini tehdit altına sokacak potansiyel bir güç gibi gösteriyorsanız, o gruptaki insanların halini insan düşünmek dahi istemiyor" dedi. Sistematik bir düşmanlaştırma söylemi içinde linç kampanyasının başlatıldığına işaret eden Yasemin, bunun toplumda tavandan tabana yayıldığına dikkat çekerek "Tepeden başlatıldığı zaman, etkileri adeta bir kartopu gibi çok yaygın oluyor ve tehlikeli sonuçlar alabiliyor. Bunlara nefret suçu cinayeti diyoruz. Türkiye, özellikle son yıllarda bu konuda ne yazık ki oldukça zengin örneklere sahip" ifadelerini kullandı.


'Sosyal medyada linç kampanyaları kartopu gibi büyüyor'


Yeni medya ve dijital medya ortamları ile ilgili değerlendirmeleriyle sözlerini sürdüren Yasemin, "Eskiden gazetelerin manşetlerine taşınan başlıklar artık o kadar keskin değil. Artık o kadar çok ötekileştirici, ayrıştırıcı, hedef gösteren bir dil kullanılmamaya daha  çok dikkat ediliyor. 2007 ve 2008 yıllarından sonra kademeli olarak bir iyileşmeden bahsetmek mümkün" diyerek ancak sosyal medyada bun durumun aynı olmadığına işaret etti. Yasemin, sosyal medyanın özgürlük alanı olduğunu belirterek kontrolünün çok daha az, öz denetim mekanizmasının ise çalışmadığını söyleyen Yasemin, "Okur yorumlarına bakacak olursak, bunları okumaktan dahi bıktık. Dehşete düşürücü, dil uçuklatan cinsten müthiş bir linç girişimi söz konusu. Demin örneğini verdiğim kartopu etkisi bu yorumlarda açıkça görülüyor. O söylemler kartopu etkisiyle kümülatif bir şekilde biriktirerek hızlı bir yayılım içerisine giriyor. Zaten kimin kim olduğu da belli değil. O sözler sözde müthiş bir cesaretle söyleniyor ve bu etkiyi yaratıyor" diye konuştu.


'Alternatif medya başka bir iletişim mümkün diyor'


"Alternatif medyayı çok önemsiyorum. Özgür Gündem, Evrensel gazetesine baktığım zaman, kadınlara yönelik haberlerinde çok duyarlılar" alternatif medyaya dair değerlendirmelerde bulunan Yasemin, alternatif medyanın maçist, ayrıştırıcı söylemler kullanmamaya çok özen gösterdiğini ve bu anlamada başarılı olduğunu söyledi.  "Sonuçta, kadınlarla ilgili haberleri yapmak zihniyet işidir. Kadın haberciliğini insan odaklı habercilik olarak görmek lazım. Bizim toplumumuzda kadın, çocuk, etnik azınlıklar, engelliler, korumasız, kırılgan kesim dediğimiz belli gruplar, çoğunluğun tahakkümünde" diyen Yasemin, dolaysıyla bu grupların kötü ve eksik temsil edildiklerini söyleyerek alternatif medyanın kadının medyada düzgün bir şekilde, eşit bir yurttaş gibi temsil edilmesine titizlikle önem atfettiğini dile getirdi. Tüm bu çabaların yetersiz olduğunun altını çizen Yasemin," Bunu bizim ulusal ve de takip edemediğimiz yerel bazda, yaygın medyanın da ideolojisi ne olursa olsun, sağ, sol, yaygın, yandaş ben bu kategorilerden yola çıkıp, kadın haberciliğini yaygınlaştırmamız için mücadele etmemiz gerekiyor" dedi.


Yasemin sözlerini şöyle sürdürdü: "Alternatif basın çok önemli. Adı üstünde 'başka bir iletişim mümkün' sloganını içeriyor. Alternatif basın geleceğe dair umut besliyor. Bu anlamda tüm Türkiye'ye örnek olur. Gazetecilik doğası gereği insan haklarında, barışta, çoğulculukta açık fikirlilikten yana bir dil var. Barış gazeteciliğini savaş olduğu zaman değil her zaman kullanmanız gerekiyor. Hak odaklı habercilik yapılması gerekiyor. Yaygın medyada göremediğimiz haberlere ilişkin dosyalar açmak ve özellikle müzakere sürecinde her taraftan şeffaf bir şekilde görüş alınması gerekir."


(zd/fk)