Ege Üniversitesi'nde öğrenci avı başlatıldı!

09:07

 


Ceren Karlıdağ/JINHA


İZMİR - Yaşanan ırkçı saldırının ardından rektörlüğün Edebiyat Fakültesi bahçesine saclar çekerek yurtsever devrimci öğrencilerin yaşam alanını kısıtlama politikasına gittiği Ege Üniversitesi'nde öğrenciler bu kez de hemen her gün gözaltına alınıyor. Rektörlüğün bu tutumlar ile öğrenciler arasındaki örgütlülüğü ve dayanışmayı yok etmeye çalıştığını söyleyen kadın öğrenciler, "YPJ'li kadınlar Kobane'de yaşam alanlarına nasıl sahip çıktılar ise biz de burada faşizme karşı yaşam alanlarımıza sahip çıkacağız" diyor.


Ege Üniversitesi'nde ülkücü grubun yaptığı ırkçı saldırının ardından üniversite yönetimi ise yurtsever devrimci öğrencilerin yaşam alanlarını kısıtlama yoluna gitti. Kadın öğrencilerin balonlarının patlatılarak 8 Mart etkinliklerinin engellendiği, öğrencilerin "Hozan Serhad Alanı" ismini verdiği Edebiyat Fakültesi bahçesinin ise saçlarla kapatılarak, "İnşaat alanına girmek tehlikeli ve yasaktır" ibaresi kapatıldığı, boş kalan alanlara ise çukurlar açıldığı üniversitede hemen her gün öğrenciler gözaltına alınıyor. Gözaltına alınan öğrencilere "Halay çekmek", "Saca taşla ritimli vurmak", "Ses çıkarma eylemleri yapmak" gibi saçma suçlamalar yöneltiliyor.


Dayanışma ruhunu hedef alıyor


Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü 1. sınıf öğrencisi Alçay Çelik, üniversitelerde polis ve devlet eliyle ırkçı saldırıların artış gösterdiğini dile getirdi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili çalışma yapmaya başladıklarında ise rektörlük kararıyla stant açmak ve bildiri dağıtmanın yasaklandığını ifade eden Alçay "Biz de üniversitede 8 Mart çağrısını en coşkulu halimizle yapmak istedik ve bunu Kobane'de direnen YPJ'li kadınlarla bütünleştirmek istedik. Çünkü onlar da yaşam alanlarına saldıran DAİŞ çetelerine karşı savaşıyordu. Biz de burada yaşam alanlarımıza saldıran faşistlere karşı bir direniş örmeliydik" dedi.


Balonlar bile tehlikeli


Akabinde 8 Mart öncesi Edebiyat Fakültesi bahçesinde toplu bir kahvaltı düzenlediklerini, mor kurdele dağıttıklarını dile getiren Alçay balonlarını asmak istediklerinde ise özel güvenlik birimi ve polisin gelerek balonlara saldırdıklarını söyledi. "Aslında saldırdıkları balonlarımız değildi. Burada tekrar başlatmak istediğimiz dayanışma bilincini, yaşam alanımıza sahip çıkma durumumuza saldırmak istediler" diyen Alçay olayların sonrasında hafta sonunun gelmesi ve öğrencilerin okulda olmamasından faydalanan üniversite yönetiminin fakülte bahçesini saclarla kapatarak öğrencilerin burada etkinlik yapmasını engellediğini dile getirdi. "Bizim burada bir araya gelerek temas etmemizi engellemeye çalıştılar. Biz de boş olan çimlerde halay çekmeye devam ederiz dediğimizde toprağa çukurlar açarak, sulayarak halaylarımızı da engellemeye çalıştılar" diyen Alçay her gün saat 12'de ses çıkarma eylemleri yaptıklarını ve okula balonla gelerek durumu protesto ettiklerini ifade etti. Alçay " Sürekli hukuksuzca güvenlik kulübelerinde bekleterek ardından Bornova Karakoluna götürerek bizleri engellemeye çalışıyorlar. Biz vazgeçmeyeceğiz" dedi.


Baskılar dayanışmayla yıkılır


"Ege Üniversitesi'nde ki kadın öğrenciler olarak hayatı ortaklaştırmak, tacizi ve tecavüzü var olduğumuz alanlarda durdurabilmek için  omuz omuza mücadele etmemiz gerektiğini biliyorduk" diyen Alçay, Özgecan için yaptıkları eylemde polisin kadınların önüne set çekerek yürütmezken o seti ülkücülere açtığını ve yurtsever devrimci öğrencilere saldırttığını dile getirdi. Alçay son süreçte yaşanan baskıcı tutumu ise daha fazla dayanışma ile yıkabileceklerini ifade etti.


Kürt, Ermeni, Alevi, kadın tehlikeli!


"Hozan Serhad" alanının kendileri için önemli olduğunu ifade eden Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü 2. Sınıf Öğrencisi Eda Pınar ise " Burası bizim yaşam alanımız her şeyden önce. Yaşama dair güzel şeyler konuşuyoruz. Bu birilerini rahatsız etmiş olacak ki bizi izole etmek için böyle bir yola girdiler" dedi. Özgecan Aslan'ın katledilmesinin ardından kampus içerisinde kadınların düzenlediği eylemin polis tarafından engellendiğini de hatırlatan Eda, "Kadınların örgütlü bir biçimde ses çıkarması, Kürt, Ermeni, Alevi her aidiyetten öğrencinin burada bir araya gelmesi hem rektörlük, hem polis tarafından engellenmek isteniyordu" diye konuştu.


Sürekli tehdit altındayız


Bu durumun devleti korkuttuğunu söyleyen Eda "Karşıt görüşlü öğrenciler kavga etti" diyerek devletin öğrenci hareketine zarar vermeye çalıştığını ifade etti. Eda, üniversitede kadın mücadelesinin yoğunlaşmasıyla birlikte kadınların çalışmalarının da sekteye uğratılmaya çalışıldığını, sözlü ve fiziksel tacize uğradıklarını dile getirdi. "Bu röportajı yaparken dahi Özel Güvenlik bizi izliyor, taciz ediyor, polise bilgi veriyor" diyen Eda, "Bir öğrenci olarak bu durumdan çok rahatsızım. Fakat son beş yılda binden fazla kadının öldürüldüğü bir coğrafyada kadın, işçi, köylü tüm mücadelelerin yaşam alanlarına sahip çıkılarak kazanılacağını biliyor biz de kendi yaşam alanımızı sahiplenmeye çağırıyoruz" diye kaydetti.


(fk)