Sümeyye Erdoğan Pınar İlkkaracan'dan şikayetçi oldu
11:12
JINHA
HABER MERKEZİ - Sümeyye Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi ayrıca Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği Kurucu Başkanı Pınar İlkkaracan'ın kaleme aldığı 'Vatikan'dan Kopya: Toplumsal cinsiyet adaleti' yazısından dolayı şikayetçi oldu. Kadınlar ise hakkında soruşturma başlatılan Pınar için sosyal medyadan destek kampanyası başlattı.
Kendisiyle ilgili yapılan ve neredeyse tüm eleştirel haberlere ilişkin davacı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra şimdi ise kızı Sümeyye Erdoğan kendisiyle ilgili haber ve yazılara ilişkin davacı olmaya başladı. Cumhurbaşkanı'nın sürekli feministleri hedef alan söylemlerinin ardından dikkat çekici bir gelişme yaşandı ve kızı Sümeyye, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği Kurucu Başkanı Pınar İlkkaracan hakkında suç duyurusunda bulundu. Toplumsal cinsiyetçiliğe karşı kadın odaklı habercilik çizgisiyle yayın yapan KAZETE'ye polisin gelmesiyle öğrenilen soruşturma kadınların tepkisine neden oldu. Kadınlar Pınar'ın yanında olduklarını sosyal medyadan duyurarak destek paylaşımlarında bulundu.
Pınar İlkkaracan'ın Ocak ayında kaleme aldığı "Vatikan'dan Kopya: Toplumsal cinsiyet adaleti" yazısı şöyle:
"AKP ve hükümetinin kör kör parmağım gözüne cumhurbaşkanı kızına, başbakan eşine kurdurduğu hükümetin hizmetinde çalışan çakma kadın örgütleri gündeme güya 'yeni' bir kavram hediye ettiler: Dünyada en azından kırk yıldır uluslar arası bir norm haline gelmiş olan 'toplumsal cinsiyet eşitliği' yerine 'toplumsal cinsiyet adaleti.'
Hatta bu 'yeni' kavramı 'bilimsel' olarak oluşturmak için bir 'kongre' düzenlemişler. Başbakanın kızı Sayın Sümeyye Erdoğan'ın yönetim kurulunda olduğu Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) 6 Mart 2015'te 'Toplumsal Cinsiyet Adaleti' konulu bir kongre düzenlemiş. Kongre bildiri çağrısında:
'Kongrede sunulacak bildirilerle; Ülkemizde kadının toplumsal, akademik, siyasal, ekonomik ve sosyal yaşamdaki yeri ve statüsü konusuna 'toplumsal cinsiyet adaleti' kavramı çerçevesinde farklı bakış açıları getirilmesi öngörülmektedir. Bu sebeple kongrede sunulmaya değer bulunacak bildirilerin; alışıla gelmiş söylemlerin ötesinde, mevcut akademik yazında ağırlıklı olarak yer alan cinsiyet eşitliği kavramını sorgulaması ve toplumsal cinsiyet meselesine eşitlik merkezli bakan egemen söylemden farklı olarak adalet merkezli bir yaklaşımın sağladığı imkan ve kısıtları da tartışmaya açması beklenmektedir.'
KADEM ve hükümetin çakma sivil toplum örgütleri anlaşılan ne yapsak etsek de AKP'nin, hükümetin ve cumhurbaşkanının toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı tutumuna ve politikalarına kılıf uydursak diye çok uğraşmış gibi duruyorlar.
Ama ne yazık, yapmaya çalıştıkları yirmi yıl öncesinin Vatikan'ından ve Papa II. John Paul'den kopya çekmenin ötesine geçemiyor.
Pekin'de 1995 yılında gerçekleşen Birleşmiş Milletler IV. Dünya Kadın Konferansında Vatikan'ın liderliğinde dini sağcı politikalarına alet eden bazı Katolik ve Müslüman ülkelerden oluşan bir koalisyon niyet etmişti 'toplumsal cinsiyet eşitliği (gender equality) yerine, 'toplumsal cinsiyet adaleti,' (gender equity) kavramını geçirmek için.
Fikrin sahibi olan Papa II. John Paul çok uğraşmıştı bu iş için, hem sağ Katolik ve Müslüman ülkeleri toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı böyle din bazlı bir kurguda bir araya getirmek için, hem de Pekin'de bu ülkelerin bir karşıt koalisyon oluşturmaları için.
Yanına alabileceğini düşündüğü Müslüman ülkelere Vatikan'dan delegasyon göndermekten tutun, Pekin konferansı öncesi Katolik ve Müslüman sağ dinci örgütlerin bir araya gelebileceği uluslararası toplantılar düzenlemeye kadar.
Bütün bu çabalara rağmen muazzam bir yenilgiye uğramıştı bu koalisyon 1995'te Pekin'de.
Pekin Dünya Konferansından beri son yirmi yılda Birleşmiş Milletler'in kadın konusundaki neredeyse her uluslararası ya da komisyon toplantılarına katıldım. Bu toplantıların hiçbirinde, ama hiçbirinde ne Vatikan, ne de tek bir sağ Katolik ya da Müslüman bir ülke bir daha 'toplumsal cinsiyet eşitliği' terimine ve kavramına hiçbir şekilde karşı çıkmadı ya da sorgulamadı. Derslerini almışlardı anlaşılan.
Bizim 'hükümet toplum örgütleri'ne kolay gelsin."
(zd/mg)

