'Yaşamı, kültürü ve doğayı savunmak için örgütlenme şart'

09:02

 


JINHA


AMED - Mezopotamya Ekoloji Meclisi üyesi Filiz Doğan, savaşın doğa ve insan üzerindeki olumsuz etkilerinin en canlı örneğinin DAİŞ olduğunu belirterek, "Çeteciler işgal ettiği her bölgede su kaynaklarını doğal alanları tarihi mekânları müzeleri yok ediyor. Çünkü insanlığı yok etmenin, bir halkı yok etmenin en kolay yolunun o insanın doğasını topraklarını yaşam alanlarını yok etmek olduğunu biliyor" dedi. Filiz, her ekolojistin ayın zamanda savaşa karşı olması gerektiğine dikkat çekti.


Şimdiye kadar savaşların yalnızca siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel sonuçları tartışıldı. Asıl olan, üzerinde yaşadığımız ve bizden sonraki nesillerin yaşayacakları çevreye verdikleri zararlardı. Son olarak DAİŞ çetecilerinin Ortadoğu'da işgal ettikleri alanlarda, doğa, insan ve kültür tahribatı ekoloji hareketlerinin önemini bir kez daha ortaya çıkardı. Mezopotamya Ekoloji Meclisi üyesi Filiz Doğan, Ortadoğu'da süren yoğun savaş sürecinin insanların yanı sıra doğaya da çok büyük tahribatlar verildiğine dikkat çekti.


'Çevreciler aynı zamanda savaş karşıtı olmalı'


Savaşın her türlüsünün hem insanlar hem de doğa üzerinde büyük etkileri olduğuna değinen Filiz, bu nedenle tüm çevrecilerin aynı zamanda savaş karşıtı birer aktivist olmaları gerektiğini vurguladı. Savaş dışında insanların doğaya vermiş oldukları zararların savaş koşullarında oluşan tahribatlardan daha kolay aşılabileceğine dikkat çeken Filiz,  "Bunun için yapmamız gereken vermemiz gereken büyük bir mücadele var. Bu sadece bir ağacı korumak, çevreyi temiz tutmak ya da bir barajın HES'lerin yapımını engellemek değil bir bütün insanların barış içinde yaşamasını sağlamaktır. Yani her ekolojist aynı zamanda savaşa karşı olan bir bireydir. Çünkü dünya da bizler yaşıyoruz. İnsanlar dışında da canlılar var sadece insanları değil canlı kabul ettiğimiz her varlığı korumakla görevliyiz" dedi.


'Güzel olan her şeyi sömürüyorlar'


Savaşın doğa üzerindeki olumsuz etkilerinin en canlı örneği olarak DAİŞ çetecilerini gösteren Filiz, "DAİŞ işgal ettiği her bölgede su kaynaklarını doğal alanları tarihi mekânları müzeleri yok ediyor. Çünkü insanlığı yok etmenin, bir halkı yok etmenin en kolay yolunun o insanın doğasını topraklarını yaşam alanlarını yok etmek olduğunu biliyor. Zaten DAİŞ başlı başına vahşi bir grup. Öyle bir terör yaratıyor ki özellikle Ortadoğu'da doğa ve insanın yaşamasına olanak sağlayacak her alanı yok etmeyi amaçlıyor. Bunun çözümü yine bizleriz" diye konuştu. Aynı şekilde hegemon güçlerin ve iktidarların halklara baskı kurmak amacıyla önce doğayı ele geçirmeyi amaçladığını ifade eden Filiz, "Hegemon güçler ve iktidarlar daha fazla zenginlik ve güç için doğayı ele geçirmeyi amaçlıyor. Toprağın altındaki kaynaklarla daha çok zengin olmak amacıyla halkları toprakları ve güzel olan her şeyi sömürüyorlar. Bu da doğanın dünyanın ve insanların yok olmasına neden oluyor" diye belirtti.


'Savaş tahribatına karşı örgütlenme'


Doğayı ve insanı savunma için ekolojik örgütlenmenin gerekliliğine işaret eden Filiz, "İnsanların savaş tahribatlarına karşı örgütlenmesi birlik olması duyarlı olması ve bilinçlendirilmesi gerekiyor. Hala birçok kişi doğanın nasıl tahrip edildiğinin ve beraberinde getireceği felaketlerin farkına değil. Çünkü kapitalizm öyle bir şey ki insanları açlık ile sınıyor. Böylelikle insanlar yaşam telaşına ve geçim derdine düşüyor. İnsanların bir şeylerin farkında olmalarına düşünmelerine izin vermiyor. Böylece ne doğayı düşünen ne de insanları düşünen oluyor bu da kapitalizmin bir parçası" diye konuştu.


'Kürt mücadelesi yaşamın tüm parçalarını savunuyor'


Demokratik moderniteyi savunan ve devletçi anlayışa karşın çıkan halklar arasından savaşın karşısında doğayı koruyan ve bu yönde en büyük mücadeleyi vererek halkın Kürtler olduğunu savunan Filiz, "Kürtlerin Ortadoğu da savaşa ve yıkımlara karşı en büyük refleksi gösteren ve haklar için doğa için savaşan bir millet. 30 yılı aşkındır bir mücadele var ve bu mücadele tüm halklar adına yürütüldüğü gibi halkları ilgilendiren yaşamın tüm parçalarını koruyan ve savunan bir mücadeledir" dedi. Filiz, "Ekolojistlerin ekolojiyi koruyan savunan her bireyin bu konuda yapabileceği bir şeyler vardır. Bireyler iş yerinde, okulda, evinde ve her yerde her anlamda bilinçlendirme yapabilir. farkındalığı arttırabilir" diye kaydetti.


(sg/fk/mg)