Kayıp yakınları Nazım Babaoğlu'nun akıbetini sordu

14:05

 


JINHA


HABER MERKEZİ - İstanbul ve Diyarbakır'da kayıp yakınlarının her hafta düzenlediği oturma eylemi bu haftada devam etti. Eylemde, 1994 yılında haber takibi için gittiği Urfa'nın Siverek ilçesinde Bucak aşiretine mensup korucular tarafından kaybedilen Gündem Gazetesi Urfa Muhabiri Nazım Babaoğlu'nun akıbeti soruldu.


Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri adalet arayışının 520'inci haftasında da Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. "Failler belli, kayıplar nerede?" yazılı pankartı açan Cumartesi Anneleri, kayıplarının fotoğrafları ile kırmızı karanfiller taşıdı. Bu haftaki eylemde 12 Mart 1994 yılında Urfa'nın Siverek ilçesinde korucu ve kontrgerilla tarafından gözaltına alınarak kaybedilen Özgür Gündem Urfa Büro Muhabiri Nazım Babaoğlu'nun akibeti soruldu. Eylemde ilk olarak Nazım Babaoğlu'nun çalışma arkadaşı Özgür Günde Gazetesi editörlerinden Bayram Balcı konuştu. 1992 yılında gazetenin Urfa'da bulunan bürosunda stajyer muhabir olarak çalışmaya başlayan Nazım'ın 1994 yılında haber için gittiği Siverek ilçesinde Bucak aşireti korucuları ve kontrgerilla tarafından kaçırıldığını ve o tarihten sonra kendisinden bir daha haber alınamadığını belirtti.


'Sarayları başlarına yıkılacak'


Sonraki yıllarda tanıkların verdiği ifadeler üzerinden Nazım'ın kaybedilmesine ilişkin önemli bilgilere ulaşıldığını belirten Bayram, "Ancak devlet buna rağmen bu kirli oyunu sergilemekten geri kalmadı. Siyasi iktidarlar kendi iktidarlarını kaybetmekten o kadar çok korkuyorlar ki, zalim iktidarlarını sürdürmek için bütün topluma korku yaymak istiyorlar. Günümüzde de bu korkuları devam ediyor. Ama korkunun ecele faydası yok, 600'e yakın kayıp ailesi ve onların yoldaşları, iktidarların korkusunu gerçeğe dönüştürecek ve saraylarını başlarına yıkacak" diye konuştu.


'Geçmişle yüzleşmeden bu meydana adalet gelmez'


Bayram'ın konuşmasının ardından Nazım'ın annesi Makbule Babaoğlu'nun yazdığı mektup okundu. 21 yıldır oğlunun bulunması için yapılan tüm başvuruların sonuçsuz kaldığını belirten Makbule, hükümet yetkililerine seslenerek, "Oğlumun kemiklerini bana vermeden nasıl barış yapacaksınız?" diye sordu. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nda  (PVSK) yapılan değişiklerle 2007-2014 yılları arasında 183 kişinin polis tarafından katledildiğini belirterek, "Biz burada kayıpların akıbetini sorarken, yeni faili meçhullerin zemini meclisten geçen yasayla oluşturuluyor" ifadelerini kullandı. "Geçmişle yüzleşmeden bu meydana adalet gelmez" diyen Sezgin, kayıp dosyalarında zamanaşımının kaldırılması ve hakikat komisyonunu kurulması taleplerini yineledi.


'Failler cezasızlık zırhıyla korunuyor'


Konuşmaların ardından basın açıklamasını okuyan Cumartesi İnsanı Aylin Hocaloğlu, 1992 yılında özgür basın çalışanı 14 gazetecinin kontrgerilla tarafından katledildiğini hatırlattı. 12 Mart sabahı Anadolu Ajansı (AA) Muhabiri Murat Yoğunlu'nun büroyu arayarak bir haber için gazetenin bir muhabirini Siverek'e göndermesini istediğini söyleyen Aylin, bunun üzerine Siverek'e giden Nazım'ın burada gözaltına alınarak korucubaşı Sedat Bucak'ın evine götürüldüğünü ve kaybedildiğini söyledi. Nazım'ın Sedat Bucak'ın işkencehane olarak kullandığı evinde gören tanıklara rağmen hukukun işletilmediğini ve etkin soruşturma yapılmadığını kaydeden Aylin,  Nazım'ı kaybedenlerin cezasızlık zırhıyla korunmaya devam edildiğine dikkat çekti.


DİYARBAKIR


İHD Diyarbakır Şubesi ve Kayıp yakınlarının "Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın" sloganı ile her hafta düzenlediği oturma eylemlerinin 318'incisi Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirildi. Üzerinde kayıpların fotoğraflarının bulunduğu ve "Onlar bir gece ansızın evlerinden alındılar ve bir daha geri dönmediler" yazılı dev pankartın açıldığı eyleme, İHD Diyarbakır Şubesi yönetici ve üyeleri, Mezopotamya Yakınlarını Kaybedenler Derneği (MEYA-DER) yöneticileri, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, insan hakları aktivistleri ve kayıp yakınları katıldı. Diyarbakır eyleminde Gündem Gazetesi Urfa Muhabiri Nazım Babaoğlu'nun akıbeti soruldu.


'İç Güvenlik Yasası geri çekilsin'


Oturma eyleminden önce bir konuşmada bulunan İHD Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, 318 haftadır sürdürülen eylemlerine rağmen kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılması ve belli faillerin yargılanması konusunda devletin hiçbir adım atmadığını söyledi. Devlet paradigmasının failleri koruyan bir anlayışa sahip olduğunu dile getiren Raci, bu anlayış değişmediği takdirde kayıp ve faili meçhul cinayetler ile ilgili bir gelişmenin olmayacağının ve adaletsizliğini bu şekilde süreceğini ifade etti.  "Bu bir faşizmdir" diyerek, TBMM'de kısmen geçirilen ve kamuoyunda 'İç Güvenlik Paketi' olarak bilinen yasa tasarısının insan hakları ve özgürlüklerin savucuları olarak alsa onaylamayacakların belirten Raci, toplumsal ve kalıcı barış için yasa tasarısının tamamen geri çekilmesi çağrısından bulundu. Raci, yasa tasarısının kamu güvenliğini sağlamanın aksine, kamu düzeninin bozacak ve özgürlükleri tamamen ortadan kaldıracak bir içerik taşıdığını söyledi. Raci, "Çünkü bunlar bize göre savaş hazırlıklarıdır. Çünkü bunlar bireysel ve kolektif hakları hiçe sayan, anti demokratik yasalardır. Tasarının geri kalan kısmının geri çekilmesinin aksine, meclisten geçirilen 62 yasa ile birlikte tümden geri çekilmesi çağrısında bulunuyoruz" diye konuştu.


Raci'nin konuşmasının ardından İHD Diyarbakır Şubesi Kayıp ve Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu Üyesi Av Abdullah Zeytun, 1994 yılında Urfa'nın Siverek ilçesinde haber takibi sırasında Bucak aşiretine mensup korucular tarafından alıkonulan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Gündem Gazetesi Urfa Muhabiri Nazım Babaoğlu'nun hikayesini anlattı.


Yapılan konuşmaların ardından, Nazım Babaoğlu ve tüm kayıplar anısına 5 dakikalık oturma eylemi gerçekleştirildi.


(mt/mg)