Emekçi kadınların öz savunma modeli: İşyeri meclisleri
09:14
JINHA
AMED - Eğitim Sen üyesi kamu emekçisi kadınlar, mobbing ve benzeri iş yerindeki yaşadıkları saldırı ve sorunlara karşı 'işyeri meclisleri' oluşturma kararı aldı. Sendikaların klasik örgütlenme modellerinin bu çağın emekçi sorunlarını karşılamadığını belirten Eğitim Sen Diyarbakır Şube Eş Başkanı Dilek Atsan, "Kadın kamu emekçileri olarak yaşadığımız en büyük sorun mobbingdir. İş meclisleriyle emek sömürüsüne ve her tülü baskıya karşı öz savunma gücünü açığa çıkarmayı amaçlıyoruz" dedi.
KESK'e bağlı Eğitim Sen'e üye kamu emekçisi kadınlar, iş kolunda yaşadıkları sorunlara karşı sendikal alanda örgütlenme modellerini geliştiriyor. 'Kadın iş meclisleri'ni kurma kararı alan kadın emekçiler, 19. yüzyılla birlikte gelişen klasik sendikal mücadelenin emekçilerinin sorununda yetersiz kaldığı için yeni örgütlenme modelleri geliştirdiklerini ifade ediyor. 'İş meclisleri' hakkında bilgi veren Eğitim Sen Diyarbakır Şube Eş Başkanı Dilek Atsan, "Tüm dünyada sendikal anlamda bir tıkanma var. 19. yüzyıla ait argümanlar günümüzde anlamını yitirmiş durumda. Artık çağın sömürü düzenine karşı emeğin tekrar tanımlanması ve farklı örgütlenme modellerinin geliştirilmesi gerekiyor" dedi.
'Emekçiler kategorize ediliyor'
İş alanında örgütsüzlüğün geliştirilmesi için emekçilerin kategorize edilmesinin sakıncalarına değinen Dilek, "Bu alanda kadrolu, sözleşmeli, geçici, kadrosuz, kadrosu olup ataması yapılmayan, sömürülen öğretmen olarak alanlara ayrılıyoruz. Devlet bu şekilde 10 kişiyi çalıştırarak bir kişilik ücret ödüyor ve açığını kapatmaya çalışıyor. Durum böyle olunca biz eğitim emekçileri de bundan etkilenebiliyoruz. Emek alanı aslında en kolay örgütlenebilinecek bir alan emeği ile geçinen herkesi örgütleyebiliriz. Bizde bunun böyle olmayacağını bilen bir yerden pratik toplumcu bir sendikacılık nasıl gelişebilir üzerinden bu tıkanmanın aşılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu çerçevede öncülüğünü kadınların yaptığı birkaç okulumuzda pilot 'kadın işyeri meclisleri'ni oluşturduk" diye konuştu.
'Hedefimiz ayrıştırılan kadınları buluşturmak'
'İş meclisleri'nin amacını anlatan Dilek, "Merkezde çalışan öğrenmenler ikili eğitim devresi olduğu için birbirinden ayrışıyor. İş yerinde de sendikalı, sendikasız, duyarlı, duyarsı şeklinde ayrışıyor. Yani emekçiler bir türlü kendi emeğinin kendi ücretinin kendi değerinin sömürüldüğünü bilincine çıkamıyor. Bizim baştaki hedefimiz önce bu ayrıştırılan kadınları buluşturmak" dedi. Öncelikli hedeflerinin oluşturulan meclislerde sorunları ve öncelikleri tartışmak olduğunu kaydeden Dilek, "Sorunlarımız; kimliğimizin tanınmaması, çocuklarımızın kreş sorunu, kendini var edememe, mesleki, hukuki ve kimlik anlamında uğramış olduğumuz şiddet, mobbing ve kadınların kadın olmaktan kaynaklı yaşadığı problemler. Bizler ortaklaştıracağız ve en tabandan veri olarak çıkabilecek bir örgütlenme tarzıyla sorunlara çözüm önerileri üreteceğiz. Ne yapılması isteniyor sendikadan öncelikli talepleri ne ise sendikadan öyle bir planlama çıkaracağız. Tabandan kadın arkadaşlarımızın talepleri yaşama geçecek" dedi.
'Yukarıdan gelip senin için böyle düşündüm diyemeyecek'
Bir diğer hedeflerinin tıkanan kendini örgütün bir yerinde görmeyen kendinde o misyonu o mücadeleyi içselleştirmeyen sendikal yapıyı kırmak olduğuna değinen Dilek,"Toplumda, emek alanı da böyle örgütlenir. Yani emekçi kadınlar en aşağıdan sorununa kendisi müdahil olacak çözümü kendisi getirecek. Yukarıdan biri gelip senin için böyle düşündüm diyemeyecek" dedi. 'İş meclisleri' için pilot okullar seçerek çalışmalarına başladıklarını dile getiren Dilek, "Birkaç okulda daha meclislerimizi oluşturacağız. Ancak Eylül ayı ile birlikte bütün okulların planlamasını çıkartarak her okulda 'kadın işyeri meclislerini aktif hale getirerek mücadeleyi yükseltmek istiyoruz" diye konuştu.
'Emek sömürüsüne karşı öz savunma gücü'
Meclisleşmeyi iş alanında kadın emekçilerin mobbing ve benzeri saldırılara ve sorunlara karşı geliştireceği bir sivil öz savunma olarak değerlendiren Dilek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu örgütlenmenin içerisinde öncelikle kadınların en fazla uğradıkları şey mobbingdir. Sadece okullarda değil milli eğitim müdürlüklerin de amir pozisyonundaki kişilerle çalışan kadın arkadaşlarımız bunu daha yoğun yaşıyor. Meclisleşmeyi emek sömürüsüne ve her türlü baskıya karşı öz savunma gücünü açığa çıkarma olarak anlamlandırabiliriz. Genel de bütün öğretmen ve okuldaki tüm emekçi arkadaşlarımız ile yaşanan yerin sorunların tarifini yapmak çözüm üretmek üzerinden kendi alanımızı en tabandan üreterek bu tıkanmayı böylece aşma gibi bir planlamamız var. Bu planlama dâhilinde çalışmalımız sürüyor."
(sg/fk)

