'Cezaevlerinde felaket kapıda' uyarısı

14:13

 


JINHA


AMED - İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi'nin düzenlediği "Şiddet mekanı hapishaneler" çalıştayında Türkiye'deki ceza ve infaz sistemi hukukçu, hekim ve insan hakları savunucuları tarafından masaya yatırıldı. Diyarbakır Barosu avukatlarından Kezban Yılmaz  'İç Güvenlik Paketi'nin tutsaklarında yaşam haklarını tehlikeye attığını belirterek, "Yasayla cezaevlerinde uygulanan olağanüstü hal meşrulaştırılmaktadır. Tasarı bu haliyle geçerse cezaevleri için bizi bir felaket bekliyor" dedi.


İHD Diyarbakır Şubesi tarafından  dernek binasında gerçekleştirilen "Bir Şiddet Mekânı Hapishaneler" çalıştayında bir araya gelen TİHV, Diyarbakır Barosu, SES, TUHAD-FED'in de aralarında bulunduğu alanında uzman meslek örgütleri ve sivil toplum örgütlerinden temsilciler, cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve tutsakların sorunlarını ele aldı. Çalıştayda, "Hapishanelerde ki hak ihlalleri ve çözüm önerileri", " Hasta mahpuslar", "Tecrit hapishaneleri ve keyfi uygulamalar", ve "Ceza infaz kurumları ve güvenlik hizmetleri kanunu tasarısı" başlıklı sunumlar yapıldı.


'İmralı sistemi fiyasko ile sonuçlandı'


"Tecrit" üzerine sunum yapan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İstanbul Temsilcisi Ümit Efe, dünyada eşine az rastlanır tek kişilik hücre sisteminin İmralı'da PKK Lideri Abdullah Öcalan'a uygulandığını söyledi. Ümit, "İmralı tecridi ile bir toplumun sosyal ve politik hareketi ile bağını koparmak istediler. Abdullah Öcalan'ın İmralı Adası'nda tecrit edilerek, kitlelerden uzaklaştırma politikası fiyasko ile sonuçlandı. İktidarların zaman zaman başvurduğu bu yöntem hep kaybetmiştir ve hep barış kazanmıştır" dedi.


'Hapishanesiz dünya istiyoruz'


Tecridin insanlık onuru ile bağdaşmayan bir uygulama olduğunu kaydeden Ümit, "Tecrit insan kişiliğini yok etme konseptidir. İnsanlık dışı uyum koşullarına uyum sağlamak istemeyen tüm mahpuslara uygulanmaktadır. Tecrit beden ve ruhun durdurulamaz bir ölümüdür hücreye karşı verilen mücadele tutukluların kendi yaşamlarına ilişkin verilen bir yaşam mücadelesidir. Hücre tipi cezaevleri mahpusların beden ve ruh bütünlüğünü parçalamaktadır. Bizler ısrarla bu görüşlerimizi belirtiyoruz. Hapishanesiz bir dünya istiyoruz" diye konuştu.


'İç Güvenlik Paketi' cezaevlerine felaket getirir'


Diyarbakır Barosu avukatlarından Kezban Yılmaz ise  'İç Güvenlik Paketi'ne ilişkin bir sunum yaptı. Paketin yasalaşması halinde olağan üstü halin meşrulaşacağını kaydeden Kezban, "Tasarı göz yaşartıcı gaz, basınçlı su gibi malzemeler kullanmayı getirmektedir. Hiçbir uyarı yapılmaksızın zor kullanmayı güvenlik yetkisinin bırakan bir yaklaşım kabul edilemez. Cezaevlerindeki tutukluların yaşamları da bu yasayla tehlikeye giriyor. Zor kullanma yetkisi kelepçeli sevk esas haline gelmekte. Mahpusların yaşamlarını tehlikeye koyacak bir yetki yasal hale getirilecek. Yasayla cezaevlerinde uygulanan olağanüstü hal meşrulaştırılmaktadır. Tasarı bu haliyle geçerse cezaevleri için bizi bir felaket beklemektedir" diye konuştu.


'Her 5 kişiden biri cezaevinde'


Türk Tabipler Birliği İnsan Hakları Komisyonu üyesi Dr. Halis Yerlikaya ise cezvelerinin olmadığı bir toplumun tahayyül edilmesi gerektiğini söyledi. "Cezaevlerinde 164 bin tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır" diyen Halis, "Neredeyse Türkiye'de her beş kişiden biri cezaevinde" şeklinde konuştu. Hasta tutsakların durumuna da dikkat çeken Halis, "Sağlık sorunlarını çözmemiş bir Türkiye'nin hapishanelerinde ki hasta tutsakların sorunlarını çözmesini beklememek gerekiyor. Cezaevlerinden gelen ölüm haberleri Türkiye toplumunda ki ölüm oranlarında ki oranlardan daha yüksek 679 hasta tutsak bulunmakta. Bu sayının giderek artığını görüyoruz. Sağlıkçı mahpusun ilişkisi hasta hekim ilişkisidir. Bütün sağlık hizmetleri ücretsiz olarak verilmelidir. Ambulansın geç gitmesinden kaynaklı Lütfü Taş yaşamını yitirdi.  Cezaevinde ki birinin yeterince sağlık hizmeti almaması içkence ve suçtur. Kelepçeli, jinekolojik muayenelerde çok ciddi sıkıntılar var. Hasta mahpuslara geldiğimizde insanın yüreğini dağlayan bir yere gidiyor. Hata tutsaklarıyla ilgili birçok çalışma yapılmasına rağmen cezaevlerinde ki kötü muamele giderek artıyor. Hatta tutsaklara rapor verilmesine rağmen mahpuslarda kalmaya devam ediyor" dedi.  Yapılan sunumların ardından kapalı oturumda insan hakları savunucuları çeşitli konularda atölye çalışmaları gerçekleştirdi.


(sg-at/fk)