Diyarbakır'da Mevsimlik Tarım İşçileri Forumu başladı-YENİLENDİ

16:00

 


JINHA


AMED -  Diyarbakır'da mevsimlik Tarım İşçileri Derneği (MED-DER) tarafından "Özgür emek özgür insan" şiarıyla gerçekleşen forumda sorunlarını dile getiren mevsimlik tarım işçileri yasal ve sağlık güvencesinin olmamasından, işverenlerin ırkçı yaklaşımlarına kadar yıllardır yaşadıkları sorunları anlatı.


 Diyarbakır'da Mevsimlik Tarım İşçileri Derneği (MED-DER) tarafından "Özgür emek özgür insan" şiarıyla Bağlar Belediyesi Toplantı Salonundan forum düzenledi. Mevsimlik  tarım işçilerinin katılım gösterdiği foruma DTK Ekoloji Komisyonu Sorumlusu Şehbal Şenyurt, MED-DER gönüllü çalışanı Oya Ocak, MED-DER Başkan Yardımcısı Ahmet Kaya ve Avukat Pınar Demir konuşmacı olarak katıldı. "Bu forumda en çok mevsimlik tarım işçileri konuşacak" yazılı pankartın asıldığı salona ayrıca, PKK Lideri Abdullah Öcalan posteri ve KCK, PKK bayrakları asıldı.  Demokrasi mücadelesinde yaşamını anma adına bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan forumda ilk olarak konuşan Ahmet Kaya,  MED-DER'in mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarına çözüm olmak amacıyla bütün paydaşları bir araya getirmeyi amaçladığını söyledi.


'Amaç sorunları yaşayan insanların yaşadıklarını açığa çıkarmaktır'


Ardından konuşan DTK Ekoloji Komisyonu Sorumlusu Şehbal Şenyurt, mevsimlik tarım işçiliğinin zor bir alan olduğuna dikkat çekerek, "Özellikle Kürdistan'da zorla yerinden edilmelerle derinleşen büyük bir sorunla karşı karşıyayız. Yeni süreçte Kürdistan'daki gündelik sorunları yeniden ele alma yönünde derileşmiş çalışmalar var. Henüz sonuçlarını gördüğümüz noktada değiliz. Böylesi bir araya gelmeler, çözümlere dönük bir araya gelmeler anlamına geliyor. Birebir bu sorunları yaşayan insanların yaşadıklarını açığa çıkarmaktır ve çözümlerini birlikte üretmektir. Amacımız burada olan arkadaşlarımız sorunları bire bir yaşayan mevsimlik tarım işçileri bu toplantının nedeni bu sorunları onlardan dinlemek "şeklinde belirtti.


'İşçilere ilişkin yasa yok'


Avukat Pınar Demir, "Mevsimlik Tarım İşçiliğinin Hukuki ve Kavramsal Boyutları ve Yasal Çerçevesi" adlı sunum yaptı.  Pınar, Türk hukuk sisteminde mevsimlik tarım işçilerinin yararlanabileceği yasanın olmadığına dikkat çekerek, sadece iş kanunu gibi bazı kanunlarda mevsimlik işçilere atıfta bulunulduğunu belirtti.  Mevsimlik tarım işçilerinin "iş kazası" ve "meslek kazası" gibi dayanaklardan yararlanamadığını belirten Pınar, Türkiye'nin İnşaat İşlerinde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi (İLO) imzacısı olduğunu fakat bu sözleşmenin yine mevsimlik işçileri kapsamadığından dolayı iş kazaları dayanağından mevsimlik işçilerin yararlanabilmesinin mümkün olmadığını söyledi.


'Sağlık güvencesi yok'


"Mevsimlik tarım işçilerinin sağlık sigortaları, genel sağlık sigortası kapsamına alınmamaktadır" diyen Pınar, Türk hukuk sisteminde yasal boşluğun doldurulması için 24 maddelik bir genelge yayınlanmış olmasına rağmen uygulanmadığını kaydetti. Pınar, "Ancak bu genelge işçinin lehine gibi görünse de derinlemesine incelendiğinde birkaç maddesi, işçilerin aleyhinedir. Mesela işçilerin kolluk kuvvetleri tarafından istendiği zaman kimlik kontrolü yapılabileceği maddesi yine bu sözleşmenin içinde yer alıyor. Buda güvenliği sağlamaktan çok güvenliği tehdit etmektedir" şeklinde konuştu.


'Çalıştığımız kentte oy kullanamıyoruz'


Konuşmaların ardından sözü mevsimlik tarım işçileri ve dinleyiciler aldı. Fadıl Yeşil 20 yıldır 7 çocuğuyla fındık toplamaya gittiklerini ancak emeklerinin sömürüldüğünü belirterek, "Çavuşlar, işçilerin paralarını kanlarını yiyor, eziyor. Bizler bunların çözülmesini istiyoruz. Yapabileceğimiz başka bir iş yok, bu işi yapmak zorundayız. İşçi olduğumuz sırada oy kullanmamıza izin verilmiyorlar. Buna da çözüm bulunmasını istiyoruz" şeklinde konuştu.


Göç-Der Eş Başkanı Fatma Küçük, mevsimlik tarım işçiliğinin çok eskilere dayandığını ifade ederek, "Tarım makinelerinin oluşmasıyla topraklı insanların topraksız bırakılması ve insanların göçe zorlanarak mevsimlik tarım işçiliğini mecbur kılmıştır. Göç-Der olarak bu emek sömürüsünün ortadan kalkmasına yönelik köye dönüşlerin güçlenmesini istiyoruz" ifadelerinde bulundu.


'Çalışmazsak aç kalırız'


Ardından konuşan mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan Rayhan Demircan, "Fakiriz kaysıya, fındığa gidiyoruz. İşimiz çok zor ama mecburum şartların iyileştirilmesini istiyoruz. Ne yapabiliriz nereye gidebiliriz?  60 yaşındayım hala çalışıyorum. Çalışmazsam aç kalacağız, çalışınca da hastalanıyorum. Buradan bir çözüm çıkmasını istiyoruz" ifadelerinde bulundu. Bir diğer tarım işçisi ise tarım işçiliğinin ve yaşanılan sömürünün tek nedeninin 1990'larda devlet eliyle yapılan zorunlu göç olduğunun altını çizerek, "Çalışan insanları Allah unutmuş, sistem unutmuş, en kötüsü de toprakları unutmuş.  Kürt halkının yaşamının yüzde 40'ı toprağın üzerindedir. Şimdi iş imkanları var ama yarın herkes topraklarına dönmek zorunda kalacak. Bende mevsimlik işçi olarak çalışıyordum ama topraklarıma döndüm, en onurlu yaşam kendi topraklarında yaşamaktır. Gelecek günlerde her kes toprak işleyen insanlara muhtaç olacak. Çünkü toprak yaşamdır, toprak onurdur. Hiçbir yerde Türkiye'deki gibi zulüm yaşayan çiftçi yok. Her yıl yüzlerce insan kazalarda yaşamını yitiriyor. Faşistlerin saldırısına uğruyor. Zaten milyonlarca insanımız yıllar önce göç etmiş. Şimdi bizim işçilerimize oy kullanmak bile yasak iradeleri bile engelleniyor. Buda bir zulümdür" ifadelerinde bulundu.


Soru cevap şeklinde süren forumda daha sonra, Columbia Üniversitesi öğretim görevlisi Deniz Duruiz ve Artuklu Üniversitesi öğretim görevlisi İclal Ayşe Küçükkırca tarafından, "Tarım Aracılarının Katkıları",  "İşçilerin Katkıları, Kadın ve Toplumsal Cinsiyet", "Kadın İşçilerin Katkıları Kadın Açısından Sorunlar ve Kadın İşçilerin Katkıları" başlıklarıyla yapılan sunumlarla devam edecek.


(sg-pk/zd)