'Kadınların dahil olmadığı barış süreci gerçek barışı getirmez'

09:05

 


Handan Tufan/JİNHA


İZMİR - İmralı Heyeti'ne KJA aktivisti Ceylan Bağrıyanık'ın dahil olmasının kadınlar için önemli bir adım olduğunu belirten İzmir'deki sivil toplum örgütlerinde yer alan kadınlar, "Zaten olması gereken buydu. Kadınların dahil olmadığı bir barış süreci bizi gerçek anlamda bir barışa götürmez. Bizim diğer kadınların neler yaptığı, onların nasıl yaşadığını, savaş koşullarında neleri deneyimlediklerini konuşmamız gerekiyor" dedi.


Dünyadaki benzer çatışma deneyimlerinin barışa evirildiği süreçlerde kadınların çözüm ve müzakere süreçlerinden dışlanması önemli sonuçlar doğuruyor. Savaş dönemlerinin mağdur olan kadınların barışta sesinin kısık kalması kurulan yeni toplum biçiminde de bunun yansımasını getiriyor. Aynı durumun yaşanmaması için İmralı Heyeti'ne PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın ısrarlı çabaları sonucu KJA aktivisti Ceylan Bağrıyanık'ın dahil edilmesi kadınlar tarafından destekleniyor.  Ege Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Araştırma Görevlisi Naz Hıdır, sürece kadın hareketinin dahil edilmesini çok anlamlı bulduğunu kaydetti.


'Bizim kendi sesimizi kendimizin duyurmaya ihtiyacı var'


Savaş hali dışında da bütün kadınların hayatlarının militarize edildiğini ifade ederek, savaşın ekstradan kadınlar üzerinde oynanan bir oyun hali aldığına dikkat çeken Naz müzakere sürecine kadınların dahil edilmesini çok kıymetli bulduğunu belirterek, "Zaten olması gereken buydu. Kadınların dahil olmadığı bir barış süreci bizi gerçek anlamda bir barışa götürmez. Bu sözde kalmaması gereken bir şey" dedi. Cynthia Cockburn müzakere süreçlerinde önerdiği temel şeyin uluslararası kadın dayanışma ağlarının kurulması olduğuna işaret eden Naz, "Bizim barış sürecimizde de olması gereken bir şey. Çünkü başka türlü umudu göremeyiz. Bizim diğer kadınların neler yaptığı, onların nasıl yaşadığını, savaş koşullarında neleri deneyimlediklerini konuşmamız gerekiyor. Bu karşılıklı konuşmalar bizi ancak tam barıştıracaktır. Ama dilerim gerçekten eşit katılımlı, gerçekten kadınların da özgürleştiği bir dünya, kadın bedeni üzerinden politikalar yürütülmediği, savaşlar kadınların bedeninin sömürülmemesi için bu temsiliyete ihtiyacımız var. Bizim kendi sesimizi kendimizin duyurmaya ihtiyacı var" diye belirtti.


'Sadece Kürt kadınları değil, bütün kadınlar özgürleşecek'


Çatışma durumlarından en çok zarar görenlerin kadınlar olduğunu hatırlatan İMECE-DER İzmir yöneticisi Günseli Kaya, ise şunları söyledi: "Çatışmasızlık halinin devamından en çok yararı olan kadınlardır. 30 yıllık dönemlerine baktığımızda alanlara çıkan, çıktıkça özgürleşen, özgürleştikçe kendi kimliğini bulan ve bu süreç içerisinde özgüvenini sağlayan, hayır demeyi öğrenen bir gruptan söz ediyoruz. Kocaman bir nüfus grubundan söz ediyoruz. Bu süreçten en fazla çıkarı olanlar olarak, süreçte söz sahibi olmak istemeleri, kadın açısından yaşanan yıkımların giderilmesi için görüşme masasında olmaları çok anlamlıdır. Kürt kadınlarının o masada varlığı, aslında Kürt olmayan kadınlar açısından da özgürleşmenin ve kadın temsiliyetinin ifadesi olacaktır. Bu açıdan da çok önemli olacaktır."


'Kobanê buna bir örnek'


Kadın Yazarlar Derneği'nden Nevzat Süer'de, kadınların müzakere masasına oturmasını çok önemli bulduğunu ifade ederek, "Bütün problem kadınların yüzyıllardır yok sayılmasındandır. Kadınların direnci hem gündelik hayatta pratikleşmesini sağlıyor, hem de sorunların daha kolay çözülmesine sağlıyor. Kobene buna bir örnektir. Kadın hareketinin barış sürecine katılması çok önemli. Batıdaki Türk kadınları da evlerinden çıkıp barış için haykırmalıdır. Barışın gündelik hayatta kadınlara ve çocuklara neler getireceğini fark etmeleri, barışın bir ütopya olmaktan çıkıp 30 yıldır devam eden savaşla yüzleşip, barışı gerçekten kalıcı kılmak için kadınların harekete geçmesi gerekiyor" diye konuştu.


(fk)