'Suyu tüketen endüstriyel kapitalizmdir'
09:08
Mizgin Tabu/JINHA
İSTANBUL - Su politikalarını değerlendirmelerde bulunan İktisatçı Dr. Gaye Yılmaz, kapitalizmde metalaşan her şeyin aşırı üretime tabi olduğunu belirterek, "Metalaşma bu mantıkla işler. Ne kadar ihtiyaç olduğunu ondan ne kadar kişi yararlanacağına bakmaz. Hatta olabildiğince çok insan satın alsın ister. Çünkü artık o bir maldır karşılında bir para ödenecektir. Dolayısıyla ne kadar çok kişi suya talepte bulunursa kapitalist firmalar açısından o kadar iyidir" dedi.
Kapitalist sistem kendisine kar olarak gördüğü her şeyi metalaştırıyor. İçtiğimiz sudan, soluduğumuz havaya, bedenlerimizden, kimliklerimize her şeyimiz bu sistem içerisinde bir meta, satılıp alınabilecek bir mal haline gelmiş durumda. Suyun metalaşması üzerine değerlendirmelerde bulunan İktisatçı Dr. Gaye Yılmaz, su kaynaklarının tükenmesinin sadece insan yaşamını tehdit altına almadığını canlı varlıkların yaşamının da tehdit altında olduğunu vurguladı. Gaye, "Biz, Suyun Ticaretleşmesine Hayır Platformun çalışmalarına ilk başladığımızda, İstiklal Caddesi'nde broşür dağıtıyorduk. Karadenizlilere broşür verdiğimizde bize, 'Bizim öyle bir sorunumuz yok, bizim suyumuz bol' dediler. Ancak HES'ler en çok Karadeniz'de yapıldı ve ilk kuruyan dereler Karadenizlilerin oldu" sözlerini kullandı. "Dolaysıyla doğada su tükeniyor. Metalaşma böyle bir doğal sonuca neden oluyor" diyen Gaye, küresel ısınmanın bunun kılıfı olduğunu belirterek suyun metalaşmasının, su kaynaklarının aşırı biçiminde tüketilmesi anlamına geldiğini dile getirdi.
'Kapitalizmde metalaşan her şey aşırı üretime tabidir'
Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD), kapitalizmin krizini aşmak için solunan havayı bile metalaştırma karalarını almasının su kaynaklarında çok ciddi bir tükenmeye sebep olduğunu ifade eden Gaye, "Çünkü kapitalizmde metalaşan her şey aşırı üretime tabidir. Bu mantıkla işler. Ne kadar ihtiyaç olduğunu ondan ne kadar kişi yararlanacağına bakmaz. Hatta olabildiğince çok insan satın alsın ister. Çünkü artık o bir maldır karşılında bir para ödenecektir. Dolayısıyla ne kadar çok kişi suya talepte bulunursa kapitalist firmalar açısından o kadar iyidir" diye konuştu.
'Ben suyu getireceğim ama onu size parayla satacağım'
İstanbullulara sık sık su kıtlığı yaşandığının söylenildiğini dile getiren Gaye, "Bu yazı nasıl geçireceğiz? Eyvah yağmur yağmadı gibi kaygılarımız var. Halka böyle yansıtılıyor ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesi kendi eliyle İstanbul'un sularını dünyanın altı ülkesine pazarlıyor ihraç ediyor. Bundan kimsenin haberi yok" dedi. Gaye, Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakan olduğu dönemde Diyarbakır'da düzenlediği bir mitingde çiftçilere seslenişini hatırlatarak, "Çiftçilere dedi ki 'Siz çok susuzluk çektiniz. Çok yakında ben sizin erişebileceğiniz çoklukta su getireceğim, hepinizin suyu olacak, ekiminizi rahatlıkla yapacaksınız' . Bunun üzerine Diyarbakır çiftçisi başbakanı ayakta alkışladı. Çünkü gerçekten susuzluktan muzdariplerdi. O zaman başbakan bir şeyi söylemeyi atladı. Ben suyu getireceğim ama onu size parayla satacağım demedi. İçmek için aldığınız suya ödediğiniz parayla geçimlik tarım yaptığınız tarlanızı sulamak için ödeme yapacağınız su aynı şey değil" diye belirtti.
'Çiftçi geçinebildiği topraklarını büyük şirketlere satmak zorunda kalıyor'
Tarım Bakanlığının yaptığı kamu spotlarının gerçeklikle bir ilgisinin olmadığının altını çizen Gaye, kamu spotlarının timsah gözyaşları olduğunu belirtti. Tarım topraklarının ve tarımı asıl bitirecek şeyin suyla ilgili ticarileşme yönünde alınan kararlar olduğunu söyleyen Gaye, "Bu kararların anlamı devletin tarım arazilerini sanayiye, turizme, inşaat sektörüne açık hale getirdiğidir. Bunların hepsi birleşince ne oluyor? Küçük çiftçi daha önce geçinebildiği topraklarını büyük çiftçilere, büyük şirketlere satmak zorunda kalıyor. Satınca neyle geçinecek? İşçi olarak kentlere göç ediyor. Kentlerde var olan işsizlik daha çok katlanıyor. Güvencesizlik, en ağır çalışma koşuları katlanamaz boyutlara oluşuyor. Suyun metalaşması, tarım topraklarının özleşmesi ve sanayi endüstriye açılması mutlaka nüfus sorunu ve istihdamla ilişkili bir biçimde düşünülmek zorunda" diye kaydetti.
'Suyu asıl tüketen endüstriyel kapitalizmdir'
Ana akım medyanın suyla ilgili politikalarını eleştiren Gaye, bütün televizyon kanallarının çok çevreci göründüğünü ama aslında öyle olmadıklarını söyledi. "Ana akım medyada çevre programlarını görüyoruz. Hepsi doğayı korumayla ilgili çok güzel programlar yapıyorlar. Ve sıkça şunlar vurgulanıyor. Dişimiz fırçalarken musluğu açık bırakmayalım, haftada 5 gün duş almayın 2 gün alsak yeterli" diyen Gaye, bunun bir algı yönetimi olduğunu belirtti. Gaye, suyun tüketiminin çok hızlı bir şekilde yok olmasının sebebinin evsel kullanım ve insanların zorunlu ihtiyaçları nedeniyle kullanımları olmadığına işaret ederek, "Suyu asıl tüketen endüstriyel kapitalizmdir" açıklamalarında bulundu.
(dk/fk)

