1992 Newrozu tarihe 'Kanlı Newroz' diye yazıldı

09:09

 


Bêrîtan Elyakut/JINHA


AMED - 1992 Newroz Bayramı kutlamaları için alanlara çıkan insanların katledilmesi hala dün gibi hatırlanıyor. Nusaybin, Şırnak ve Cizre'de yaşatılan katliamın izleri tazeliğini korurken, Nusaybin direnişine tanık olan kadınlar, 92 dönemini değerlendirdi. Katliamın tanıkları olan kadınlar, yaşatılan katliamın ne Kürt halkının hafızasından ne de tarih sayfalarından silinemeyeceğine vurgu yaptı.


Newroz Bayramı 1990'lı yıllardan bu yana devletin baskı ve şiddetine rağmen diriliş ve yeni yaşam günü olarak Kürt halkı tarafından her yıl kutlanmakta. 1990'lı yılların başından itibaren kitleselleşen Kürt Hareketi, Silopi ve Cizre'deki mücadelelerin ardından, Botan bölgesini aşıp tüm Kürt illerini kapsamaya başladı. Ortadoğu ve Kürtlerin bayramı olarak kabul edilen Newroz Bayramı halkın taleplerini alanlara çıkıp haykırdığı etkinlikler haline dönüşmeye başladı. Kürt halkı devletin baskılarına boyun eğmeyip direnişe geçtiği, ayaklanıp serhildan ruhunu yakaladığı yıllardı. Bu ruh Kürt kadınları öncülüğünde yakalanmıştı. Bu dönemde özellikle Botan'da kadınların örgütlenmesi kendisini PKK'nin kitleselleşmesine ve başkaldırısına da yansıdı. Botan halkı kendilerine öncülük eden PKK'li Berivan'ı bağrına basarken, özgür kadın iradesiyle de karşılaştı. Özgürlük mücadelesinin tarihine geçen ve halkın kahramanları olan kadınlardan, Amed Surlarında Newroz gününde bedenini ateşe veren Zekiye Alkan, İzmir Kadifekalede Rahşan Demirel, Avrupa'da Ronahi ve Berivan yaptıkları eylemlerle, Cizre'de Berivan'ın halka öncülük edip şehadetinden sonra başlayan serhildan ateşini de büyüttüler.


İlk saldırıda 21 yurttaş katledildi


1991 yılında medya ve hükümetin 21 Mart günü PKK Hareketinin bağımsızlık ilan edeceği söylemlerinin üzerine köylerden Cizre'ye gelen halk Newroz kutlaması öncesi mezarlıkları ziyaret etmek isteyince ilk saldırı başladı. Cizre'de yaşananlara tepki amaçlı Nusaybin halkı Yenişehir Mahallesi'nde binlerce kişiyle toplanarak Çağ (Şehitler) Köprüsü'nde yürüyüş gerçekleştirmek istedi ancak güvenlik güçleri tarafından önlerinin kesilmesi, akreplerin halkın üzerine sürülerek ateş açılması sonucu tanıkların söylemiyle en az 21 kişi yaşamını yitirdi. Şırnak, Cizre ve Nusaybin'de yaşanan katliamın ardından tek bir kamu görevlisi ya da korucu yargılanmadı.


Kadınlar panzerlere karşı direndi


Cizre'de yaşanan katliamları protesto etmek amacıyla 22 Mart'ta sokağa çıkan Nusaybin halkı panzerlerin üzerlerine sürülmesiyle birlikte birçok kişi kendisini köprüden aşağı atarken, birçok kişi de panzerlerin altında ezilerek yaşamını yitirdi. Köprüden atlayarak polislerin katliam girişiminden kurtulmaya çalışan birçok kişi atladıkları suda yüzme bilmediklerinden dolayı boğularak yaşamını yitirdi. Cizre'de başlayan serhildan kadınlar öncülüğünde Nusaybin'de de etkisini bulmuş ve kadınlar panzerlere karşı direnmişlerdi.


Saldırıda bir gözünü ve kolunu kaybetti


1992 yılında Nusaybin'de hayata geçirilmek istenen katliamın izleri aradan geçen 23 yıla rağmen tazeliğini koruyor. Yaşanan katliamın izlerini hala vücudunda taşıyan ve yürüyüşün en önlerinde yer alan Taybet Akan (40), 1992 yılında kutlamak istedikleri Newroz Bayramının en doğal haklarının olduğuna dikkat çekerek, "Bu bizim en meşru hakkımızdı ancak Türk devleti bayramımızı kana buladı. Birçok insan açılan ateş sonucu ve akreplerin halkın üzerine sürülmesi nedeniyle yaşamını yitirdi. Ben de kolumu ve bir gözümü kaybettim. Bunları onlar unutabilir ancak bizler hiç unutmayacağız" dedi.


'Etrafımda kan gölü oluştuğuna tanık oldum'


Taybet, ilk Newroz kutlamalarının sorunsuz geçtiğine değinerek, Cizre'de yaşanan katliamlara dur demek için alanlara tekrardan çıktıklarında güvenlik güçlerinin çok sert ve katliamcı yaklaşımına maruz kaldıklarını vurguladı. Demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin mezarlarına doğru yürüyüşe geçmek istediklerini söyleyen Taybet, "Bizler şehitlerimizin mezarlığına kadar yürümek istedik ancak önümüz ve arkamız askeri araçlarla kesildi. Hiçbir anons yapılmadan araçlar halkın üzerine sürüldü. Dağılan kitle Çağ Köprüsü üzerinde oturma eylemine geçti ancak birden etrafımın kan gülüne dönüştüğünü ve birçok insanın canını kurtarmak amacıyla suya atladığına tanık oldum" diye konuştu.


'Katliam tarihe yazılacak'


Polisler tarafından açılan ateş sonucu yere düştüğünü ifade eden Taybet, gözlerini açtığında kendisini hastanede bulduğunu belirtti. Taybet, "Polisin açtığı ateş sonucu felç kalacağım anneme söylenmişti. Sağ kolum tamamen parçalanmıştı ve sol gözümü de kaybettim. Sol ayağımı hala tam anlamıyla kullanamıyorum çünkü kurşunlardan biri de ayağıma isabet etti. Polisler gelişi güzel bizleri taradı. Orada katliam yapılmak istendiği çok açıktı ve bizleri öldürmek için köprüye dolmuşlardı" diye konuştu. Taybet, yaşadıkları katliamın tarihe yazılacağına vurgu yaparak, vücudundaki izlerin her an Kürt halkına yaşatılan vahşetin izlerini hatırlattığını belirtti. 2015 Newrozu'ndan tek beklentisinin ise PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması olduğunu söyleyen Taybet, bir daha aynı katliamların yaşanmamasını umut ettiğini söyledi.


'Slogan bahane edilerek insanları ezdiler'


Semire Acar (50), Newroz bayramı günü Nusaybin halkının kutlamasını gerçekleştirdiğine dikkat çekerek,  Cizre'de çıkan olaylar ve İçişleri Bakanının açıklamaları nedeniyle halkın tepki olarak ertesi günün sabahı tekrar alana çıktığını dile getirdi. Semire, "Binlerce insan Şehitler Köprüsü'ne geldi. Bizler daha köprüdeyken arkamız ve önümüz zırhlı araçlarla kesildi. Onların gelmesiyle birlikte oturma eylemine geçtik. Sadece yaşlı bir erkek panzerin önüne geçip zafer işareti yaptığı anda askeri araçlar etrafımızda döndü. Askeri araçlar halkın içinde tur atınca sloganlar atılmaya başlandı ve bu bahane edilerek üzerimize sürüp birçok kişiyi ezdi" şeklinde konuştu.


'Katliamı yaşatanlardan hesap sorulmadı'


Panzerin ezdiği insanlara gözleriyle tanık olduğunu söyleyen Semire, "Ezilen insanlar hala gözlerimin önüne geliyor. Ben ters tarafta duruyordum ve birden bir panzer ayağımın üzerinden geçti. Hala ayağımın derisinin yüzüldüğünün izlerini taşıyorum" diye konuştu. 92 yılında gözle görünür bir katliam yapıldığının altını çizen Semire, bugün hala çocukların katledildiğini, devlet eliyle katliamların gizli de olsa devam ettiğini sözlerine ekledi. Semire, "Bizlere bu katliamı yaşatanlardan hesap sorulmadı. Aksine bizlerin onlara ateş ettiğimiz bahane edilerek bir sürü insanı yakaladılar. 92 katliamının izleri vücudumda kaldıkça içimdeki öfke dinmeyecek. Bizler hakkımızı istedik ve Cizre halkının katledilmesine karşı sokağa çıktık. Devlet bunu hazmedemeyip aynı katliamı Nusaybin halkına yaşattı. Ne biz ne de tarih Kürt halkına yaşatılan katliamları unutturmayacak" dedi. 


'Cizre halkına ateş açılmasına tepki için çıktık'


Tanıklardan bir diğeri olan Vesile Kaya (61), 21 Mart Newroz kutlamalarının sorunsuz geçtiğine değinerek, dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin'in açıklama yapmasının ardından Cizre'de halkın üzerine ateş açılmasına tepki olarak ertesi gün tekrar alanlara çıktıklarını ifade etti. Şehitler Köprüsü'nde oturma eylemi yaptıklarını belirten Vesile, askerleri ve polislerin ilk anda dağılmaları yönünden anons geçtikleri kimsenin kalkmaması üzerine panzerlerin üzerlerine sürüldüğünü dile getirdi. Vesile, köprünün ön ve arkasının akrep tipli araçlarla tutulduğunu söyleyerek, "Üzerimize doğru sürülen akrepler halkın içinden diğer tarafa kadar geçti. Akrep benim hemen yanımda geçti. Ayağım lastiğin altında kaldı. Derisi soyuldu. Ben dere tarafına kaçtım. Kurşunlar yanımdan geçiyordu. Özel harekatın önümüzü kestiğini gördüm ve kendimi suya attım. Beni tanıyan biri sudan çıkardı" dedi.


'2015 yılı özgürlük yılı olsun'


Suya atlayan birçok insanın cenazesinin Suriye sınırında ortaya çıktığına dikkat çeken Vesile, "Yaşamını yitirenler 21 kişiydi bizim bildiğimiz kadarıyla ama 40'a yakında yaralımız vardı. 1992 yılında Türkiye Devleti bizler üzerinde büyük bir katliam yarattı" diye belirtti. Vesile son olarak, 2015 Newrozu'nun PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması ve özgürlük yılı olmasını diledi.


(mg)