İstanbul Sözleşmesi KADEM kıskacında!

14:16

 


JINHA


İSTANBUL - İstanbul Sözleşmesi'nin cumhurbaşkanı, hükümet ve hükümete yakın kadın örgütü KADEM'in kıskacında olduğuna dikkat çeken EŞİTİZ Kadın Grubu'ndan Avukat Hülya Gülbahar, "Öyle ki, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu arayıp sözleşmenin iptal edilmesini istemiş" dedi.


İstanbul Sözleşmesi Türkiye İzleme Platformu ve İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Uygulama ile Araştırma Merkezi tarafından, kadına yönelik şiddeti önlemeyi amaçlayan ve 21 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesini tartışmak üzere, Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü Mahkeme Salonu'nda panel düzenlendi. "Kadına karşı şiddetle mücadelede yani bir dönem: İstanbul Sözleşmesi" adlı panele çok sayıda kadın örgütü temsilcisi ve akademisyen katıldı. Açılış konuşmasının ardından toplantıda ilk olarak Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi  (CEDAW), Komitesi üyesi ve GREVIO Türkiye adayı Prof. Dr. Feride Acar, söz alarak konuşma yaptı. İstanbul Sözleşmesi'nin sürecine ve neler getirdiğini anlatan Feride, sözleşmenin kısa bir tarihçesine değindi. Sözleşmenin CEDAW Komitesi'nin 1992 yılında bir genel tavsiye çıkardığını ve bu genel tavsiye kararında 19'uncu maddesinde yer alan hükmün kadınlara yönelik şiddetin kadınlara yönelik ayrımcılık olarak tanımlandığını belirtti. Feride, çıkarılan bu 19 numaralı genel tavsiye kararının İstanbul Sözleşmesi'ni etkilediğini ifade etti.


'Sözleşme, Türkiye'nin başkanlık yaptığı dönemde kabul edildi'


Geçtiğimiz 50 yılda kadınlara yönelik şiddetle ilgili gelişmeler olduğunu dile getiren Feride, kadına yönelik şiddetin insani bir yaklaşımdan haklar temelinden bir yaklaşımla ele alındığına dikkat çekti. İstanbul Sözleşmesi'nin günümüze kadar nasıl geldiğini anlatan Feride Acar, şunları söyledi: "Mayıs 2005'te Varşova'da Avrupa'da kadınlara yönelik şiddetle ilgili bir kampanya başlatıldı. Ekim 2006'da Erivan'da yapılan toplantıyla ev içi şiddet sözleşmesi yönünde çalışmalar yapıldı. Haziran 2008'de de kadınlara yönelik ve ev içi şiddet konusunda bir Avrupa Sözleşmesi talep edildi. Ardından yapılan müzakereler sonucunda 5 değişik taslak hazırlandı ve nihai metin yazılarak Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne yollandı. 2011'de de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi sözleşme metnini kabul etti. Bu dönem aynı zamanda Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nde başkanlık yaptığı dönemdi. Ve bu sözleşmenin adının İstanbul Sözleşmesi olması güçlü bir şekilde uygulamamız için itici bir güç olacaktı. Ardından 3 buçuk yıl sonra yürürlüğe girdi 16 devlet onay verdi ve 21 devlet sözleşmeye imza koydu."


'İsveç, kadına yönelik şiddetin insan hakkı ihlali olduğuna itiraz etti'


İstanbul Sözleşmesi hazırlık sürecindeki deneyimlerini paylaşan Feride Acar, sözleşme için yapılan toplantılarda, sözleşmenin içinde yer alacak tanımın "ev içi şiddet mi" yoksa "kadına yönelik şiddet mi" tartışmalarının yapıldığını ve yapılan tartışmalar sonunda kadınların orantısız olduğu ev içi şiddet dahi kadınlara yönelik her türlü şiddetin sözleşmede yer aldığını dile getirdi. Feride şunları söyledi: "İkinci önemli tartışma kadınlara yönelik şiddet, bir insan hakkı ihlali midir? tartışması yapıldı. İsveç bu duruma muhalefet etti ve kadına yönelik şiddette 'insan hakları ihlali' teriminin kullanılmaması ' insan hakları engeli teşkil ediyor' sözünün kullanılması gerektiğini söyledi. İngiltere ise insan hakları ihlali olmadığı konusunda muhalefet etti. Üçüncü tartışma konusu cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği tartışmasıydı. Başta Rusya olmak üzere birçok devlet, bu kelimelere itiraz etti. Ancak, itirazlara rağmen sözleşmede  açık bir şekilde cinsel yönelim ve cinsiyete dayalı ayrımcılık yapılamayacağı maddeleri yer aldı. Son tartışma sözleşmede yer alacak kelimelerden biri de "toplumsal cinsiyet" teriminin olup olmayacağıydı. Ancak, bu terimin kullanılmasına karşı çıkan devletler vardı. Bunların başında Vatikan ve Rusya geliyordu."


'Kadın erkek arasında eşitsizliğin olduğu görüldü'


Son olarak sözleşmenin önemine dikkat çeken Feride Acar, "Bu sözleşme ilk defa kadınlar ve erkekler arasında eşitsizliğin olduğunu ve bu eşitsizliğin de ayrımcılık doğurduğunu yasal olarak hukuk metninde söylüyor. Böyle bir sözleşmenin olması bir ilk. Yine, Sözleşme hükümleri itibariyle toplumsal cinsiyet kavramına meşruiyet kazandırıyor" diye konuştu.


'Kadın-erkek eşitliğine inanmıyorum' sözlerinden sonra...


EŞİTİZ Kadın Grubu'ndan Avukat Hülya Gülbahar, söz alarak konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakan olduğu dönemde kadın örgütleriyle yaptığı toplantıda, dile getirdiği, "Kadın-erkek eşitliğine inanmıyorum" sözlerini hatırlatan Hülya Gülbahar, o günden sonra kadın-erkek eşitliğinin yazılı olduğu her yere "fırsat eşitliği" kavramının konulduğunu söyledi. Hülya, böylesi bir süreçte, kadın örgütlerinin kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda mücadele ettiklerini ve oluşturdukları "Şiddete Son Platformu" yla 6284 Sayılı "Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi" Yasası'nın çıkarıldığını söyledi. Yasada kadın örgütlerinin örneğin, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi için özel birimlerin oluşturulması gerektiği fikrini yasaya koymadıklarını dile getiren Hülya, ancak yasada hükmü olmayan uygulamaların İstanbul Sözleşmesi'nde yer aldığını ifade etti.


'Ayşenur İslam sözleşmenin iptal edilmesini istemiş'


İstanbul Sözleşmesi'nin de  "Şiddete Son Platformu"na üye kadın örgütlerinin mücadelesiyle imzalandığına dikkat çeken Hülya Gülbahar, "Türkiye doyamadı imzalamaya. Kamuoyunda reklam yaparak meşgul ettiler" diye tepki göstererek yasanın uygulanmadığını belirtti. "Cumhurbaşkanı, Türkiye'de Ak Saray'da kadınlarla bir birim oluşturuyor.  Ve kadına karşı şiddet olaylarıyla uğraşacak.  Sözleşmenin uygulanması konusunda STK'nın önemli rolü var ama onu da KADEM yapıyor" diyen Hülya Gülbahar, İstanbul Sözleşmesi'nin cumhurbaşkanı, hükümet ve hükümete yakın kadın örgütü KADEM'in kıskacında olduğuna dikkat çekerek, "Öyle ki, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu arayıp İstanbul Sözleşmesi'nin iptal edilmesini istemiş. Ancak, Ayşenur İslam, bu konuyla ilgili bir gazetecilere bir açıklama yapmıyor, yapmadı" diye konuştu.


Sözleşmenin Türkiye'de yürürlükte olduğunu ve kadına yönelik şiddetin insan hakları ihlali olduğunu belirttiğini söyleyen Hülya, uygulanması için kadınların mücadele etmeleri gerektiğinin altını çizdi. Panel soru-cevap bölümünün ardından son buldu. 


(ed-za/fk)