Cumartesi Anneleri: Zaman aşımı kabul edilemez
14:23
JINHA
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, adalet arayışının 521'inci haftasında zaman aşımı tehdidi altında olan Hasan Ocak davasına dikkat çekti ve dönemin tanıklarının ifade vermesini istedi.
Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Lisesi önüne bir araya gelen Cumartesi Anneleri, adalet arayışlarının 521'inci haftasında da buluştu. "Failler belli, kayıplar nerede?" pankartını açan Cumartesi Anneleri, kırmızı karanfil ve kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını taşıdı. Cumartesi Anneleri bu haftaki eylemlerinde 21 Mart 1995 yılında gözaltına alındıktan sonra katledilen Hasan Ocak dosyasında zamanaşımı tehlikesine dikkat çekti. Eyleme Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan da katıldı. Eylem, Hasan Ocak'ın sevdiği Ruhi Su türküsü çalınarak başladı. Eylemde Hasan Ocak davasının 20 yıllık süreci anlatıldı.
'20 yıldır yüzü hafızamdan silinmiyor'
Maside Ocak ise ağabeyi için yaptıkları eylemlerden tanıklıklarını aktardı. "Bu meydanda konuşmak her zaman zor gelmiştir" diyen Maside, kapı kapı dolaşıp ağabeyini aradıklarını 4 Nisan 1995'te yaptığı bir eylem sonucunda gözaltına alındığını ve o gözaltı sürecinde bir polisin, "Ağabeyinin de tutanağını ben tutmuştum" dediğini söyledi. "20 yıldır yüzü hafızamdan silinmiyor" diyen Maside, tanıkların ifadelerinin dosyaya girmesinin önemine vurgu yaptı.
'İnfaz, işkence, öldürme İstanbul'un gerçeği oldu'
Hasan Ocak'ın bir diğer kardeşi Ali Ocak ise Newroz sıcaklığı ve Kawa'nın düşüyle mücadeleye devam edeceklerini söyledi. Eylemde Hasan Ocak'ı işkencehanede gördüğü işkenceye tanıklık eden Suna Göl'ün mektubu okundu.
En son kayıp yakınları adına söz alan Ümit Tekaydişli ise 90'lı yılarda sadece Kürt coğrafyasında değil İstanbul'da da ağır insanlık suçları işlendiğini ifade ederek, "Yargısız infazlar, işkencede ölümler, katliamlar, gözaltında kaybetmeler İstanbul'un gerçeği oldu" dedi. Ümit, dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Algan Hacaloğlu'nun hazırladığı raporla Adli Tıp'ta işlem gören 290 dosyadan üçte birinin şüpheli cinayetler olduğunu ve 80 kişinin işkence sonucu öldüğünü açıkladığı hatırlattı. Bu dosyalardan birinin Hasan Ocak'a ait olduğunu ifade eden Ümit, Hasan'ın cenazesine ulaşılması sürecini anlattı.
'20 yıldır rutin yazışmalar dışında bir şey yok'
Yargı sürecinde, Fatih Cumhuriyet Savcılığı'nın bir çok polis şiddeti soruşturmasını birleştirerek, "Şikayetler somut bir veriye dayanmıyor" iddiasıyla takipsizlik kararı verdiğini belirten Ümit, Beykoz Cumhuriyet Savcılığı'nın da 20 yıldır rutin yazışmalar dışında bir şey yapmadığını, dosya savcısının sık sık değiştiğini ve şimdi zamanaşımına sayılı günler kala dosya savcısının izne çıktığını belirtti. Ümit sözlerini şöyle tamamladı: "20 yıldır Ocak ailesinin, avukatların ve İnsan Hakları Derneği'nin tüm girişimleri karşılıksız kaldı. Hasan'ın akıbeti gizlendi, hakikati bilme hakkımız ihlal edildi. Hasan'ı işkence ile katledip bedenini kaybedenler korundu. Hasan Ocak'ın katledilişinin 20. Yılında taleplerimizi tekrarlıyoruz; Hasan Ocak dosyasında 20 yıldır süren cezasızlık son bulmalıdır. Hasan Ocak dosyası evrensel hukukun gereği olarak insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmelidir."
(ekip/fk)

