'Cezaevleri yeni Pozantılara ve yeni operasyonlara gebe'
09:38
JINHA
AMED - AKP, cezaevlerine yönelik bir düzenlemeyi sessiz sedasız Meclis'e getirdi. Tasarıyla gardiyanlara cezaevi içinde eğitimli köpekler, biber gazı ve ateşli silah kullanma yetkisi veriliyor. Hukukçular, "Cezaevleri görevlilerin desteği ve teşviki ile yeni Pozantılar, yeni 19 Aralık katliamları yaşanabilir" uyarısı yaptı.
"İç Güvenlik Paketi"nin yankıları sürerken, cezaevlerindeki tutuklulara yönelik benzer 12 maddelik bir tasarı sessiz sedasız TBMM Genel Kurulu'na getirildi. Genel Kurulda 19 maddesi kabul edilen tasarıya göre, tutuklu ve hükümlülere "güvenlik" gerekçesiyle, eğitimli köpekler, kapalı alanda kullanımı yasak olan biber gazı, basınçlı su ve ateşli silahla müdahale edilebilecek. "19 Aralık Katliamı" ile 12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi'ndeki hak ihlallerinin yaşandığı dönemleri hatırlatan tasarı tutuklulara açık bir savaş ilanı. Başta yaşam hakkı olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin gaspı, keyfiliğin ve de şiddetin sınırsız hale getirilmesi söz konusu. Tasarıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Meral Danış Beştaş, infaz koruma memurlarının yetkilerinin arttırılması, silah kullanma yetkilerinin verilmesi gibi bir dizi değişiklik öngören paketin AKP'nin genel çıkardığı yasalardan bağımsız ele alınmaması gerektiğini belirtti.
'AKP'nin kendi iktidarını korumaya dönük bir paket'
AKP'nin tümüyle hak ve özgürlükleri öteleyen, reddeden temel insan haklarını görmezden gelen güvenlik politikalarıyla baskı mekanizmaları oluşturmaya çalıştığını belirten Meral, bu bağlamda cezaevi içinde infaz koruma memurlarına birer güvenlik personeli haline getiren yasalar oluşturduğunu dile getirdi. Siyaseten de temel hak ve özgürlükler açısından da cezaevindeki sorunların göz ardı edildiğini ifade eden Meral, "Sanki tutuklu ve hükümlüler asgari yaşam standardında yaşıyor, sağlık sorunları yok, cezaevlerine hastanelere geliş gidişlerde sorun yok gibi davranılıyor. Bu güne kadar cezaevlerinde onca katliam yaşanmamış gibi tek sorunumuz infaz koruma memurlarının yetkilerini artırmak ve araya başka düzenlemeler koymak gibi yansıtılıyor. Bu birçok konuya yaklaşımda olduğu gibi bu tasarıyı da AKP'nin her yeri kendi kontrolüne alması, insanların yaşam hakkını ortadan kaldırması güvenlik eksenli ve kendi iktidarını korumaya dönük bir paket olarak görüyoruz, bunu kabul etmedik etmeyeceğiz" dedi.
'Tecrit uygulaması söz konusu'
Cezaevlerinin dolululuk oranı, suç oranı, kapasite meselesi, cezaevlerinde hala yüzlerce hasta tutsağın yaşam koşulları, yaşlılar çocuklar ve cezaevlerinde yaşanan taciz tecavüz vakalarını hatırlamak gerektiğine dikkat çeken Meral, "1996'da Diyarbakır'da 11 tutuklu ve hükümlü katledildi. Hiç kimse ceza almadı yine hayata dönüş operasyonu ve yine cezaevlerinde kalp krizi ve benzeri hastalıklarla ölüm haberi alıyoruz. Cezaevlerinde tutuklu ve hükümlüler arasından tam olarak bir tecrit uygulaması söz konusu. Tüm bu yaklaşımlara karşı tutuklu aileleri, kamuoyunun ve hak örgütlerinin karşı çıktığını ve bu karşı çıkışının daha büyük oranda seyredeceğine inanıyoruz" dedi.
'Tutuklu ve hükümlüler kendini güvende hissetmiyor'
Yasa tasarısının cezaevindeki tutuklu ve hükümlünün kendini güvende hissetmemesine ve yaşamının tehdit altında olmasına neden olduğunu belirten Meral, "İçerideki bir şahıs kim olursa olsun ciddi bir aramadan geçiyor. İçeride kimsenin silahı yok. Savunmasız ve devletin denetimi ve gözetimi altındalar. Halkın tutuklu ailelerinin ve kamuoyunun devletin canlarını korumak zorunda olduğu insanlara karşı kendilerini koruma altına almaya çalışmalarını kabul etmemeleri gerekiyor. Tutuklu ya da hükümlünün bir görevliye saldırdığını duymadık ya da taciz ve tecavüz vakalarında tutuklu ve hükümlülerin bunun sorumlusu olmadığını biliyoruz. Cezaevleri görevlilerinin desteği ve teşviki ile yeni Pozantılara yeni operasyonlara gebe" diye konuştu.
'BM sözleşmelerine aykırı'
Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Federasyonu (TUHAD-FED) Avukatı Bahar Oktay da, ceza infaz kurumlarının yeterince hak ihlalini içinde barındırdığını ve bu kanun tasarısı ile hak ihlallerinin daha da pekiştiren bir durum olduğunu belirtti. Özellikle bedeni güç tanımlamaları adı altında basınçlı su, biber gazı, güvenlik köpekleri ve silah ile müdahale araçları olarak ele alındığını ifade eden Bahar, "Birleşmiş Milletler evrensel sözleşmesi tüm bu araçları yakın mesafede, kapalı alanda aşırı kullanımını kimyasal silah olarak kabul ediyor. Cezaevlerinde bunların müdahale aracı olarak kullanılması BM sözleşmelerine de aykırıdır" dedi.
'Mağduriyet artacak'
Firara teşebbüs, aktif ve pasif direniş gibi durumlarda ceza infaz memurlarına zor kullanma yetkisinin de verildiğine dikkat çeken Bahar, "Zor kullanma yetkisini de kademeli ve artan oranda veriliyor ve takdir yetkisi ceza infaz memurlarına veriliyor. Bunun sonucunda ortaya çıkacak felaketleri tahmin etmek zor değil. Bir vahşete yol açabilir. Müdahaleye maruz kalan tutuklu ve hükümlülerde mağduriyet büyük oranda artacaktır. İnsan hakları sözleşmesine ve anayasadaki belli insan hakları maddelerine aykırı bir durumu yaratacaktır" sözlerini ifade etti. Bahar ayrıca, güvenlik güçlerine silah bulundurma ve duraksamadan silah kullanma yetkisinin tanındığına dikkat çekti.
'Keyfi uygulamalara kanun tasarısı ile meşru bir taban oluşturuluyor'
Bahar, kanun tasarısı ile ailelerle görüşmelerin kayıt altına alınabileceği ve bu nokta da mahremiyet ilkesinin ihlal edildiğini dile getirdi. Bahar, müdahalelerde bulunan infaz memurlarının sicillerini saklı tutulacağına dair bir madenini de yer aldığını belirterek, "Bu şekilde kendi personelini koruma altına alıyor. Ve keyfiyeti arttırmış oluyor" şeklinde konuştu. Tutuklu ve hükümlülerin içeride de düşünmelerine faaliyette bulunmalarına engel olunmaya çalışıldığını dile getiren Bahar, "Belli eylemlerde bulunmanı engelliyorum ve insani olarak bütün haklarını elinden alıyorum, düşünce anlamında da seni hapsediyorum denmiş oluyor. Zaten yeterince keyfi uygulama varken kanun tasarısı ile meşru bir taban oluşturuluyor" diye kaydetti.
Bu kanun tasarısının hiçbir şekilde Meclis gündemine alınmaması gerektiğini ifade eden Bahar, "Bu tasarı hiçbir şekilde geçebilecek bir kanun tasarısı değil. Bu noktada biz hukukçular olarak alternatif olarak sunabileceğimiz bir madde yok. Yaşatacağı vahşeti göz önünde bulundurarak gündemleşmesi ve kamuoyunda belli bir bilinç oluşturması konusunda çalışacağız" şeklinde konuştu.
(sg/fk/mg)

