Deniz Fırat için O'nun seveceği bir belgesel...

09:01

 


Mizgin Tabu/JINHA


İSTANBUL - Savaş muhabirliği yaparken Maxmur'da vücuduna isabet eden şarapnel parçasıyla yaşamını yitiren Gazeteci Deniz Fırat'ın hayatı belgesel filme çekiliyor. Belgeselin yönetmeni Artivinli Melek Özman, "Bu film, bir kadının başka bir kadını tanıması ve anlatması hikâyesidir" diyor ve ekliyor: "Deniz, 'ben kameramla burada kalacağım, görüntü alacağım' demişti. Ben ondan çok güç aldım ve onu anmak için değil onun seveceği bir film yapmak istedik."


Filmmor ve JINHA, IŞİD'in Maxmur Kampı'na yönelik saldırılarını görüntülerken 8 Ağustos'ta vücuduna isabet eden şarapnel parçaları nedeniyle hayatını kaybeden Gazeteci Deniz Fırat'ın yaşam öyküsünü konu alan bir belgesel hazırladı. Tüm hazırlıkları tamamlanmak üzere olan belgeselin Mayıs ayında gösterime hazır olması bekleniyor. Belgeselin yönetmeni Melek Özman,  "Biz Deniz'in yaşadığı yerleri dolaşıyoruz. Deniz'in izleyince seveceği bir film yapıyoruz. Onun sevdiği, özlediği, görmek istediği mekanlarda çekiyoruz. Maxmur'da, Kandil'de, Deniz'in arkadaşlarıyla, kız kardeşleriyle filmi çektik. Filmin bütün ekibi Filmmor ve JINHA' dan kadınlardan oluşuyor. Belgeseli çekerken de sadece kadınlarla konuştuk" dedi.


'Deniz'i anlamakta birbirimizi tamamlayacağımız'


"Deniz'i kadın arkadaşlarına sorduk. Deniz, bizim için de konuştuğumuz arkadaşları için de yaşıyordu o yüzden bu belgesel bir anma değil, Deniz'e kadınlardan bir armağan" diyen Melek, Deniz'in seveceği bir film yapmaya çalıştıklarını O'nun filmi izleyince,  görmek istediği mekânlara ve görmek istediği arkadaşlarına belgeselde yer verdiklerini söyledi. Melek, filmin çıkış aşamasına da değinerek belgeselin çekimlerine Kasım ayında başladıklarını söyledi. Melek, "Maxmur da Deniz'i kaybettiğimizde bende herkes gibi haberlerden öğrendim. Tabi ki yaşanan her şahadete çok üzülüyoruz ama Deniz'de o an başka türlü üzüldüm. Çünkü savaş vardı. Bir taraftan Kobanê haberlerini izliyorduk, bir taraftan kadınlar için her şeyin biraz kötüye gittiği zor zamanlar vardı ve bu zorluğa direnen kadınların mücadelesi vardı. Bu sebeple, kendimi kötü hissettiğim bir zamandı, çok da evden dışarı çıkmıyordum ve sürekli haber başında ne olacağını izliyordum. JINHA'dan arkadaşlarla konuşurken, onlara ne güzel olurdu onun filmini yapmak, yapmayacak mısınız? Çünkü oda elinde kamerasıyla direnen medya gerillasıydı, hepimiz için oradaydı dedim.  aptığımız konuşmalardan sonra ortak bir çalışma yapabileceğimizi düşündük. Denizi anlamak ve anlatmakta bir birimizi tamamlayacağımıza inanarak başladık" dedi.


'Deniz'in gücü ve enerjisi bana geçti'


Hayat hikayesini öğrendikçe Deniz'den çok etkilendiğini söyleyen Melek,  "Deniz, IŞİD saldırıları yüzünden Maxmur boşaltıldığında çekme dedikleri halde ben kameramla burada kalacağım, görüntü alacağım demişti. Cephenin en önünde görüntü almaya çalışmıştı. Ben ondan çok güç aldım. Umutsuz bir anımda beni o umutsuzluktan Deniz kurtardı. Hepimiz olduğumuz yerde elimizden geleni yaparsak umut var çünkü" diyerek Denizle kurduğu bağın kendisine umut verdiğini kaydetti. Melek, Deniz'in, Maxmur'dan dünyaya duyuracağı bir ses ya da görüntü için kendinden vazgeçerken kendisinin de elinden geleni yapmak için güç aldığını söyledi.


'Bu film, bir kadının başka bir kadını tanıması ve anlatması hikayesidir'


Deniz' i anlar ve anlatabilir mi? diye başta çok çekinceleri olduğunun altını çizen Melek, "O farklıyız, o farklılıkları biliyorum ve birbirimizin hikâyelerini anlamadan anlatmakta bir sorun olduğunu düşünüyorum. Büyütülecek bir farklılık değil aramızdaki. O farklılık mesafelerden belki de, çünkü ben, Denizin Maxmur'da ki görüntülerini izlediğimde o duygu bende tamamen silindi. Deniz, Maxmur'da bir evde arkadaşları ile toplandığında "çift jandarma" diye bir türkü söylüyor. O bir Artvin türküsü ve benim çocukken öğrendiğim ilk türküydü. Deniz'de o türküyü çok seviyordu. Bu basit bir örnek ama bir birimizi anlayabilecek, birbirimizi tanıdıkça aşacak da çok şey var" vurgusu yaptı.  Deniz'i anlama ve anlatabilme hikâyesinin de filme dâhil olduğunu belirten Melek, bu filmin aslında bir kadının başka bir kadını tanıma ve anlatma hikâyesi olduğuna dikkat çekti.


'Deniz'in izlerken seveceği bir film çekmek istedik'


"Benim Deniz'i tanıma hikâyem, onun yaşadığı yerlere yolculuğum, onun yaşadığı yerlere onun gözüyle sanki ona izletmek için çeker gibiydi" sözlerine yer veren Melek, "Sevdiği derelerin sesini kaydettik. Denizin sesini kaydettik. Sevdiği dağları ve mekânları çektik. Denizin kayıtları, onun çektikleri, aldığı röportajları, yazıları, Deniz o kadar yazı yazmış ki gazete yazısından, televizyon programına kadar. Maxmur'un tek gazetesini çıkartıyor. Maxmur'da ki çocuklarla birlikte gazete dağıtıyor. Deniz'le birlikte gazete dağıtan çocukları çektik. Onunla temas eden herkesle konuştuk" dedi. Deniz'in arkadaşlarıyla tanışmanın kendisi için çok özel olduğunu kaydeden Melek, Deniz'in arkadaşlarının Deniz'i çok güzel anlattıklarını ve bu yüzden Deniz'i tanımış kadar olduklarını söyleyerek "Maalesef biz bir birimizin artık göremeyince, kaybedince yada uzaklaşınca kıymetini anlarız. Ama Deniz'de anladığım kadarıyla ondan da öte bir durum vardı. Herkes Deniz'i çok seviyordu. Bizde Deniz'in filmini yaptığımız için çok sevilerek karşılandık. Herkes çok sevindi, Deniz'in hikâyesini anlattığımız için, deyim yerindeyse bize kucak açtılar. Bizde o yüzden daha çok sorumluluk yüklendik" vurgusu yaptı.


'Deniz'in hala yaşayabildiği bir dünyada yaşamak isterdim'


Filmi Mayıs ayında bitirmeyi çok istediklerini ifade eden Melek, filmin müziklerini MizgînTahir'in yapacağı bilgisini verdi. Deniz'in izleyince seveceği bir film olması için emek verdiklerini dile getiren Melek, "Mayıs ayında Deniz'in yaşadığı bütün yerlerde, aynı anda bir gala yapmak istiyoruz ama yetişmezse de yazın muhakkak bitmiş olacak" dedi. Son olarak Deniz'i çok sevdiğinin altını çizen Melek, "Onu tanıdığım için çok mutluyum ama gerçekten onu yaşarken tanımayı çok isterdim. Denizin hala yaşayabildiği bir dünyada olmayı isterdim. Kadınların bunca şiddete, savaşa ve saldırıya maruz kalmadığı bir dünyada yaşamak isterdim" dedi.


(fk)