'Dönmek için tek güvencemiz var'
09:04
JINHA
SÊRT - DAİŞ çetecilerinin soykırım tehdidi altında topraklarını terk eden Êzidiler geri dönüş için PKK'den güvence istiyor. Siirt'in Duderan Kampı'nda kalan kadınlar, "Biz PKK dışında kimseye güvenmiyoruz. Onlar bize güvence verirse topraklarımıza dönmek istiyoruz" diyor.
DAİŞ çetecilerinin saldırıları sonucu doğup büyüdükleri yurtlarını terk etmek zorunda kalan Şengalliler'in bir kısmı, Siirt'te bulunan Duderan Kampı'nda bir süredir yaşama tutunmaya çalışıyor. Tarih boyunca uğradıkları katliamların izleri üstlerinden silinmeden yenisine maruz kalan Êzidiler, içinde bulundukları kısıtlı imkanlara rağmen kültürlerine, dinlerine ve dillerine tutunarak özgür bir yaşam hayaliyle ayakta kalmaya çalışıyor. Gitmek ve kalmak arasında yaşadıkları ikilemi ortadan kaldıran tek güvence olarak gördükleri PKK, YPG/YPJ güçleri ise kendileri için tek umut kaynağı olmuş durumda. Yaşam hakları garantiye alınmadan Şengal'e geri dönmek istemeyen Naam Xalef'de yaşadıklarını anlattı. DAİŞ çeteleri ile savaşmak için Şengal'de kalan eşinden aylardır haber alamayan Naam'ın 8 çocuğu var. Ailesinden de Siirt'e geldiğinden beri haber alamayan Naam, "Babamı çeteciler öldürdü. Ağabeyimle yalnızca bir defa telefonla konuşabildik. Şu an ne durumda olduğunu bilmiyorum. Ailemden birçok kişi de IŞİD'in eline esir düştü" diyor.
'7 gün aç susuz yürüdük'
Uzun süre köylerine DAİŞ çetecilerini sokmamak için direndiklerini anlatan Naam, "Ondan sonra eşlerimizin kurşunları bitti. Çeteler büyük araçlarıyla köyümüze girdiler. Şengal Dağı'na kaçtık. Arabamız yoktu, biz de 'Yürüyeceğiz artık, nereye varabilirsek varırız. Eğer bizi yakalarlarsa ya da öldüreceklerse ne yapacaklarsa yapsınlar artık' dedik. Daha sonra kaynım arabasıyla gelip eşini ve 7 çocuğu ile beraber beni ve çocuklarımı da alarak, araba küçük olmasına rağmen dağdaki bir noktaya kadar götürdü. Bizi oraya bıraktıktan sonra savaşa geri döndü. Biz ise orada 7 gün boyunca aç, susuz kalarak yerde yattık. 7. günün sonunda iki gün yürüyerek dağın diğer tarafına geçtik" şeklinde konuştu.
'Kimsemiz yok'
Orada insanların Kuzey Kürdistan tarafında geçtiklerini öğrendiğini ifade eden Naam, "Biz de dedik, eğer yol açılırsa gideriz, açılmazsa yapacak bir şey kalmıyor artık. Bir süre sonra hevallerin geldiklerini öğrendik. Yolu açan hevaller, bizi katliamdan kurtardı. Bu bizim uğradığımız 74. katliam oldu. Hem dinimize, hem kültürümüze, hem de dilimize yönelik bir katliamdı bu. Ancak biz ölsek de, kanımız nehir gibi aksa da kendi değerlerimizden asla vazgeçmeyiz" diye konuştu. DAİŞ barbarlığını tanımlayacak kelime bulamadığını anlatan Naam, "Bize zulüm ediyorlar. Kızlarımızı alıp devletlere sattılar. Bunları kızlarımızı Müslümanlaştırmak için yaptıklarını biliyoruz. Bizim PKK dışında arkamızda kimse yok. Bugün biz yaşıyorsak onlar sayesindedir. Onlar dışında kimse bizim için başını ağrıtmıyor. Biz diyoruz ki keşke özgürce yaşayabileceğimiz kendi topraklarımız olsaydı da, hiçbir şeyimiz olmasaydı" dedi.
'Kızlarımız gittikten sonra, toprağı alıp başımıza mı dökeceğiz?'
Yaşadıkları kampta Siirt halkının ve belediyesinin kendilerine çok destek olduğunu kaydeden Naam, halk olarak yaşadıklarını isyan ediyor. Naam, "Yeniden bir katliam olmasından, aynı şeyleri yaşamaktan korkuyorum. Evet, orası bizim toprağımız. Ancak orada hiçbir şeyimiz kalmadı. Orada bu kadar kötü şeyler yaşadıktan, kadınlarımız devletlere satıldıktan sonra orada oturmak, o topraklara ayak basmak istemiyorum. Gözlerimizin önünde çocuklarımızın kafalarını kestiler, kadın ve kızlarımızı götürdüler, tecavüz ettiler. Biz nasıl o toprakları isteyelim, o toprağı alıp başımıza mı dökeceğiz? Oraya gidip çadırda kalacak, yine satılma ve öldürülme tehlikesi ile karşı karşıya kalacaksam istemiyorum. Bir katliam daha yapılırsa bizden hiç kimse kalmaz artık. PKK bize bir güvence vermediği sürece biz hiç kimseye güvenmiyoruz" şeklinde konuştu.
(şö/fk)

