Elazığ'da iki hemşirenin kör olması buz dağının görünen yüzü
08:15
Ceren Karlıdağ/JINHA
İZMİR - Elazığ'da iki stajyer hemşirenin dinlenmeleri için ultraviyole ışınla sterilizasyon odasına yönlendirilmesiyle birlikte görme kaybına maruz kalmaları sağlık sektöründe çalışan emekçilerin çalışma koşullarını bir kez daha gözler önüne serdi. SES İzmir Şube Yönetim Kurulu üyesi Gülistan Kılıç Koçyiğit "Elazığ'da yaşanan olay işimizin kamuoyunda görünen tarafı. Özellikle kadın hemşirelerin cinsiyetçi tutumlardan, fiziksel şiddete varana kadar pek çok sıkıntı ile karşı karşıya kalıyoruz" dedi.
Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi'nde iki stajyer hemşireye gece dinlenmeleri için ultraviyole ışınla sterilizasyon odasına gösterilmiş ve bunun sonucunda hemşireler görme kaybına uğramıştı. Ardından açıklama yapan hastane yönetimi ise hemşirelerin tedavi edildiğini dile getirerek stajyer hemşireleri "Dikkatsizlikle" suçlamıştı. Olayın kamuoyuna lanse etmesiyle birlikte sağlık emekçilerinin çalışma şartları akıllarda soru işaretlerine sebep oldu. Daha önce de çok kez iş bırakma eylemleri ile hak mücadelesi veren sağlık çalışanlarının yaşadığı sıkıntılarla ilgili bilgi veren KESK'e bağlı Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) İzmir Şube Yönetim Kurulu üyesi Hemşire Gülistan Kılıç Koçyiğit, özellikle kadın hemşirelerin cinsiyetçi tutumlardan, fiziksel şiddete varana kadar pek çok sıkıntı ile karşı karşıya kaldığını söyledi.
Üniversite hastanelerinde sömürü çok büyük
Çok kalabalık servislerde 30-40 hastaya gece nöbetinde bir hemşirenin bakmasının başlı başına bir dert olduğunu söyleyen Gülistan bu durumun kendileri için çok yıpratıcı olduğunu dile getirdi. Ardından gelen süreçte ise yeterli koşullarda dinlenmeye zaman ayıramadıklarını, dinlenmek için ise depodan bozma odaları hemşirelere verdiklerini, çoğunda havalandırmanın dahi olmadığını ifade etti. Gülistan "Toplumda emek veren pek çok emekçi gibi sağlık çalışanlarının da bir değeri yok" dedi. Özellikle üniversite hastanelerinde durumun iyice kötüleştiğini söyleyen Gülistan " Üniversite hastaneleri kısmen özerk olduğu için kadro tahsisi yapılmıyor. Çoğu arkadaşımız üniversite hastanelerinde sözleşmeli olarak kölelik statüsünde çalışıyor" dedi.
'Hemşireyiz köle değiliz'
Daha önce ki süreçlerde Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde ki iş bırakma eylemlerini hatırlatan Gülistan "Normalde hangi serviste çalışıyorsanız orada hizmete devam edersiniz. Fakat 9 Eylül'de ki arkadaşların her gün çalıştığı servisler değiştiriliyor. Bir gün dahiliyede,bir gün ortopedide sizden hizmet vermeniz bekliyor. Fakat bu hem hasta için, hem hemşire için büyük bir tehlike" dedi. Ayrıca çalışanların sürekli mesaiye çağrılması ve çalışma saatlerinin uzamasının pek çok çalışanı yıprattığını dile getiren Gülistan "Ardından gelen süreçte ise iş bırakma eylemleri başladı" dedi. Ege Üniversitesi Hatanesi'nde de "Hemşireyiz köle değiliz" sloganı ile acil çalışanlarının başlattığı eylemleri de hatırlatan Gülistan tüm bu işin psikolojik yanı bir yana fiziksel boyutunun da olduğunu söyledi. Hasta yakınlarının çalışma sırasında kendilerine "Allah size yardım etsin işiniz çok zor" dediğini söyleyen Gülistan aynı desteği eylemler sırasında da beklediklerini çünkü eylemleri yalnızca kendileri için yapmadıklarını, tükenmiş bir sağlıkçının hastanın da hayatını riske soktuğunu dile getirdi.
Müşteri-ticarethane ilişkisi şiddeti arttırıyor
Hükümetin uyguladığı Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin de tırmandığını dile getiren Gülistan "Hastaneler kendini finanse ederek para kazanıyor ve hekimlerde bu paradan "performans" adı altında ücret alıyor. Hekimler daha çok hasta bakmak, daha çok ameliyata girmek gibi bir baskı hissederken bunun yansıması da hemşireye oluyor" dedi. Bir hekimin günde yüz hastaya bakması için yalnızca hasta başı iki üç dakika ayırması gerektiğini ve bunun da nitelikli bir tedavi olmadığını söyleyen Gülistan "İyi bir tedavi alamayan hasta sürekli hastaneye gidip gelecek ve öfkesi de bize yönelecek. Hâlbuki sıkıntı müşteri ticarethane ilişkisi kurulmasında" dedi. Şiddet uygulayan hasta yakınlarına ceza verilmesinin de çözüm olmayacağını söyleyen Gülistan "Asıl hastanelerini ticarethaneye dönüştüren mantıktan vazgeçmek gerek. Yoksa biz çok fazla şiddete uğrayan hemşire ve hekim haberine tanık olacağız" dedi.
Hemşireler cinsiyetçi tutumlara maruz kalıyor
Hemşireliğin bir de cinsiyetçiliğe maruz kalan bir meslek olduğunu söyleyen Gülistan meslek lisesinden çıkan 18 yaşında bir hemşirenin kendinden beklenmeyecek bir yükün altına girmek durumunda olduğunu ve kazandığı paranın ise "Aileye ek gelir" statüsünde verildiğini dile getirdi. Kadınların yoğun olarak çalışmasından kaynaklı ek gelir olarak görüldüğünü söyleyen Gülistan "Ek ödemelerimizi de alamıyoruz izin kullandığımız veya hastalandığımız zaman" dedi. Ayrıca hizmet üretirken hastalardan veya erkek çalışanlardan fiziksel ve sözlü tacizine maruz kaldıklarını söyleyen Gülistan "Bütün emek yoğun hizmetler kadınların sırtına yüklenmiş durumda. Evde de hasta ve çocuk bakımı hep kadınların sırtındadır. Bu durumu da bir son verilmeli" dedi.
Farklı servisten hasta kaydırmalara dikkat!
Hastalara bir uyarıda da bulunan Gülistan sağlık sektörünün girdiği yeni süreçte "Yatakları boş bırakmamak adına farklı servislere hasta kaydırılıyor. Yani çocuk hastayı göğüs hastalıkları bölümüne yatırılıyor para kazanmak adına. Bunun vicdan azabını çekiyoruz. Özellikle çocuk hasta yakınları buna karşı durmalı. Kapitalizm para kazanmak adına sınır tanımıyorken olan hastalara oluyor. Böyle bir durumla karşılaşırlarsa mutlaka itiraz etmeliler" dedi. Son olarak mücadeleye vurgu yapan Gülistan "Bizleri 4A, 4B, taşeron, hekim, hemşire diye ayrıştırmaya çalışıyorlar. Öncelikle bütün arkadaşların sağlık çalışanı olarak bütün sayılması gerekiyor. Bütün arkadaşlarımın yanımızda yer almaları ve hak mücadelesinde bize destek olmalarını istiyoruz" dedi.
(fk)

