'Travmalar hakikatlerin ortaya çıkarılmasıyla düzelir'
09:03
Dilan Karamanoğlu / JINHA
AMED - Kürdistan'da kadınların genellikle psikiyatrik rahatsızlıklar sebebiyle hastanelere başvurduğunu belirten uzmanlar, bunun büyük bir çoğunluğunun savaşın tahribatı olduğuna dikkat çekiyor. Uzmanlar, "Bunun temeline inildiğinde savaştan dolayı geçmişte yaşanan travmalar olduğunu söyleyebiliriz. Rahatsızlıkları ilaç tedavisiyle çözüme kavuşturamıyoruz ve hastaların asıl tedavisinin daha çok hakikatin ortaya çıkarılması adaletin sağlanmasıyla belki bir dereceye kadar düzelebileceğini düşünüyoruz" dedi.
Kadınlar günlük yaşamın kendisine vermiş olduğu ağır yüklerin travmalarıyla yaşamlarını devam ettirmeye çalışırken bir de bunlara geçmiş dönemde yaşadıkları sorunlar ekleniyor. Günlük yaşam sorunları yine gün içerisinde atlatabilmenin olanakları bulunurken geçmişin izleri tüm yaşamlarını etkileyebilecek sorunlara dönüşüyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkiye Psikiyatri Derneği Diyarbakır Şube Başkanı ve Ruh Sağlıkları Uzmanı Dr. İsrafil Bülbül, bölgede yaşayan kadınların psikiyatri başvuru sebeplerinin başında genelde psiko somatik ağrılar, baş ağrıları ve vücut ağrıları olduğunu belirterek, kadınların yaşadıkları beden ağrılarının birçoğunun psikiyatrik hastalıklar olduğunu söyledi. Psikiyatrik hastalıkların temelinde ise daha önceden yaşadıkları travmalar yattığını dile getiren İsrafil, bölgede 30 senedir yaşanan savaş sebebiyle birçok kişinin ve özellikle kadınların yaşadıkları travmaları atlatamadıklarını söyledi. Kadınların öncelikle dahiliye, cerrahi bilimler, KBB gibi başka bölümlere gittiklerini ve oradaki doktorların yönlendirmeleriyle psikiyatriye geldiklerini ifade eden İsrafil, "Diğer doktorlar tarafından yönlendirilen kadınlarda depresif bozukluklar, anksiyete bozuklukları, özellikle de travmayla ilgili bozukluklar olduğunu saptayabiliyoruz. Çoğu hasta zaten şikayetinin psikiyatrik olduğunun farkında değil" dedi.
'Depresyon vücutta ağrı olarak ortaya çıkıyor'
İsrafil, bölgede ki kadınların depresif şikâyetlerini bir başkasıyla paylaşmasının zor olduğunun altını çizerek, "Ben hayattan zevk alamıyorum, hiç iş yapmak istemiyorum diyen bir kadın muhtemelen evinde şiddet görüyordur. Bu durumda aynı zamanda depresyonun çekirdek belirtisidir" diye belirtti. Kadınların dilbilimsel ve kültürel olarak yaşadıkları sorunları söyleyemediğinden depresyonun bir şekilde vücutlarına ağrı olarak yerleştiğini söyleyen İsrafil, "Bu tür hastalıklarında büyük bir kısmının kadınlarda daha büyük oranda olduğunu görüyoruz. Dünya istatistik verileri depresif bozukluklar kadınlarda hemen hemen dünyanın her yerinde erkeklerin iki katıdır. Anksiyete bozukluklarında da erkeklere oranla risk faktörleri daha fazladır" dedi.
'Kadınlar travmalarla genelde kronik düzeyde rahatsızlık geçiriyor'
İsrafil, bölgede 30 yılı aşkın süren savaş ortamı nedeniyle fiziksel ve psikolojik travmaya bağlı kadınların ruh sağlıklarında büyük bozukluklar ortaya çıktığını dile getirerek, "Yüzde yüz istatistik veremiyoruz maalesef çünkü Türkiye istatistik birimi konusunda çok yeterli bir ülke değil. Ama genel gözlemimiz olarak poliklinikte ki ve klinikteki genel gözlemlerimiz olarak kadınlarında travmayla ilgili birçok rahatsızlık geçirdiğini ve genelde de kronik düzeyde olduğunu söyleyebiliriz" dedi. Psikiyatride yer alan dirençli hastalar kavramından bahseden İsrafil, "Lice'de 20 sene önce boşaltılan köylerde yurttaşlarda başlayan travmalarla ilgili şikayetlerin çözümünde ilaç tedavisi yeterli kalmıyor. Bunlar dirençli hastalar diye nitelendiriliyor. Elimizden gelen çok bir şey olmuyor maalesef. Her ne kadar medikal tedavi veriyor olsak da bu hastaların asıl tedavisinin daha çok hakikatin ortaya çıkarılması adaletin sağlanmasıyla belki bir dereceye kadar rahatsızlıkların düzelebileceğini öngörebiliyoruz en azından şimdiki psikiyatri bilgilerimizle" şeklinde konuştu.
'Savaş travmaları ilaçla değil yüzleşmeyle çözülür'
Travma sonrası stres bozukluğu hastalığına da değinen İsrafil, "Bu hastalık bizim bölgemizde yaşanan savaş nedeniyle maalesef yüksek oranlarda ortaya çıkabilen bir hastalığımızdır. Ve maalesef bu hastalıkta da farmakol yani ilaçla tedavide çok da etkili cevaplar alamadığımız bir hastalıktır. Tam nedenini kestiremiyoruz ama dünyada insani kaynaklı travmalar yani doğal afetler hariç olan travmalarda tedaviye cevabın daha çok travmayı yaşayan kişinin o travmayı anlamlandırabilmesiyle ilgili bir şeydir" dedi. İsrafil, "Başına niye böyle bir şey geldiğini önce adlandırması lazım bunun için de değindiğimiz gibi hakikatin ortaya çıkarılması lazım. Bu kişilerin köyleri niye boşaltıldı. Gece yarısı bunlar evlerinden niye çıkarıldı. Bu insanlarda travma yaratan soru bu. Bu soruların cevabının ortaya koyulması lazım ve bu sorunlarla ilgili yüzleştirmenin de yapılması gerekir" diye konuştu.
(fk)

