'Zehra'nın cesaret ve iradesi hep vardı'
09:06
JINHA
SÊRT - Kobanê'de DAİŞ çetelerine karşı savaşırken yaşamını yitiren YPJ savaşçısı Zehra Sezgin'in (Jin Viyan), cesaret ve iradesiyle geriye önemli bir miras bıraktı. O'nu anlatan annesi Zahide Sezgin, "Çocukluğundan bu yana birşeyden korkmadı, hep korkusuz ve bize yapılanlara karşı hesap soran konumdaydı. Kendine yakışanı yaptı" diyor
Kobanê'de DAİŞ çetelerine karşı savaşırken yaşamını yitiren 22 yaşındaki Zehra Sezgin (Jin Viyan), çocukken devletin ailesine ve kendisine yaşattığı kötü anları hiçbir zaman unutmadı ve bu bilinçle 27 Mart 2014 tarihinde YPJ saflarına katıldı. Yedi çocuklu bir ailede dünyaya gelen Zehra, her zaman neşeli ve güzel bir çocuk oldu. Sert özelliklere sahip olan Zehra, korkusuz, cesaretli ve iradeliydi. Lise döneminde spor konusunda çok yetenekli olan Zehra, voleybol oynadı, koşulara katıldı, yüzme hakemliği yaptı ve spor sayesinde birçok şehre gitti. Özgür bir yaşam hayalini her gün içinde büyüten Zehra, hayal ettiği yaşamı halkına miras olarak bırakmak istedi. Bu düşüncelerle DAİŞ çetelerinin Kobanê ve çevresine yaptığı saldırılara karşılık oradaki halkını korumak amacıyla YPJ'ye geçen Zehra, Kobanê'de kısa sürede komutanlaştı. Kobanê temizlik operasyonları kapsamında DAİŞ çetelerinin bıraktığı mayınlardan defalarca yaralanan Zehra mücadelesine devam etti. Her defasında ailesine ve arkadaşlarına kendisini ayakta tutan şeyin iradesi olduğunu söyleyen Zehra, ailesini de hiçbir zaman unutmadı. Kobanê'de 6 Mart günü şahadete ulaşan Zehra, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde defnedildi.
'Bunu onlara bırakmayacağım' diyordu
Zehra'nın annesi Zahide Sezgin, kızının YPJ saflarına katılışının nedenlerini anlatarak şöyle dedi: "Eşim bir dönem cezaevinde kalmıştı. Cezaevinden çıktıktan sonra polisler sürekli bizim evimize baskın yapıyordu. Her geldiklerinde evimizi dağıtıyorlardı. Sürekli bizim bir şeyler sakladığımızı söylüyorlardı. Çocuklarımı dövüyorlardı, eşimi dövüyorlardı. Zehra bunları hiçbir zaman unutmadı. Çocukken sürekli soruyordu 'Anne babama neden böyle yapıyorlar, bize neden böyle davranıyorlar' diye. 'Ben bunu onlara bırakmayacağım' diyordu. Çocukluğundan bu yana birşeyden korkmadı, hep korkusuz ve bize yapılanlara karşı hesap soran konumdaydı. Kendine yakışanı yaptı" dedi.
'Polislerin yaptıklarını hiçbir zaman unutmadım'
Zehra'nın Kobanê'de kendisini birkaç kere telefonla aradığını ifade eden Zahide, "Ona telefonda 'Neden gittin' diye sordum. O da bana 'Anne sen polislerin bize, babama yaptıklarını hatırlamıyor musun? Ben onları hiçbir zaman unutmadım. O zamanlar küçüktüm belki ama bunların hiçbirini unutmadım. Hepsini hatırlıyorum' dedi. Zehra gittiği zaman üniversite öğrencisiydi. O kadar okul okudu. Spor yeteneği sayesinde neredeyse gitmediği, gezmediği şehir kalmamıştı. Ama ona rağmen gidip halkı için, savaşmayı seçti. Bize yapılanları unutmadığını herkese göstermek istedi" şeklinde konuştu. Kızının kendisine hep 'beni özleyeceksin anne' dediğini dile getiren Zahide, "Bende ona hep 'Neden, nereye gideceksin ki seni özleyeceğim' diye soruyordum. Aslında farklı bir şekilde de olsa gideceğini söylüyormuş bana. Ama ben hiç anlamadım" dedi. Zahide, kızının çok korkusuz, cesaretli ve iradeli olduğunu belirterek, "Akşam markete gidilmesi gerektiği zaman hep Zehra giderdi. Kimseden ya da hiçbir şeyden korkmazdı" diye konuştu.
'Gitmek onun en büyük hayaliydi'
YPJ saflarına katılmanın kızının hep hayalini olduğunu söyleyen Zahide, kızının gittiği günü şöyle anlattı: "Kendisi yaşında bir teyzesi vardı. Kendi kız kardeşinden daha fazla yakındı ona. Gideceği gün aklına koymuş. Teyzesini akşam yanına çağırdı. Ağabeyinin yanında çalışıyordu. Normalde Çarşamba günleri izin yapardı ama bu defa Perşembe günü için izin aldı. Gece teyzesiyle beraber uyudu. Sabah çok erken kalktı. Ben de ona izinli olduğunu neden bu kadar erken kalktığını sordum. Sınavının olduğunu söyledi. Sonra evden çıktı, bir daha da gelmedi. Kobanê'de beni aradığında gitmeden önce herkesi uyurken tek tek öptüğünü söyledi. Bana 'Seni de öpmek istiyordum, sarılmak istiyordum. Ama anlamandan korktuğum için yapamadım' dedi. Ben de kendi yolunu seçtiğini, artık bizim için arkadaşlarından hiçbir farkının olmadığını söyledim. 'Hepinizin yolu açık olsun. Onlar da bizim çocuklarımız, yoldaşımız, sen de öylesin' dedim. Gitmek onun en büyük hayaliydi."
'Seni şehit annesi yapacağım diyordu'
Zehra'nın arkadaş çevresinin çok geniş olduğunu söyleyen Zahide, "Şehit olduğu haberini alanlar çok üzüldü. Bütün arkadaşlarının, Önder Apo'nun başı sağ olsun. Hepimizin başı sağ olsun. Zehra, kısa bir süredir savaşta olmasına rağmen komutan olarak hayatını kaybetti" diye belirtti. Zehra'nın cenazesinin halk tarafından çok güzel sahiplenildiğini dile getiren Zahide, "Bu bizim için çok değerliydi. Biz onun doğru bir şey yaptığına zaten inanıyorduk. Ama halkımız bunu bize tekrar gösterdiği için de arkasından ağlamak istemiyoruz. Bana oradayken telefon açtığında, 'Seni şehit annesi yapacağım' diyordu. Ben de ona 'Bana gerilla annesi olmak yetiyor, ben böyle kalsam da olur' diyordum" dedi.
'Yedi çocuğu vardı onun yerine benim şehit olmam gerekiyordu'
Zahide kızıyla ilgili anlatımlarına şöyle devam etti: "Bir keresinde bana bir arkadaşının şehit düştüğünü söyledi. Şehit düşenin yedi çocuğu varmış. Bana 'Anne arkadaşım şehit düştü, yedi çocuğu vardı. Onun yerine benim şehit olmam gerekiyordu. Çok zoruma gidiyor bu durum. Arkadaşlarım yanımda, gözümün önünde şehit oluyorlar, yaşamak bana zor geliyor' dedi. Bir keresinde de orada sırılsıklam olmuş ayaklarıyla saatlerce yürüdüklerini söyledi. Zor koşullarda savaştıklarını anlatıyordu. 'Nasıl dayanıyorsun kızım' diye sorduğumda, 'İrademiz bizi ayakta tutuyor anne' dedi. Biz artık bu savaşın son bulmasını istiyoruz. Artık çocuklarımızın şehit olarak gelmesini değil, gülümseyerek yanımıza gelmesini istiyoruz."
(şö/dk/fk)

