YPJ'li doktorlar: Sistemin verdiklerini elimizin tersiyle ittik

10:20

 


JINHA


KOBANÊ - Kobanê'deki tarihi direnişte yer alan YPJ'li doktorlar, cepheden cepheye koşarak arkadaşlarının yaralarına müdahale ederken, arkadaşlarını katleden, akıl almaz işkenceler yapan yaralı DAİŞ çetelerini de tedavi ederek insanlık dersi verdi. Dr. Aran Güneş, "Biz YPJ'li kadınlar, tüm renklerimizle varlığımızı koruyoruz. Onun için sistem yaşamını elimin tersiyle iterek hem özgür kadın savaşçısı oldum, hem de kadın ordusunda doktorluk görevini üstlendim" dedi.


İşgal ettiği yerlerde kafa kesme, el kesme, kurşuna dizme, yakma gibi bir çok insanlık dışı uygulama ile dünya gündemine oturan DAİŞ çetelerinin, Kobanê'de insanlık dersi olacak bir uygulama ile karşılaştıkları ortaya çıktı. Tarihe not düşerek, destansı bir direnişle işgal edilen Kobanê'yi özgürleştiren YPG/YPJ savaşçıları, esir aldıkları yaralı çeteleri tedavi etti. Kobanê'de derme çatma bir binada sağlık hizmeti veren YPJ'li doktorlar, yeterli imkanları olmadığı için bir çok savaşçı arkadaşlarını kurtaramadıklarını söyledi. YPJ'li doktorlar, Kobanê direnişinde cephe cephe sundukları sağlık hizmetini anlattı. YPJ'li doktorlarDr. Aran Güneş Efrin, Batmanlı Helin Beritan ve Doktor Arin Kobanê sorularımızı cevapladı.


*Kobanê direnişine ne zaman katıldınız? Yaşanan bu destansı direnişte ne tür zorluklarla karşılaştınız?


Halep Üniversitesi'nde Tıp Fakültesini bitirdikten sonra 2003 yılında Efrin'de doktorluk görevine başladım. Kobanê'de başlayan savaşla birlikte YPJ saflarına katılarak yaralı savaşçıları tedavi etmeye başladım. Yoğun savaştan dolayı 6 aydan bu yana tüm savaş cephelerinde ve hastanelerde yaralı tedavilerinde bulundum. Bir yandan YPJ savaşçılığı öte yandan doktorluk yaptım. Çok önemli bir alanda yerimizi aldık. Savaşı her irade sahibi olan bir birey yapabilir ama insan yaşamını kurtarmak biraz daha farklıdır ve sorumluluğu da bir o kadar büyüktür. Kendi toprağını savunan bir Kürt savaşçıyı tedavi etmek kutsal bir şeydir. Bir çatışmada ağır yaralanan bir arkadaşını kurtaramamak çok ağır bir yük olarak omuzlarına biniyor. İmkanlarda çok kısıtlıydı. İlaçlar neredeyse yoktu. Bir çok yaralı savaşçıya acil kan ihtiyacı vardı ve bir çok arkadaşımız bu şekilde şehit düştü.


* YPJ'de doktorluk yapmak nasıl bir duygudur? Ayrıca ilaç sıkıntısı olduğunu söylüyorsunuz; farklı bir tedavi yönteminiz var mıydı?


YPJ saflarında doktorluğu ahlak, vicdan ve yoldaşlık temelleri üzerinde ele aldığımızda, psikolojik, ruhen, fikren ve fizyolojik açıdan destek verdiğinde o yaralı arkadaşının iyileştiğini görüyorsun, bu çok farklı bir duygudur. Dünya sistemlerinin tamamında bir doktorun görevi muayene etmek, ilaç yazmak, yada ameliyat yapmaktır. Biz her yöneyle yaralılarımız ile ilgilenmek zorundayız. Bazen ilaç bir yarayı iyileştiremeye biliyor ama o yaralının iyileşmesi için fikren ve ruhen yardımcı olduğun taktirde yaralının yaşam azmi daha da güçleniyor. Gerçek doktorluk bence ilaç vermekle mükellef olmamalıdır. Her yönüyle ilgilenmek gerekiyor. bir çok arkadaşımızın yaraları çok ağırdı ama onun yarasını ve acısını paylaşıyoruz. Tıbben iyileşmenin yüzde 90'nı psikolojiktir. Bence dünyanın en zor mesleğidir, hele Kürt mücadelesi içerisinde doktor olmak bir o kadar daha zordur.


* Peki hiç çocukluk arkadaşınıza yaralı olarak müdahale ettiniz mi? O anda nasıl bir duygu yaşadınız?


Birlikte çocukluğumuzun geçtiği bir çok arkadaşımın yaralarına müdahale ettim. Açık söylemek gerekirse çok zorlandım. Örnek verecek olursak sınır kapısında DAİŞ'in bombalı saldırısında normal bir insan o koşulları kaldıramazdı. Ancak Önder Apo'nun fikirlerini benimseyenler kaldırabilir ve anlam verebilirdi. Savaş koşulları psikolojimiz üzerinde de büyük bir tahribata neden oldu. Kapı saldırısında çok yoğun bir çatışma yaşanıyordu ve kurşunlar başımızın üzerinden geçiyordu. İşte o anda hiç bir şey düşünmüyorduk. Tek bir hedefimiz vardı, o yaralı arkadaşlarımızı kurtarma gayreti içerisindeydik. Bir çok arkadaşımızı sırtımıza alarak savaş alanın dışına çıkarttık. O sırada benim çocukluk arkadaşım Özgür'ün yaralı olduğunu öğrendim, hastane de yıkılmıştı. Onu depoda gördüm ve o an son nefesini veriyordu. Eğer farklı bir koşulda olsaydı belki o arkadaşımızı kurtarmış olurduk. O an içimde büyük bir kin ve nefret ortaya çıktı. Kendimi imha etmek istedim. Ama heval Özgür, savaş süreci boyunca hep şunu söylüyordu; 'Tek hayalim YPJ savaşçılarının bir daha Miştenur Tepesi'nde halay çekmelerini görmektir.' O hayali ve güler yüzle şehit düştü. İşte o arkadaşların şahadeti karşısında duygusal yaklaşıp bilinci devre dışı bırakırsak, her yeri talan edebilecek derecede öfke birikiyor. Ama arkadaşlarımızın yaşamını kurtarmak için duygularımızı geri plana atmak zorundayız, ancak gece başımızı yastığa koyduğumuzda kendimizle baş başa kalıyoruz.


* Bir doktor toplumu bırakıp savaşçı oluyor! Sistemin olanaklarını nasıl bırakıp YPJ'ye katıldınız?


Sistem birey üzerinde köleliği dayatıyorsa, içinde bir isyan kıvılcımı sürekli yanıyor. Nerede özgürlüğe giden bir yolu görürsen yönünü oraya veriyorsun. Yaşamak istediğimi ve hayal ettiğimi, ancak bu hareketin içerisinde bulabilirdim. Bu esas üzerine katılımım oldu. Sistem mantığı ile yaklaştığımızda, paran varsa, mal mülkün varsa yeterlidir. Ama insan içindeki özgürlük tutkusu esir alınırsa, o her zaman kaybettiği özgürlüğünün peşinde olacaktır. Kendimi hayal ettiğim tek yer özgürlük mücadelesiydi. Dünyada hiçbir hareket, hiçbir lider Önder Apo'nun olduğu kadar kadının güç olmasına vesile olamamıştır. Önderlik kendi fikirlerini kadın şahsında inşa etti. Tarihte ilk insanlığı açığa çıkartan kadın olması itibariyle Önderlik bu felsefe ile Ortadoğu kadını için bir ışık oldu. Biz hastalarımızın hastalığının kaynağından başlıyoruz. Önderlikte kadının tarih boyunca rolünü göz önünde bulundurarak nasıl bir yaşama sahip olması gerektiğini öğretti. Toplumun yarasının kaynağına indi. Kadının irade ve rol sahibi olabilmesi için devrimsel bir çıkış gerçekleştirdi. Önderliğin verdiği inanç felsefesine bağlı kalarak özgür yaşamın inşasında yerimizi alıyoruz. Maddi açıdan insanın her şeyi olsa da ruhen ve manevi yönden sorun yaşıyorsa her an bir acı çekiyordur. Rehber Apo, kadının manevi yönünü güçlendirdi. Kendisine güvenemeyen Kürt kadının güçsüzlüğü ve kırılan yönünü açığa çıkardı. Tüm dünya sistemlerinde, hatta demokrasinin öncülüğünü yaptığını savunan ülkelerde bile kadın hakkı yoktur ama bu hareket içerisinde böyle değildir. Biz YPJ'li kadınlar, tüm renklerimizle varlığımızı koruyoruz. Onun için sistem yaşamını elimin tersiyle iterek hem özgür kadın savaşçısı oldum, hem de kadın ordusunda doktorluk görevini üstlendim.


* Kobanê'de yaşanan savaşta yüzlerce savaşının yarasına merhem sürdünüz, ağır yaralı olup ta savaş cephesine gitme ısrarı olan savaşçı ile hiç karşılaştınız mı?


Şehit Dicle, Şehit Pelda, Beritan, Şehit Slava, Şehit Hebûn vardı. Bu arkadaşlarımız ağır yaralıydı ve onların hastanede bir süre kalmaları gerektiğini belirttik. Şehit Hebûn'un bileğindeki sinir damarları kesilmişti. Şehit düştüğünde halen eski yarası açıktı. Heval Dicle yoğun çatışmaların olduğu bölgede gece saat 22.00 sıralarında yaralanmıştı ve arkadaşın yarasına müdahale etmem için gitmemi istediler. Gittiğimde DAİŞ ile arkadaşlarımız iç içe girmiş, aramızda duvarlar vardı. 5 metrelik bir mesafede arkadaşın yarasına müdahale ettim ama çok ağır yaralanmıştı. O sırada eski yarasına gözüm çarptı. Arkadaşı kurtaramadık. Dicle Heval hastanede yatıyordu. Kendisi gelip bana 'Cepheye gideceğim' dedi. Bende 'hayır gidemezsin çünkü belindeki yara daha açıktır', dedim. Oturup ağlamaya başladı. Cepheye gideceğim ısrarına tamam dedim ama iki gün daha bekle öyle git dedim. Fakat sabahın erken saatinde Dicle heval, Beritan heval ile birlikte çantalarını sırtlayarak cepheye gitmişler. Hastanedeki görevli arkadaşlara da 'Yemek almaya gidiyoruz' demişler. Dicle ve Beritan hevalin yaraları açık olmasına rağmen bedenlerinde açılan yeni yaralarla cenazeleri geldi. Şehit Pelda yine büyük bir ısrarla cepheye gitti. Yaralarını sarmıştım, her gün yarasının iyileşmesi için ilgileniyordum ama bir hafta sonra kendisini bir daha görmemek üzere gitti ve şehit düştü. Şehit Silava ayağından kanas kurşunu ile yaralanmıştı, Şehit Delila gözüne kurşun isabet etmişti. Bu arkadaşlar tüm ısrarlarımıza rağmen yaralı halde savaşın ortasında yerlerini aldılar. Kobanêli bir Dicle arkadaşımız vardı, yaralanmıştı. Onu hastaneye taşıyorduk. Yolda yaralı arkadaşımızın zorla ağzından cümleler dökülüyordu ve 'ne olursa olsun ben yaşayacağım ve arkadaşlarımın intikamını misliyle alacağım' diyordu. Oysa ismini öğrenmek için kendisine sorduğumuzda zar zor ismini söyleyebiliyordu. Onlarca arkadaşımız Kobanê özgürleşmeden şehit düştüler ve gözleri açıktı. Bu belki ruhendir yada inançsal bir şeydir, bu benim kişisel gördüğüm bir detaydır. Kent özgürleştiğinde ise tüm arkadaşlarımızın gözü kapalıydı. Hiçbir arkadaşımızın gözünün açık olduğunu görmedim.


* DAİŞ sağ yakaladığı YPG'lileri katlediyor peki hiç YPG/YPJ'nin eline düşen yaralı DAİŞ çetelerini de tedavi etme şansınız oldu mu?


Son dönemde 3 arkadaşımız DAİŞ'in eline esir düştü. Bir arkadaşımız şehit düşmüştü, 2 arkadaşımız ise yaralıydı. Arkadaşlarımız çembere alındığı için son kurşununa kadar çarpışmışlardı. O arkadaşlarımızın başını kesmişlerdi ve başlarını taş üstüne bırakmışlardı. Oysa biz yaralı DAİŞ üyelerine ilk müdahaleyi yapıp yaralarını sardık. Yemek, su tüm ihtiyaçlarını karşıladık. Cezaevinde bulunanlara da aynı muamelede bulunuyoruz. Kadın arkadaşlarımızın cenazesi ellerine geçmişti, DAİŞ akıl almaz yöntemlerle cenazeler üzerinde tahribat yaratmıştı. Dünyada eşi benzeri olmayan bir barbarlık ile arkadaşlarımıza yönelik uygulamaları olmuştu. Oysa kendim bizzat DAİŞ üyelerini bire bir tedavi ettim. İyileştikten sonra hukukun gereği savaş esiri olarak muamele gördüler. Biz can kurtarmakla mükellefiz.


9 yıldır doktorluk yapan Batman'lı Helin Beritan'da Rojava devrimi ile birlikte Rojava'nın tüm kantonlarında savaş cephesinde yaralı YPG/ YPJ savaşçılarını tedavi etmiş. Beritan'da sorularımızı cevapladı.


* Kobanê'de kıyameti andıran zorlu bir savaşta zaferi elde ettiniz. Hem bir savaşçı, hem de bir doktor olarak burada neler yaşadınız?


2006 yılından bu yana doktorluk yapıyorum. Kobanê'de 6 aydır görev alıyorum. Başta şunu belirtmek istiyorum. Burada tıbbi olanaksızlıklar ve ilaç eksikliği ile işimizi daha çok moral verme boyutuyla gerçekleştirdik. Buraya gelen çok sayıda akademisyen ve doktorlar yaptığımız işin ciddiyeti karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediler. Kobanê savaşında yerimizi aldığımızda yaralanan arkadaşlarımızın yaralı haberi geldiğinde o an kıyamet bile kopsaydı yaralının bulunduğu yere ulaşıyorduk. Çok kan kaybeden arkadaşlarımızın iradeleri şehit düşmediğine şahit olduk. Arkadaşlarımız DAİŞ'in eline düştüğünde insanlık dışı uygulamalara maruz kalıyordu, ancak biz Hipokrat yeminimizin gereği onları tedavi ettik.


* Kobanê direnişinde kaç YPJ'li doktor görev yapıyordu? Savaş sırasında aranızda yaşamını yitiren oldu mu?


Kobanê direnişinin başlangıcından bu yana 6 kadın doktor olarak her birimiz farklı bir cephede görev yapıyorduk. Kuzey Kürdistan'dan YPJ saflarına katılan Viyan adında kadın arkadaşımız şehit düştü. Ama 6 kişilik bir ekip yeterli olmuyordu. Cephe çok genişti ve savaşın yoğunluğu nedeniyle yaralı sayısı çok yüksekti. Bir yaralıya müdahale etmek için yola çıktığımızda yüz metre ileride başka bir yaralı arkadaşımız kan kaybından yaşamını yitiriyordu. Bazen bir saatlik yola yarım saatte ulaşabiliyorduk.


* Yitirilen bu kadar savaşçı sonrasında siz yine çok güçlü duruyorsunuz!


Kobanê'de şehit düşen tüm arkadaşlarımız değerlidir ama bazı arkadaşların şahadeti başlı başlı başına bir tarihti. Bu şahadetler karşısında moralimizi düşürsek ne savaşabilir nede arkadaşlarımızı kurtarabiliriz. Yüzlerce yıl unutulmaması gereken bu kahraman şehitlerin gidişini kendimize engel görme şansına sahip değiliz. Daha da güçlenip arkadaşlarımızın intikamını almalıyız ve yaralanan arkadaşlarımızı tekrar yaşama geri getirmeliyiz.


2012 yılında Diyarbakır'dan Rojava Devrimi'ne katılan Doktor Arin Kobanê, gülümseyen yüzü ile sorularımızı yanıtlıyor.


* YPJ'de doktor olmak nasıl bir duygudur?


2012 yılından bu yana YPJ içerisinde doktorluk görevimi sürdürüyorum. Savaş ortamında doktorluk görevini üstlenmek çok zordur. Bizde ki doktorluk, sistem içerisinde doktorluk yapmaya benzemiyor. Burada biz düşmanımızı bile tedavi ediyoruz. İnsanlık düşmanı DAİŞ'li bir militanın yarasına müdahale ettim ve onun ölmemesi için doktorluk görevimi yerine getirdim. Bu duruma bazı genç arkadaşlarımızın içten içe tepki gösterdiğinin farkındaydım ama bizim felsefemizin gereği böyledir. Bizim amacımız DAİŞ öldürmek, yada Kürtlere düşmanlık eden DAİŞ'in dışındaki güçleri öldürmek değil. Özgürlük hareketi olarak tek bir hedefimiz var. Bu coğrafyada tüm halkları korumaktır. Fakat o sırada yaralı olan DAİŞ çetesi belki arkadaşlarımızı katletmiştir. Ben ilk kez kendi düşmanım ile karşı karşıya kalıyordum. Psikolojik olarak ta çok zordur ama insani yönünü ele almam gerekiyordu. Hatta o hasta iyileşmeyene kadar sorgulanmasına dahi izin verilmiyor.


* Savaşta yaralanan arkadaşlarınızın aklınızda kalan son sözleri var mı?


Bir çok arkadaşım elimde şahadete ulaştı. Bir örnek verecek olursam, Heval Berxwedan düşmanların arasında yaralı olarak kalmıştı. Kendi yarasına müdahale edebilmek için çatışmanın ortasına girdim ama heval Berxwedan elimde oracıkta şehit düştü. Çok hassas yerinde yaraları vardı. Kendisine söyledim sakın şehit düşeceğini düşünme ama o beni gördüğünde çok kısık bir sesle son sözleri; 'Biji YPJ, Biji YPG, Biji Serok Apo' oldu. Heval Berxwedan, Kobanê'nin özgürlüğünden bir gün önce şehit düştü. Böyle anılarım çok oldu. Biz arkadaşlarımızın karşısında asla soğuk kanlılığımızı elden bırakmıyoruz. Zaten bu kahramanların çelikten iradeleri olmamış olsaydı burada bir gün dahi yaşayamazlardı. Bence savaş ortamında insanın hayatta kalmasına vesile olabilen tek şey, moral, inanç ve iradedir. Biz tarifsiz bir iradeye sahip olan bir ordu içerisinde yerimizi alıyoruz. Kobanê artık şehitlerin kenti olarak Kürdistan tarihinde yerini almıştır. Biz YPJ savaşçıları olarak ta arkadaşlarımızı kurtarmak için son nefesimize kadar üzerimize düşen görevi yerine getireceğiz.


(öç-fa/mç/fk)